Translate

arıcılık kursu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arıcılık kursu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2014 Pazar

Arıcılık Kursu Son Gün

Bugün arıcılık kursunun son günü ve sınav yapıldı. 20 soru soruldu.

İşlerim nedeniyle kursun bundan önceki son 4 gününe gidemedim. Ancak işlenen konu başlıklarını biliyordum: Arı ürünleri; Arı hastalıkları ve zararlıları; Gezginci arıcılık; Arılarda sonbahar ve kış bakımı. Kursa gidemediğim dönemde bu konulara başka bir kaynaktan çalıştım. Bu kaynağa www.beeseurope.eu adresinden üye olarak ulaşabilirsiniz. Önemli ve güncel bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Yeni başlayanların bu kaynağa bir göz atmalarını öneririm.

Kursun başarılı geçtiğini söyleyebilirim. Çok şey öğrendim. Arılıklara giderek uygulamlar da yaptık. Hocamız konusunda uzman ve başarılı bir eğitmendi. Kendisine tüm emeklerinden dolayı buradan teşekkür ediyorum. Kursu düzenleyen İstanbul Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Onur Çilenk'e de düzenlediği kurstan dolayı teşekkürler. Katılımcı arkadaşlarımıza da arıcılık hayatlarında başarılar dilerim.

21 Haziran 2014 Cumartesi

Arıcılık Kursu 10.Gün

Bu hafta Prof.Dr.Muhsin Doğaroğlu'nun "Arıcılıkta Başarı Koşulları" adlı sunum dosyası üzerinden kısa bir sunum yaptı hocamız. Bu sunum dosyasının bir kaç versiyonuna internetten arama yaparak ulaşabilirsiniz.


Ancak daha önce gördüğümüz "Yemleme tarihinin tespiti" konusuyla ilgili sayfa benim daha çok dikkatimi çekti. Burada "Bal akımından yararlanacak işçi arıların yaşam öyküleri" başlığıyla isimlendirilmiş. 

Bir de konu açılmışken Prof.Dr.Muhsin Doğaroğlu'nun "Modern Arıcılık Teknikleri" isimli kitabı önerilmektedir.
-----------------o----------------

-Popülasyon düzenlemesi arıcıya bağlıdır. Yani koloniyi genişletme yönü arıcıya bağlıdır. Buradaki esas tek yöne genişletmedir. Zira arılar çift yöne genişletmeye uygun değildir.

-Kovanın bakabileceği en iyi yön Güneydoğu'dur.

-Arı konaklama belgesi arıların götürüleceği yerin İlçe Tarım Müdürlüğü'nden alınır. Doldurulur ve yine arıların götürüleceği yerin muhtarına götürülür. Yer ücrete tabi ise ödeme muhtara yapılır. Kullanılan yerden ayrılırken de İlçe Tarım'a ve muhtara bilgi verilir. Yer Orman Bakanlığı'nı ilgilendiren bir yerse muhtemelen Orman İşletme Müdürlükleri'ne de yönlendirebilirler. Bu işlemler tıpkı "hayvan nakli" işlemi gibidir. Bunun da kendine özgü kural ve kaideleri vardır.

İlçe Tarım'a kayıt olmak önemlidir. Zira çeşitli bölgelerde yapılan ilaçlama çalışmaları ile ilgili SMS ile bilgilendirmede bulunuyorlarmış. Arıların zarar görmemesi ve ürünün de sağlıklı olabilmesi için bu bilgiler önemli. Plaka almanın ve kayıt altına alınmanın başkaca bir çok yararı da varmış.
-----------------o----------------

Geçen hafta ana arı yetiştirme yöntemlerini görmüştük. Bu hafta bunlara bir yöntem daha eklendi. Demaceo yöntemi. Yöntemin ismini yanlış not aldım sanırım. İnternette bu yöntem ile alakalı bir kayıt bulamadım :) İsmi bir kenara bırakacak olursak bu en basit ana arı yetiştirme metodudur. Aynı zamanda oğul kontrol yöntemidir. Arıcılığı hobi olarak yapanlar veya küçük ölçekli yapanların kolayca uygulayabilecekleri bir yöntemdir. Bu yöntemin esası koloninin oğul için oluşturduğu ana arı memelerinin ana arı yetiştirmede kullanılmasıdır.

Bu metodun uygulanmasında en az 10 çerçeveyi geçmiş bir koloniye ihtiyaç vardır. Ve bu koloni oğul vermek için ana arı memeleri geliştirmeye başlamış olmalıdır. Arı nüfusunun arttığı dönemlerde ballığı geç atmak veya mevcut yeri daraltmak oğul için ana arı memesi yapımına sebebiyet verir.

Ana arı yumurtalı veya genç larvalı bir petekle beraber kovanın kuluçkalık katında bırakılır. Diğer petekler ballığa taşınır. Kuluçkalıktan alınan peteklerin yerine temel petek konur. Temel peteklerin tümü bir aradadır. Kuluçkalık ile ballık arasın da ana arı ızgarası konur. Ballıkta boş kalan kısma da yemlik konur. Koloni şurup ile beslenir. Ballıktaki arılar ana arının varlığını hissetmediklerinden ve ballıkta popülasyon da yoğun olduğundan dolayı günlük yumurtaları ana arı üretimi için değerlendirirler. Bu yöntemle kaliteli ana arılar üretilir. Bu metot diğer tüm metotlardan daha kolaydır. Tabi bu metodun uygulanacağı koloni 80.000'i aşmış iki katlı güçlü bir koloni olmalı.
-----------------o----------------

Ana arı üretim odasının ısısı 33 derecede sabitlenmelidir. Bu odada yüksüklere 1 su 1 arı sütü oranında su katılımış arı sütü konur. Yumurta kuru yüksüklere konmaz. Sonra her bir göz günlük yumurta konur. Yumurta yatay değil dikey konur. Aynı koloni içerisine 3 adet ana arı üretim çerçevesi konabilir. Gözler kapandıktan sonra çiftleştirme amaçlı olarak küçük oğul kutularına aktarılır.

Erkek arı üretilecek çerçeveye yarım petek takılır. Devamını arılar örer tıpkı karakovandaki gibi büyük gözlü petek örerler.

Çift aşılama yönteminde gözlere çift yumurta bırakılır. Biri olmazsa diğer tutsun maksadıyla.

Bir diğer yöntem arı sütü kullanmadan yapılan transfer şeklidir. yani gözlere arı sütü konmuyor. Ama sıcaklığın hep aynı seviyede tutulması bu yöntemde daha önemli. Gözler kurumamalı. Hava sıcaklığı ve nem dengede olmalı. Sıcaklık 33 derece ve nem oranı da % 60-65 arası olmalı. Bu yöntemde hızlı hareket etmek önemlidir.

Ana arı üretim çerçevesi kullanılmadan bir gün önceden bir gün süreyle kovanda bekletilir. Parlatma işlemleri için, ayrıca arı kokusunun sinmesi için.

Arı Ürünleri

1. Bal
Çiçeklerdeki nektardan, bitkilerin canlı dokularından salınan tatlı sıvılardan elde edilir.  Kuru maddesi %95-99 oranında karbonhidrat olan şekerli bir gıda maddesidir. Ve arıların doğal enerji kaynağıdır. Bal; arılar tarafından bitkilerin salgıladıkları ve bitkiler üzerinde yaşayan böceklerin salgıladıkları sıvılardan elde edilir ve de değişime uğratılarak petek gözlerine depo edilir. Su içeriği en fazla %25'dir. Fermantasyonu geçiştirecek şekilde fazla suyunu uçururlar. Kuru madde (kül) miktarı %1. Sakkaroz içeriği en fazla %8. Nektarın bala dönüştürülmesi esnasında arıların salgıladığı invertaz enzimi ile nektarın bünyesindeki sakkaroz; glikoz ve früktoz şeklinde basit şekerlere dönüştürülür.

Balın bileşeni
Balın kimyasal yapısı oldukça karmaşık bir yapı göstermekte olup birleşimi yörelere ve elde ediliş zamanlarına göre farklılıklar göstermektedir. Ortalama değerler olarak su oranı %17; früktoz %38; glikoz %31; sakkaroz %1; maltoz %7; yüksek şekerler %1,5; serbest asitler %0,4; lakton %0,14; kül %0,16; nitrojen %0,041. PH 3,91. Diastaz değeri 20,8.

Balın fiziksel özellikleri
Rengi, akışkanlığı, yoğunluğu, higroskopik özelliği, yüzey gerilimi, ısı geçirgenliği, kristalizasyonu. Balın rengi bitkisel orijine bağlıdır. Su oranı ve sıcaklık balın viskozitesini (akmazlık-akışkanlığa karşı direnç) etkiler.

Balın ışığı döndürme özelliği balın polarize ışığı sağa veya döndürmesidir ve balın kaynağına bağlıdır. Nektar balları ışığı sola salgı balları ise sağa döndürmektedir. Sakkaroz denen çay şekerinden elde edilen ballar ışığı sağa döndürür. Bu özellik balın sahte olup olmadığını anlamaya yardımcı olur.

Havadaki nem oranı balın higroskopik özelliğini etkiler. Balın nemi absorbe etme özelliği vardır.

Balın kristalizasyonu. Çiçek balları zamanla kristalize olurlar. Kristalize olan bal sahte demek değildir. Bu tür ballar benmari yöntemiyle eritilebilir. Kristalize olan ballar 45-60 derecelik suda çözünür.

Balın fermantasyonu; balın ekşimesi, mayalanması veya bozulması demektir. Olgunlaşmadan alınan ballar genelde fermante olur. Su oranı yüksek ballarda mayalar şekeri fermante ederek alkol ve karbondioksit oluşturur. Ve bal köpürür. Eğer balın nem oranı düşükse fermante olmaz.

Tat ve koku: Balın tadı; yapısındaki şeker miktarı, türü ve birbirlerine oranı ile ilgilidir. Balın kokusu ise alındığı kaynağa göre değişir. Bala uygulanan işlemler onun tadını ve kokusunu değiştirebilmektedir. Bu nedenle, ısıtma, işleme ve depolama gibi uygulamalarda balın kendine has tadı ve kokusunu bozacak yanlış işlemlerden kaçınmak gerekir.

Balın süzülmesi
Balın süzüleceği oda içi sıcaklık 25-30 derece arasında olmalıdır. Çerçeve ve petekler üzerindeki sırlar alınır. Santrifüj makinelerinde bal süzülür.

Balın dinlendirilmesi
Dinlendirilen bal içerisindeki parçacıklar balın yüzeyinde toplanır. Bunların balın üzerinden alınabilir. Bunlar arı yemi vs. için kullanılabilir. Dinlendirme süresi bir iki gündür. Daha sonra da alt kısımdaki musluktan bal alınabilir. Süzülen bal elekten geçirilir. Gittikçe incelen tek katlı eleklerden geçirilen bal; mum kırıntıları ve yabancı maddelerden arındırılır. Buna rağmen küçük parçacıklar ve kabarcıklar balın rengini bulandırır.

Depolama
Bal kapalı kutularda ve hava ile ilişkisi olmayacak şekilde saklanmalı. Örneğin kapaklı cam kavanozlarda. Ambalajlanan ballar oda sıcaklığında tutulmalıdır.

Balın kullanım alanları
Sofralık bal, krem bal, meyveli bal, ...

Balda kristalizasyonu önleme yöntemleri
a) Ultrasonik dalga yöntemi: Bala saniyede 9 kg ultrasonik dalga uygulanırsa balda kristalizasyon 15 ay süreyle önlenmiş olur. Bu yöntemin uygulanmasında ülkemizde bir sınırlama yoktur. Bu işlem büyük çaplı şirketlerde yaptırılabilir.

b)Su oranını artırmak: Belli sınırları aşmadan baldaki su oranının artırılması kristalizasyonu geciktirir fakat su oranının artırılması fermantasyonu da gündeme getirir.

c)Kısa süreli yüksek sıcaklık uygulamak: Balı 77 derecede beş dakika süreyle bekletip filtre edildikten sonra aniden sıcaklığı 54 dereceye düşürülüp ambalajlanıp pazarlanıncaya kadar 0 derecede tutulması balda kristalizasyonu engelleyen en etkili yöntemlerden birisidir.

d)Bala bazı kimyasal maddeler katmak: Bu yöntemde bala katılan kimyasal maddelerin balın genel yapısını bozucu etki göstermemesi gerekir. Market raflarındaki ballar böyleymiş.

e)Soğuk şok yöntemi: Bal 0 derecede 5 hafta süreyle tutulduktan sonra 14 derecede depolanır. Böylece hiç kristalize olmadan iki yıl boyunca saklanabilir. Normalde bal 14 derecede 5 haftada kristalize olur.

2. Balmumu
İşçi arıların 12 ila 18 günlük yaş dönemlerinde karın halkalarındaki mum salgı bezlerinden salgıladıkları bir maddedir. Rengi salgılandığı an beyazdır. Sonra koyulaşır. Arılar petek gözlerini örmek için kullanırlar bunu. Arılar 1 kg balmumu üretmek için 6-10 kg bal tüketmeleri gerekir. 

Temel petek kar amacı için konur.

Mum salgılayan arılar önce bal yerler sonra 35 derecede zincirler şeklinde salkım oluşturarak mumu salgılarlar. Arılar yavru yetiştirmek, bal ve polen depolamak için gerekli olan petek gözlerini örmek üzere balmumu salgılarlar. Peteklerin balı süzüldükten sonra arta kalan mumlar ve deforme olmuş petekler eritilip yabancı maddelerinden arındırıldıktan sonra kullanılır. Balmumu arıcılık dışında bir çok sektörde kullanılır; İlaç sektörü, parfüm sektörü, diş hekimliği, eczacılık, mobilyacılık, boya yapımında, heykeltraşçılıkta, ayakkabıcılıkta, su geçirmeyen çadır üretiminde, denizcilik sektöründe kullanılır.

Balmumunun içeriği (bileşenleri)
Hidrokarbonlar %16; alkol %31; asitler %31; hidroksil asitler %13; bilinmeyen diğer maddeler %9

Balmumunun saf olduğu nasıl anlaşılır?
Balmumu benzin içerisinde tamamen erir. Saf balmumu ateşe atılınca tamamen yanar ve ortama güzel bir koku yayar. Balmumundan bir parça çiğnendiğinde dişlere yapışmaz ve ağızda kötü bir tat hissettirmez. Bir kapta 15 derecede ısıtılıp üzerine 20 gr eter damlatılırsa erir. Ancak içinde katkı bulunan balmumu erimez.

3. Polen
Çiçektozu; çiçekli bitkilerin antenlerinde oluşan ve döllenmelerinde rol alan erkek üreme birimidir. Polen; protein, vitamin, mineral madde ve enzim bakımından çok zengin bir besindir. Koloninin protein ihtiyacını karşılamak ve yavruları beslemek için toplanır, kovana taşınır ve petek gözüne depolanırlar.

Polenin şekli ve yapısı
Dışında çok sert hazmı olanaksız bir dış kabuk bulunur. (sprarederm)

Polenin bileşimi
Su %7 (%10); ham protein %20; kül %3; ham yağ %5; karbonhidrat %36; bilinmeyen %28 (%43)




Polenin toplanması ve depolanması
1. Polen oda sıcaklığında bir kaç gün içerisinde tüm besleyici değerini kaybeder.
2. Derin dondurucuda taze polen 1 yıl kadar saklanabilir.
3. Polen güneş ışığı almayacak kavanozlarda kuru ve karanlık odalarda saklanmalı.

Kurutulduktan sonraki nem alt sınırı %6 ve nem üst sınırı da %8'dir.

Polen ticari olarak üretiliyorsa kurutulmalı. Kurutulma işlemi 33 derecelik bir ısıda, doğrudan güneş ışığına maruz kalmadan. Açık havada üstü örtülü olarak, 7 gün boyunca, her tarafının eşit miktarda kuruması için her gün elin ayasıyla karıştırılarak kurutulur. Fırınlama yapmıyor isek kurutulma işleminden sonra eleme işlemi yapılır. İri polenler en kalitelileridir ve dolayısıyla da en pahalılarıdır. Elek gözlerinin genişliğine göre farklı ebatlarda eleklerden geçirilerek boylarına göre ayrılırlar. Büyük boy, orta boy ve küçük boy şeklinde.

Polenin saklanması
1.Toz şekerle karıştırılarak saklanır. Buzdolabında +5 derecede. Ya da derin dondurucuda. İki birim taze polen bir birim toz şekerle karıştırılır. Bu karışımın küflenmesini önlemek amacıyla üzeri 5 cm kalınlığında toz şeker tabakasıyla kapatılır. Bu şekilde polen 2 yıl boyunca hiç bir besin değeri kaybetmeden saklanabilir.

2.Hamur haline getirilerek saklanır. Taze polen ağırlığının %15'i kadar bal; ağırlığının %25'i kadar da kaynatılmış soğutulmuş su ile karıştırılarak hamur haline getirilir. Bu hamur, toprak bir kaba sıkıştırılarak doldurulur. Üzerine ağır bir tahta kapak veya taş konularak 36 derecede 5 gün süreyle bekletilir. Tekrar kabın ağzı açılır ve iyice sıkıştırılır. Sıkıştırıldıktan sonra da hava ile teması kesmek için üzerine eritilmiş mum dökülür. Bu hamur kek yapımında ve besin olarak kullanılabilir.

3.Vakumlama yöntemiyle saklanır. Plastik bir ambalaja doldurulan polen (böyle vakumlanabilen torbalar varmış) vakumlanarak ağzı hava almayacak şekilde kapatılıp derin dondurucuda saklanabilir.

4.Dondurma yöntemiyle saklanır.Kağıt ya da plastik ambalajlara konan polen -18 derecede 1 yıl boyunca saklanabilir.

Polen toplamada dikkat edilecek hususlar
Zirai ilaçlama yapılan yerlerden toplanmaz. Özellikle toz ilaçlamadan sakınılmalı, sıvı ilaçlama daha iyi. Varroa veya hastalıkla mücadele edilen kolonilerden polen toplanmamalı. Kovan içerisindeki pislik veya kırıntıların polene karışmayacağı polen tuzakları kullanılmalı. Nemli veya küflü yerlerde mantar, maya oluşmaması için günlük toplanır. Günlük toplanan polen kurutmaya başlanmalı. Ve diğer polenlerle karıştırılmamalı. Kuru polende rutubet oranı %10'u geçmemeli. Isı olarak da 40 derecenin üstünde olmamalı.
-----------------o----------------

Günlük şurup vermek için vaktinizin olmadığı durumlarda kek verilebilir.

Arıların 8-10 saatlik uzun süreli nakillerinde kovan kapağı altına hemen çıtaların üzerine ıslak bez örtülür. Arıların su ihtiyacı için.
-----------------o----------------

4. Arı sütü
5 ila 15 günlük işçi arıların başlarında bulunan süt salgı bezlerinden salgılanan; larva döneminde ana arı ve yavruları beslemede kullanılan özel bir madde. Polenin genç işçi arıların sindirim organlarında sindirilmesinden sonra yavru gıda maddesi olarak salgı bezlerinden salgılanmaktadır. Yani kan yoluyla süt salgı bezlerine gelir; bu bezelerde de süt sentezleme işlemi yapılır. Üretilen süt ağız boşluklarından akıtılmaktadır. (Polenin arı sütü üretimindeki önemi)

Arı sütü salgılanıp ağız boşluğuna verildiği anda süt kıvamlıdır. Petek gözlerine konulduktan sonra koyulaşır ve krema kıvamını alır. İşçi arı 60 günlük yaş dönemine geldiğinde de arı sütü üretebilir. Bu durum süt salgı bezlerinin kullanılma oranıyla yani yıpranıp yıpranmamış olmasıyla ilgilidir.

Arı sütü ekşimsi ve asidik bir tattadır. Koyu kıvamda hafif ekşimsi ve kuvvetli asit karakterli bir yapıdadır. Larvalar kendilerine verilen arı sütünün nitelik ve niceliğine bağlı olarak birbirlerinden tamamen farklı fenotip ve genotipe sahip olurlar. Yani birbirlerinden farklı bireyler olurlar. (Arı sütünün günü)

Arı sütünün bileşenleri
Sırasıyla minimum ve maksimum değerler; su %57-70; protein %17-45; şeker %18-52; yağlar %3,5-19; mineraller %2-3


Arı sütü vitaminlerce zengindir. Özellikle B vitamini. C, D, E vitaminleri de bulunur. Kozmetik sektöründe kullanılmasının nedenlerinden biri E vitamini.

Arı sütünün muhafazası
Larva döneminin 5. gününde göz kapanmadan önce alınır. (Üretim kolonisinden) Yüksükler çerçeveden alınarak ya kaşıkla ya da vakum aletiyle alıp koyu renkli kavanozda buzdolabında +5 derecede saklanır.
-----------------o----------------

Sonraki ders konuları; Propolis, Sonbahar-kış bakımı, Gezginci arıcılık




15 Haziran 2014 Pazar

Arıcılık Kursu 9.Gün

Bugün uygulama yapmak üzere kurstan bir arkadaşın arılığına gittik. 175 koloniye sahip. Arıları kestanede olmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı kestaneye götürmediği kolonileri üzerinde çalıştık. Arılık Gebze'de Mollafenari köyünde. Çok güzel yeşillikler arasında bir yer.


Bahçenin kenarındaki korkuluklar harika. Bahçeler, seralar ve arılar...



Körükler mısır koçanı ile yakıldı. Varroa ile mücadelede de katkısı oluyormuş.



Arılık ve kovanlar. Kestaneye götürülmeyenler. İki katlı bir kovanda bölme işlemi yapıyoruz. İki katlı bir koloniyi üç koloni olacak şekilde böldük. Bölünecek koloninin sağına ve soluna oluşturulacak yeni koloniler için kovanlar koyuldu. Ve çerçeveler bu kovanlar arasında belirli bir düzen içerisinde paylaştırıldı. Ballı-polenli çerçeveler, kapalı gözlü yavrulu çerçeveler, açık gözlü yavrulu çerçeveler...


Böldüğümüz koloninin ana arısını kendi kovanında bıraktık. Yeni oluşturulan kolonilerden birine başka bir kovandan günlük yumurtalı yavru vererek doğal yoldan ana arı üretebilmesinin önünü açtık.


Miller yöntemi ile ana arısız koloniye ana arı kazandırmak. Temel petek şekilde görüldüğü gibi kesildi. Ve boş bir çerçeveye takıldı. Bu çerçeve; bölme sonucunda yeni oluşturduğumuz anasız koloninin bir diğeri için hazırlandı.



Smith yöntemi ile anasız bir koloniye ana arı kazandırmak. Arkadaşlardan biri ana arı üretme çerçevesi yaptı. Boş bir çerçeveye iki tane çıta çakıldı. Çakılan çıtalar sabitlenmedi, kendi eksenleri etrafında dönebilecek haldeler. Günlük larvalı bir çerçeveden tek bir hücre sırası boyunca bir parça şerit şeklinde kesilerek alındı. (2 şerit) Ve bu parça ana arı üretim çerçevemizin üzerine çaktığımız çıtalara yapıştırıldı. (2 çıta)



Kestiğimiz petek şeritlerdeki hücrelerde bir hücre larvalı ve iki hücrede larvasız olacak şekilde larva transfer kaşığı ile düzenleme (bazı larvalar çıkarıldı) yapıldı. Bu çerçeve de ana arısı kafeslenen başka bir koloniye verildi.

8 Haziran 2014 Pazar

Arıcılık Kursu 7.Gün

Oğul nasıl alınır?
Oğul genellikle dala konar. Önceden arılıkta boş bir kovan olması önerilir. Oğulu gördüğünde kovanı hazırla. Ballı-polenli çerçeve, kabartılmış boş bir dalak, sadece kapalı yavrulu çerçeve sırasıyla kovana yerleştir. Bu çerçevelerin her biri farklı bir koloniden alınır. Oğullarda bazen ana da olmayabilir. Kanadı kesik vs durumlarda ana oğulla çıkmamış olabilir. Oğulda birden fazla ana da olabilir. Kovana alınan oğulda bu kontroller yapılır. Ana durumuna dikkat edilir.

Pratik bir bilgi: Kovandan ana arı alırken zorlanıyorsanız bir kulak temizleme çöpünün pamuklu kısmına bal sürüp ananın kanatlarına tutturup anayı alabilirsiniz.

Oğul için kovanı hazırlarken ballı-polenli çerçeve ilk sıradadır. Sonra kapalı yavrulu çerçeve. Sonra oğul. Sonra da boş dalak. Boş dalak dış taraftadır. Kovana alındıktan sonra oğul beslemeye alınır. Günübirlik bir besleme. Günaşırı ve az miktarda bir besleme. Oğuldaki arı miktarı çok az ise oğul başka bir koloni ile de birleştirilebilir.

İlk ilk konakladığı kaynakta yarım saat bekler. Saat 10:00 ile 15:00 arasında çıkar oğul. Bu aralığın dışında pek çıkmaz. Daha yoğunlukla ise öğlen saatlerinde yani 11:00 ile 13:00 saatleri arasında çıkar.

Oğul önleme yöntemleri

1. Bazı ırkların oğul eğilimleri fazla bazılarının ki ise azdır. Oğul vermeye eğilimi az olan ırklar tercih edilir.

2. Genç ana arı kullanmak (sezonluk ana kullanmak). Yumurtlama kabiliyeti işçi arılar için memnuniyet verici.

3. Kovan iç hacmini genişletmek. Ballık atmak. Yumurtlama, polen ve bal için yeterince alan açmak. Kısıtlı hacimde sıcaklık fazla olur. Havasız bir ortam oluşur.

4. Koloninin yerini değiştirmek. Tarlacılar kovana giremeyeceğinden nüfus azalır.

5. Gölgelik sağlamak. Kovandaki sıcaklığı düşürmek için. Neticede daha rahat bir çalışma ortamı.

6. İyi bir havalandırma sağlamak. Kovan kapaklarında havalandırma deliği olabilir. Göçer arıcı ise havalandırma deliği taşıma yerlerinde olabilir.

7. Ana arı yüksüklerini bozmak. Üç defa bozduğunuz halde tekrar yapıyorlarsa inatlaşmaya gerek yok.

8. Koloninin anasını almak. Üç günden fazla değil. Kovanın dışında değil. Kuluçka sahasının yakınında ana arı kafesi içerisinde. Sonuçta yavrulamasını engellemiş oluyoruz, nüfus artışı duruyor. Ve üç gün için yaklaşık 5000 arı (yumurta).

9. Güçlü kolonilerle çalışmak. Zayıflar oğula daha meyillidir. Güçlü olanlar pal ve polene daha meyillidir.

Pratik bilgi: Balmumu hızlı üretiliyorsa, balmumu üretebilen arı miktarı fazla demektir. Arı sütü fazla üretiliyorsa işçi arılar 21 gün yerine 18-19 günde çıkabilir.

Yapay oğul alma yöntemleri (Bölme yöntemleri)
Teknik arıcılıkta arıların doğal olarak oğul vermesi istenmez. Doğal oğul zamansız olarak kolonilerin zayıf düşmesine sebep olur. Koloni sayısının gelişigüzel artmasına ve bal veriminin düşmesine sebep olur. Koloni sayısını artırmak istediğinizde bunu kontrollü yapmak yani yapay oğul almak gerek. Birkaç kovandan alınan ballı, arılı, yavrulu, polenli peteklerin bir kovanda birleştirilip uygun bir yöntemle ana kazandırmak suretiyle oluşturulmasına yapay oğul denir. Mayıs-Haziran-Temmuz aylarında yapılabilir. Nektar ve polen açısından.

Yapay oğul ile koloni sayısında artma, yağmacılık ve doğal oğul eğiliminde azalma olur. Yapay oğul için hastalıklara dayanıklı, çalışkan, bal verimi yüksek, hırçın olmayan koloniler seçilmeli. Bu şekilde arılıkta istenmeyen Fenotip uzaklaştırılmış olur. Yapay oğul iki yöntemle yapılır;

1. Bölerek
2. Toplayarak

1. Bölme yöntemi
Bölünecek koloni en az 8 çerçeve olmalı. Bölünecek kovan 30-40 cm kaydırılıp yanına yeni kovan konur. Tarlacıları toplayabilmek adına. Yavrulu, ballı, polenli çerçevelerin tümü iki kovan arasında eşit miktarda paylaştırılır. Az arısı olana tarlacı arıların daha fazla girmesini sağlamak için diğer kovan daha da uzaklaştırılabilir.

Akşamleyin yeni kovanın uçuş deliğini kapatarak arılığın başka bir köşesine koyarız. 24 saati geçmeyecek şekilde uçuş deliği kapalı olduğu halde bekletilir orada. Eski kovanlarına dönmemeleri için yapıyoruz bunu.

2. Toplama oğul (Devşirme yöntemi)
Güçleri aynı 5-6 tane kovan olduğunu varsayalım. Yavrulu çerçevelerini aldığımız kovanların nüfusu azalacağından doğal oğul eğilimleri de düşer.

Yeni kovanın uçuş deliğini kapatırız. Bir kovandan kapalı gözlü yavrulu bir çerçeve, diğer bir kovandan ballı-polenli bir çerçeve, diğer bir kovandan günlük yumurtalı bir çerçeve alırız. Bunları normal çerçeve düzeninde yeni kovana yerleştiririz. Diğer bir kovandan ise genç işçi arılı bir çerçeve alıp yeni kovana yalnızca sirkeleriz, çerçeveyi takmayız. Yanına bir de kabartılmış dalak takarız. Yeni oluşturduğumuz kovan arılıktaki güçlü bir kovanın yerine konur ki tarlacılar yeni kovana girsin. Tabi uçuş deliğini de açarız. Tarlacı arıları bir kaç saat alıyoruz sonra güçlü kovanı kendi yerine alabiliriz. Sonra da uygun bir yöntemle yeni kovanımıza ana kazandırırız. Bu yöntemde anayı kendilerinin kazandırmasını istemiyoruz. Zira yalancıya kaçabilir.

Arılar farklı kovanlardan olduğu için sprey kullanmak da tercih edilebilir.

Toplama yönteminde her koloniden farklı bir ürün alınır. Bu yöntemde çerçeveler alınırken arılar alınmaz, her çerçeve kendi kovanına silkelenir.

24-48 saat sonra uygun bir yöntemle ana verilir. Bu zaman içinde kolonide anasızlık hissi oluşur.

Toplama yöntemi ile oluşturduğumuz yeni kovanda en fazla 3-4 çerçeve olur.

Her iki yöntem de koloniyi oğuldan vazgeçirir. İki yöntem arasında bir kıyaslama yapılacak olursa bölme yöntemi daha sağlıklıdır. Diğer yöntemde farklı kolonilerden alındığı için hastalık riski artar. (Hastalıklı koloni varsa)

Arılara ballık (kat) verilmesi
Koloniyi genişletme sonucunda 8-9 çerçeveye erişen koloni için artık ballık atma zamanı gelmiş demektir. Ballığa açık gözlü yavrulu değil kapalı gözlü yavrulu çerçeve verilir. Yukarı doğru çekmek işlemi ülkemizde genellikle bir kapalı yavrulu çerçeve ile yapılmasına rağmen iki kapalı yavrulu çerçeve ile de yapılabilir. Kuluçkalıktan aldığımız kapalı gözlü yavrulu çerçevelerin yerine ham dalak koyuyoruz.


Kapalı gözlü yavruların kuluçkalıkta bulundukları yer sağdan ve soldan ikinci sırada.


Kuluçkalıktan aldığımız kapalı gözlü yavrulu çerçeveleri ballıkta böyle koyuyoruz. Soluna ve sağına da birer ham dalak. Kuluçkalığı nasıl genişlettiksek (sola veya sağa doğru) ballığı da aynı şekilde genişletiriz.

Arıcılığı ticari olarak yapıyorsak ana arı ızgarası takmalıyız aksi halde takmayabiliriz de. Kapalı gözlü yavrulu çerçeveleri ballığa taşırken üzerinde ana olmadığını kontrol et. Şurupluk her zaman en üstteki ballıkta bulunur ve o her zaman 9 çerçevedir (şurupluktan dolayı).

İkinci ballık atılırken birincinin altına kuluçkalığın üzerine atılır. Yani yeni atılan tüm ballıklar kuluçkalığın üzerinde olur. Amaç balmumu üreten arılara mesafenin yakın olmasıdır. Ayrıca balmumunun olgunlaştırılması da. Bunlar genç işçi arılar tarafından yapılır.

İlkbahar başlangıcından itibaren sürdürülen çalışmalar ve yapılan hazırlıklar sonucunda kolonilerde etkin bir kuluçka aktivitesi sağlanır. Kuluçka faaliyetinin artması sonucunda arılar kuluçkalığa sığmaz olur. Bu durumda koloniye ilave kat vererek kovan iç hacmini genişletmek ve yeni çalışma sahası sağlamak gerekir. Kuluçkalık üzerine konulan bu katlara ballık denir.

Arıcının başarısına ve mevsim şartlarına bağlı olarak kat verme işlemi sağlanır. Koloniye ballık verme işlemi genellikle nektar akımından önceye rastlar. Çünkü yöredeki nektar kaynakları ve bu kaynakların nektar toplamaya uygun hale gelişi kovan dışı faaliyetlerin yoğunlaşmasına neden olur. Bu dönemde arılar bal ve poleni depo etmek için yeni peteklere ihtiyaç duyarlar. Bu da ilave ballık vermek ile olur. Petek bal veya seksiyon bal (düzgün görünüme sahip petek) kuluçkalıkla ballık arasına ana arı ızgarası konur. Böylece ananın  ballığı kuluçkalık olarak kullanması önlenir.

Izgara bazen propolis ile kaplanabilir. Dikkat etmek gerek zira oğula sebebiyet veren durumlar ortaya çıkabilir.

Ballık verileceği zaman çerçeveleri tamamen doldurup vermektense bir kaç çerçeve vermek ve gerektikçe yeni çerçeveler ilave etmek tercih edilmelidir. Kuluçkalıkta genişletmeyi hangi yöne doğru yaptıysak ballıkta da o yöne doğru yapmalıyız.

Kararmış dalakları yavrular çıktıktan sonra değiştirebilirsin. 

Yeni dalaklar kabartılanın arasına konur. Ve böylece devam eder.

İyi bir nektar döneminde arılara verilen ballıklar birkaç gün içerisinde doldurulur. 

Birden fazla ballık verileceği zaman belirli bir sıra takip edilmeli. En son verilen ballık kuluçkalığın üzerine konur. Böylece kovana dönen tarlacıların ballığa ulaşmaları daha rahat olur.
-----------------o------------------

Haftaya işlenecek konular;
Cumartesi günü Yalancı ana ve Ana üretme şekilleri
Pazar günü ise uygulama





31 Mayıs 2014 Cumartesi

Arıcılık Kursu 5.Gün

Arı ırkları, arı ırklarını birbirinden ayıran özellikler ve mevsimsel çalışmalar (Koloninin arılığa alınması, ilk kontrol ve ikinci kontrol) konularını işledik.

Her arıcının "kontrol fişi"ne sahip olması gerekiyor. Bu fiş a4 sayfa ebatlarında bir sayfa. Bir yüzünde kontrol esnasında edindiğimiz bilgileri detaylı bir şekilde işleyebileceğimiz bilgiler yer alıyor. Fotokopisini haftaya birisi dağıtacak.



3. İtalyan arısı:
Anavatanı Sicilya adasıdır. Türkiye'de özellikle batı bölgelerimizde Muğla yöresinde yetiştirilir. Kafkas ırkından sonra en uzun dile sahip ırktır. İnce bir karna ve orta uzunlukta bir dile sahiptir. Dil uzunluğu 6,3 mm - 6,6 mm arasındadır. Kitin rengi karın altında ve ilk iki ve dördüncü halkalarda daha parlaktır. Ön halkalarda sarı renkli şeritler bulunur. Anavatanları olan İtalya'da sarı renk çok büyük varyasyonlar (çeşitlilik - yani sarı rengi bir çok tonu) gösterir. Bu arıların kılları sarımtırak renkte olup bu durum erkek arılarda daha belirgindir. Genelde uysal ve sokma eğilimleri az olan bir ırktır.

Çoğalma yetenekleri üstün olup ilkbaharda güçlü kolonilerle başlayıp sonbahara dek gelişimlerini sürdürürler. Oğul eğilimleri düşüktür. Kışa sağlam kadrolarla girdikleri için kışın bal tüketimi fazladır. Bu durum uzun süren kışlarda çeşitli zorluklara sebebiyet vermektedir. Kışa girerken iyi beslenmeleri gerek, kovanda bol miktarda bal bırakılmalı. Zira ilkbaharda aç kalıp ölebilirler. Nektar gelişinin fazla olmadığı yerlerde çok bal tüketmeleri ve obur olmaları nedeniyle açlık problemiyle karşı karşıya kalırlar.

Dil uzunlukları uygun olduğundan tüplü yonca çiçeklerinden yeterince faydalanırlar. Hızlı petek örme yeteneği İtalyan arısını en iyi petek balı üreten arı yapar. Petek gözlerinin beyaz sırla kapladıkları için petekler çekicilik kazanır. Az propolis kullanırlar. Diğer ırklara nazaran şaşırma ve yağmalama eğilimleri fazladır. İtalyan arıları kışları kısa süren, ılıman ve nektar akışının iyi olduğu ve yazların kurak geçtiği özellikle Akdeniz sahil bölgelerinde çok iyi sonuç verirler. Fakat kışların uzun ve sert geçtiği, ilkbaharın geç geldiği ve nektar akımının kısa sürdüğü bölgelerde başarısız olurlar. Örneğin bu arı ile Erzurum'da arıcılık yapılamaz. Ana yenileme daha toleranslıdır. Anayı kolaylıkla kabul ederler. Hastalıklara karşı özellikle akariyoz, mum güvesi ve Amerikan Yavru Çürüklüğüne karşı dayanıklıdırlar.

4. Esmer arı:
Seralarda döllenme için kullanılan, dili kısa ve bal verimi düşük arı ırkıdır. Bombus benzeridir. Esmer arının anavatanı Orta Avrupa Alpleri'nin batısı ile orta ve kuzey Rusya'dır. Ekonomik değeri az olduğundan son yıllarda arılık sayısı da azaldı. İspanya, Polonya ve Rusya'da bazı bölgelerde hala yetiştirilir.

Kısa dillidir. Dil uzunluğu 5,7 mm - 6,4 mm arasındadır. İri vücutlu arılardır. Vücutları uzun ve seyrek kıllarla kaplıdır. Erkek arıların göğüs kılları koyu kahverengi ve bazen de siyahtır. Vücut renkleri genelde siyah renkli olup 2. ve 3. abdominal segmentlerinde siyah noktalar bulunur. Karınları daha geniştir. Hırçındırlar ve kovan açıldığında çerçevelerin üzerinde hızlı hareket ederler, heran çerçeveyi terkedecekmişçesine. Oğul eğilimleri fazladır. Ağır kışlarda bile üstün bir kışlatma yeteneği vardır. İlkbaharda yavaş gelişirler. Yaz ve kış orta güçtedirler. Çok çalışkandırlar fakat dilleri kısa olduğundan dolayı derin tüplü çiçeklerden yeterince faydalanamazlar. Yavru hastalıklarına, mum güvesine ve akariyoza karşı aşırı duyarlıdırlar.

5. Afrika arıları:
Tellian arısı, Mısır arısı, Kape arısı, Afrika arısı

Fas'tan Mırsır'a dek Akdeniz bölgesinde; Türkiye'de ise Adana ve özellikle de Suriye'sınır hattında bulunur. Bal verimi iyidir fakat istenmeyen özellikleri de çoktur. Açık renkli bir arıdır. Nil vadisi yayılma alanıdır.

Kape arısı: Batı Afrika'da bulunur. İşçi arılar da tıpkı ana arı gibi döllü yumurtlama yeteneğine sahiptir ve bu en iyi özelliğidir.

Afrika arısı: Büyük Sahra - Kahire arasında bulunurlar.

Geçiş bölgelerindeki yöresel ekotipler
Kıbrıs arısı: İtalyan arısına benzer.
Suriye arısı: İtalyan ve Kıbrıs arısı karışımıdır ve çok çalışkandırlar.
Makedonya arısı: Yugoslavya ve Yunanistan civarlarında bulunur.

Anadolu Arı Irkı
Bütün ülkelerde o ülke şartlarına uyum sağlamış yöresel ekotipler mevcuttur. Türkiye coğrafi konum açısından kafkas, suriye, kıbrıs, italyan ve karniyol arılarının çerçevelediği ve bu ırkların doğal yaşam alanı olan bölgede bulunmaktadır. Bu yüzden ülkemizde çeşitli bölgelerdeki arı popülasyonları bunların etkisi altında oluşmaktadır. Doğu Anadolu'da Kafkas, Ege Bölgesi'nde İtalyan, Karadeniz Bölgesi'nde Karniyol, güney bölgelerimizde ise Suriye ve Kıbrıs arıları saf melez olarak yetiştirilmektedir.

Anadolu birçok ırkın birbirine karışmış ekotiplerini bulunduran bir yarımada durumundadır. Bir ırkın baskın olarak bulunduğu bir bölgede başka ırklara rastlamak da mümkündür. Günümüzde Anadolu'da bulunan arıların bazı farklı özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. İngiliz araştırmacı Brother Adam Anadolu arı ırkını Apis Mellifera Anatoliaca ismiyle tanımlamıştır. Buna göre; Dili uzundur. Esmer renklidir. Uysal, sakin ve iyi huyludur. Kışlama kabiliyeti iyidir. Çalışkandır. Yağmacılık azdır. Polen toplama yeteneği, tutumluluğu, kışlama yeteneği diğer arılarla karşılaştırılmayacak kadar üstündür. Kuluçka sezonu dışında yavru yetiştirme aktiviteleri çok düşüktür. Uygun şartlar sağlandığında yoğun bir yavru faaliyetine geçer. Bu özelliği ile İtalyan arısı gibidir.

İlkbaharın olumsuz şartlarında (nektar akımı az olduğunda) bal stoklarını kafkas arısı gibi idareli kullanır. Bu özellik hiçbir arıda yoktur.

Anadolu arılarının yavrulama yeteneği üstündür. Ana arılar diğer ırklara göre damızlık değerini daha uzun süre korur. Yön belirleme ve ortama uyum sağlama özellikleri üstündür.

Döllenme uçuşuna çıkıp da dönmeyen arı çoktur. Bu ırkta döllenme uçuşunda ana kaybı %5'dir. Diğer ırklarda ise %10'dur.

Irkları tanımada kullandığımız özellikler
Morfolojik özellikler, Fizyolojik özellikler ve Davranışsal özellikler

Morfolojik özellikler: Vücut büyüklüğü, Renk, Kıl örtüsü, Kanat damarları ve Dil uzunluğu

Fizyolojik özellikler: Bal verimi, Yumurtlama hızı, Petek kabartma, Uçuş etkinliği ve Yaşam gücü

Örneğin yumurtlama hızına göre ırklardaki farklılıklar;
Kafkas: 1100-1500 / Karniyol: 1400-2000 / İtalyan: 1500-3000

Örneğin petek kabartma durumlarına göre ırklardaki farklılıklar;
Kafkas: İçbükey / Karniyol: Düz / İtalyan: Dışa doğru (dışbükey)
(Bal-petek gözü arası hava boşluğu oluşup aluşmaması durumu)

Birim zamanda uçuşa çıkan arı sayısı nektarlanmayla doğru orantılıdır.

Davranışsal özellikler: Hırçınlık, Yağmacılık, Oğul eğilimi ve Oğul eğilimi

Şaşırma eğilimi ile yağmacılık eğilimi arasında doğru bir orantı vardır.
En çok oğul veren karniyoldur en az oğul veren ise kafkasdır.

Mevsimsel Çalışmalar
Arıcılıkta yıl boyunca yapılacak çalışmalar
Ve bahar boyunca yapılacak çalışmalar

Kolonilerin arılığa alınması
Kış aylarının sona ermesi ve havaların ısınmasıyla birlikte yeni bir sezona başlanmış demektir. Eğer kışlatma kapalı bir ortamda yapılmış ise koloniler arılık olarak belirlenen yere alınır. Bunun için arılık olarak belirlenen yer temizlenmiş ve kuru bir zemine sahip olmalı. Kolonilerin yeni yerine taşınması esnasında sarılmamalıdırlar zira kış salkımında olabilirler. Dış ortam sıcaklığı 7 derecenin altındayken salkım oluşur. Taşıma işlemi sabah veya akşam arı uçuşunun olmadığı saatlerde yapılabilir.

İlk kontrol
Dip tahtası temizliği
Arılar arılığa alındıktan sonra uçuş yapabilecekleri rüzgarsız ve güneşli bir günde (15 derece üzeri) -yavruları üşütmemek ve yavru hastalıklarına sebep olmamak için- ilk işlem yapılır. Bu işlem kış ayı boyunca dip tahtası üzerinde birikmiş petek kırıntılarını, arı ölülerini ve varsa küflerin temizlenmesini sağlar.

Temizlik esnasında kovan kapağı kaldırılmaz. Çalışma sabah erken saatte iki kişi tarafından yapılır. Temiz bir dip tahtası hazırda olmalıdır. Kovanın yanında bir adet kovan kapağı ters çevriler konur. Arı ürünleri toprakla kesinlikle temas ettirilmemelidir. Zira toprakta mantar sporları bulunabileceğinden dolayı bu sporların bulaşması ve kovanda aktif hale gelmelerine neden olabilir. Kovan gövdesi dip tahtasından ayrılarak kapak üzerine konur. Ve dip tahtası temiz olanıyla değiştirilir. Dip tahtası değiştirme işlemi tamamlandıktan sonra uçuş delikleri daraltılır. Zira kovanda meydana gelen ısı azalmasını dengelemek gerek.

Dip tahtası değişim işleminde kuluçkalık yerinden kaldırıldığında kovan kapağını henüz açmamışken bile üo koloni hakkında bazı bilgileri edinmiş oluruz. Kovanın ağırlığından bal miktarı ve kolonideki arı miktarı hakkında fikir sahibi olunur ve bu bilgiler kontrol fişine kaydedilir.

Büyük kontrol
Havanın sıcak ve rüzgarsız olduğun bir gün sabah erkenden yapılır. Bu kontrol ile günlük yumurta durumu; kapalı ve açık gözlü yavru durumu; besin durumu; ana arı durumu görülür ve kontrol fişine işlenir. Bundan sonra artık arılar beslenmeye başlanır. 18 derece üzerinde işçi arılar anayı daha çok besler. Bu şekilde erken ilkbaharda nektar yokken ve polen gelişi varken kuluçka faaliyetlerine başlanabilir.

Bu kontrol esnasında her çerçeve tek tek kontrol edilir.

Birinci çerçeve; ballı-polenli besleme çerçevesidir ve en dışta bulunur.
İkinci çerçeve; kapalı gözlü yavrulu çerçevedir. Bal-polen kemeri üstte hilal şeklindedir.
Üçüncü çerçeve; günlük yumurtalı ve açık gözlü yavrulu çerçevedir.
Dördüncü çerçeve; kapalı gözlü yavruludur.
Beşinci çerçeve; Ballı-polenlidir veya kabartılmış boş petektir.
En sonda bölme tahtalı bir şurupluk bulunur.

Yeni bir koloni veya yeni bir bölme veya kışa girerken de düzen bu şekilde ilkbahardaki gibidir.

Koloni genişletirken ise şurupluk yine en sondadır ve ondan önce de ballı-polenli bir çerçeve vardır. Temel petek verirken bu ballı-polenli çerçeveden önce yani araya verilir. Temel petek en dışa konmaz. Burada amaç kabartılacak petek için besinin bireylere yakın olmasıdır. Bu durum çok önemlidir. Dalak işlendikçe temel petekte böyle bir düzende verilir. Koloni ya sağa doğru ya da sola doğru genişler. Bir öyle bir böyle değil. Yeni temel petek önceki kabartılmış temel peteğin sağına veya soluna konabilir. Sonuç itibariyle genişleme ya sağ tarafa doğru olacaktır ya da sol tarafa doğru.

Temel peteğin araya konma nedenlerinden biri de arıların üşütmemesidir zira iç taraf daha sıcaktır. Üşüten arılar nosemaya yakalanabilir. Petek kabartma esnasında sıcaklık 33 derece olmalıdır.

Normal koşullarda temel petek üç günde gelişir ve bir günde işlenir!!!(?)

İlkbaharda yaptığımız genişletme düzeni ve çalışması sonbaharda yerini daraltma çalışmalarına bırakacaktır.

Kovanda stres çok önemlidir.Şurup saat dörtten sonra verilir. Zira bu saatte tarlacı arılar dönmeye başlar. İlkbaharda verilen şerbet 2 şeker + 1 su şeklindedir. Kural olarak arılara verilen şerbet miktarında 750 ml sınırı vardır.

Bu büyük kontrol esnasında; anası olmayan koloniler, ilk yumurtanın görüldüğü zaman, ilkbahar uçuşuna ne zaman çıkıldığı, polenin ilk toplandığı zaman ... gibi kapsamlı bilgiler kontrol fişindeki ilgili alanlara kaydedilir.

Kontrol esnasında arı varlığı; kuluçka alanı gelişimi; ana arının durumu; yiyecek ihtiyacının olup olmadığı; hastalık ve zararlılar; genel temizlik dikkatle incelenir. Küflü çerçeveler kovandan alınıp ballı-polenli çerçeve veya kabartılmış petek verilir. Eski kararmış çerçevelere ana arı az yumurta atar yenisine ise daha çok. Ana arı koloninin merkezinde aranır zira orası daha sıcaktır. Bu sebeple dış çerçevelere yumurta atmaz.

Küflü çerçeveler imha edilmeli, küfsüz çerçeveler ise eritilip tekrar kullanıma sokulabilir. İlk kontrol yapıldıktan sonra -ana yumurtlamadan önce- varsa hastalıklar için ilaçlama yapılır. Nektarın az depolandığı, üretimin başlamadığı, ananın ilk yumurta atmaya başladığı bir dönemdir bu dönem.

Ananın yumurtlamasıyla doğru orantılı olarak varroa miktarı da artar.

Hava hala serin (25-30 derecenin altındadır hala) olduğundan dolayı bu kontrol işlemi oldukça hızlı bir şekilde yapılmalı. Genel temizlik için dikkatle incelenir. Örtü tahtası üzerinde eğer varsa mum kalıntıları temizlenir. Kovanın bir tarafından başlanılarak petek kontrolü yapılır. Küflenmiş veya petek gözleri bozulmuş (ana arı bu tarz peteklere yumurtlamaz) çerçeveler kovandan çıkarılır. Petekler üzerindeki bal ve polen stoku incelenir. Kuluçka durumu incelenerek ana arının olup olmadığı tespit edilir. Dışarı doğru açık yavrular, polenli-ballı petekler birbirini izler.

Anasız koloniler anası olan başka kolonilerle birleştirilir. Arılı çerçevesi üç veya daha az olan güçsüz koloniler başka bir güçlü koloniyle birleştirilmelidir. Arı varlığı 4-6 çerçeve arası olan normal güçteki koloniler ise kuluçka alanı bölme tahtasıyla daraltılmalıdır. Hastalıklı kolonilerde hastalıkla mücadele edilmeli. Gürültüsüz bir şekilde çalışılmaya dikkat edilmeli. Kovan birkaç dakikadan fazla açık tutulmamalı. Eski küflü petekler kovandan alınıp yakılarak ya da gömülerek imha edilmelidir.

İlkbahar beslemesi

İlk besleme: 2 şeker + 1 su
Polen geliri var ama nektar geliri yeterli değil. Sen verdiğim şerbetle yumurtlamaya başla -teşvik.

Daha ileri tarihli besleme: 1 şeker + 1 su
Balmumuna başla. Benim verdiğim şerbeti ye, dışarıdan geleni ise depola.

Daha ileri tarihli besleme: 1 şeker + 2 su
Balmumu, kendi besinini ve yavrunun besinini üret.

Hasattan 6 hafta önce besleme yapılmaz.

Şerbetin özellikle ilkbaharın ilk yarısında şerbetliğe değil de buzdolabına koyup çerçevelerin üzerine altından 3-4 delik açılarak konması önerilir. Burası daha sıcak ve daha ulaşılabilirdir.

Genel beslenme ilkeleri

1. Herhangi bir zorunluluk varsa ek besleme yapılmalı. Arıların doğal besini nektar ve polendir. Esas olan arıların doğal besin ortamından, floradan faydalanarak beslenmeleridir.

2. Hazırlanan besinler akşam üzeri verilir. Uçuş delikleri daraltılır. Arılıkta kovan dışında, açıkta besleme yapılmaz. Kovan dışındaki balmumu atıkları yağmaya teşviktir. Bu durumdan kaçınılmalı.

3. Az az ama sık aralıklarla besleme yapılmalı.

4. Verilen besin kovan içinde arıların rahatça ulaşabileceği bir yerde olmalı.

5. Özellikle erken ilkbaharda yapılan beslemelerde kovan kapağı uzun süre açık bırakılmamalı.

6. Yoğun bir besleme programı uygulayıp zayıf kolonileri birleştirip güçlü koloni oluşturulmalı.

7. Bir kovanın tüketemediği şurup artıkları diğer kovanlara verilmemeli. Şurup 2-3 günde bozulur ve ekşir. Bu da dizanteriye neden olabilir.

8. Açıkta ve toplu besleme yapılmamalı. Herbir kovan için yapılmalı.

9. İlkbahar beslemesine nektar akımından 6-8 hafta önce başlanmalı ve akıma 2-3 hafta kala bırakılmalı.

Arı beslemede kullandığımız besinler

a. Balla besleme
b. Kuru şekerle (çay şekeri) besleme
c. Kekle besleme
d. Şurupla besleme

Not: 6. Gün dersleri ertelendi. Haftaya saat 10:30 da...





25 Mayıs 2014 Pazar

Arıcılık Kursu 4.Gün

Bugün Maltepe'de ormanlık bir alanda arılık ziyareti yaptık.



Arılık haritada x ile işaretlediğim alanda. Burada bolca arılık var. Bir de Yeşilyurt Vadi diye bir mesire alanı var.

Yol Tarifi: Ataşehir yönünden gitmek için; Kayışdağı Yeditepe üniversitesini geçtikten sonra Yedpa Bulvarı'ndan sağa dönün, Büyükbakkalköy dağ yolunu takip edin, Maltepe Cezaevini ve Arçelik Fabrikası'nı geçtikten 300 metre sonra sağa dönüş yolu görülür.

Pendik / Kartal tarafından gitmek için, Fenerbahçe tesislerini geçtikten sonra Maltepe Cezaevi 'ne 300 metre kala sola dönüş yolu görülür.

Tahmini Mesafeler: Kartal merkeze 7 km, Maltepe'ye 13 km, Bostancı'ya 16 km, Ümraniye'ye 7 km, Yedpa'ya 5 km, Kadıköy'e 18 km.






Yukarıdaki fotoğrafta görülen çiçeklerden oldukça vardı. Bir tanesinin çiçeğini kopardım, yapış yapıştı. Sanırım nektar! Çiçekler vızıl vızıl arı dolu.




Arılıkların yanında barakaları da var.

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Arıcılık Kursu 3.Gün

Geçen hafta yarım bıraktığımız "İşçi Arı" konusunu bugün tamamladık. Ayrıca "Erkek Arı" konusunu da tamamladık. Ve "Arı Irkları" konusuna girdik.

Arı sütü bol ise erkek arı da arı sütü ile beslenir. Erkek arı veya işçi arılar yaşlı larva döneminde arı ekmeği ile beslenirler.

Üniversitelerin yaptığı araştırmalar sonucu ana arıların 10 yıl yaşayabildiği görülmüştür.

5-15 günlük dönemi
5. günden sonra arı sütü salgı bezleri gelişir. Bu salgı bezleri arının baş kısmında ve ağza yakın bir yerde bulunur. Böylece ana arı ve larvaları besleyecek arı sütünü salgılama yeteneği kazanırlar. Arı sütü üretimi yapabilmek için bu bilgiye ihtiyacımız var. Arı sütünü salgılaması 5. günden 15. güne kadar devam eder. Yani işçi arı hayatının 10 günlük döneminde arı sütü salgılama yeteneğine sahiptir.

Kovandaki bakıcı arı sayısının duruma bağlı olarak 1. haftadan sonra çevreyi tanıma uçuşlarına çıkar. Çevereyi tanıma uçuşu; su, polen, nektar gibi kaynakları keşfetmeyi/tanımayı ifade eder.

12-18 günlük dönemi
12. günden itibaren balmumu salgı bezleri gelişir. 13. günden 18. güne kadar mum salgılama ve petek örme işini yapar. Balmumu salgılayabilmesi için kovan içi sıcaklığının 33 derece ve üzeri olması gerekir. Örneğin kafkas ırkı gibi bazı ırklar 18-20 derecelerde de balmumu salgılamasına başlayabiliyorlar.

18-20 günlük dönemi
Bu dönemde kovan uçuş deliğinde ve uçuş tahtası üzerinde nöbet tutarak kovan bekçiliği yaparlar. Ayrıca bu dönem arı zehirinin en yoğun (en çok) olduğu dönemdir. Arı zehiri üretmek isteyenler için önemli bir bilgi.

20. gün ve sonrası
20. günden itibaren artık tarlacı arı olarak görev yapmaya hazırdırlar. Kovana su, polen ve nektar getirmek amacıyla seferlere çıkar. Ve yaşamı son bulana dek tarlacı arı olarak üretime devam eder.

İşçi arının kovan içi görevleri
Kovan içi hizmetler; balın nemini almak, kovanın havalandırması, kovanın temizliği, arı sütü üretimi, balmumu üretimi, kovanın ısısının düşürülmesidir. Kovan içi hizmet yapan arılar kovan ısısının düşürülmesi için tarlacı arıların taşıdığı suyu kullanırlar. Bu suyu dip tahtası ve balmumunun üzerine kanatlarıyla püskürtürler. Yüksek ısıdan balmumunun erimemesi ve larvaların ölmemesi için de bunu yaparlar.

Kovan dışı faaliyetler
Nektar toplama
Nektar; çeşitli bitkilerin özel yapıya sahip organları tarafından salgılanan şekerli bir sıvıdır. Arılar balı genellikle nektar veya balözü denilen bu tatlı sıvıdan yaptıkları için bu madde arıcılık yönünden çok önem taşımaktadır. Arıcılığın yapıldığı bir bölgede veya seyyar arıcılığın yapılacağı yerlerde de nektarın bolluğu, devamlılığı ve kalitesi arıcılar tarafından bilinmesi gereken bir husustur. Arıcılar çalışmalarını buna göre ayarlamalıdır.

Arıcının başarısı; teknik çalışmalarına, arı ırkının ve bölgenin bitki örtüsü zenginliğine bağlı olmakla beraber bitki örtüsü zenginliği noksan olursa diğerlerinin pek bir önemi kalmaz. bu sebeple birki örtüsü zenginliği çok önemlidir. Hangi bitkinin nektarlanma miktarı ne kadardır, bunu bilmeliyiz. Diğer bir tabirle arıcılık yapılan yerlerde devamlı ve çok çiçek açan bitkilerin olması üretimi artırır.

Nektar bezleri çiçeğin çeşitli kısımlarında bulunmaktadır. Hatta ağacın gövdesinde, bitkilerin sap ya da yapraklarında ve boğumlarında görülebilir.

Nektarın içerisinde genel olarak değişik miktarlarda sakkaroz (çay şekeri), fruktoz (meyve şekeri) ve glikoz (üzüm şekeri) bulunduğu halde bazı nektarlarda az miktarda da olsa maltoz (malt şekeri), meliboz ve rafinoz şekerleri de bulunmaktadır. Nektarlardaki şeker oranı bitkinin karakterine bağlı olduğu kadar çevre şartlarına da bağlıdır. Örneğin sıcak bölgelerde yetişen elma ile serin bölgelerde yetişen elmanın şekerlenme oranı birbirinden çok farklıdır. Nektar üretimi su ve güneşle doğru orantılıdır.

Bal genel olarak nektardan yapılır. Nektar şekerli bir maddedir.

Bazı bitkilerin nektar oranları;

Söğüt - 60
Yabani yonca - 52
Kiraz -50/60
Elma - 50
Adaçayı - 48
Pamuk - 41
Yonca - 35/60
Tütün - 26
Şeftali - 16/40
Akasya - 63
Okaliptus - 13
Erik - 10/60
Portakal - 10/30
Armut - 4/30
Korunga - 55
Ihlamur - 34
Ayçiçeği - 32
Şeftali - 16/40

Polen
Bitkiler az veya değişik miktarlarda polenlenme miktarına sahiptir. Polen; çiçeğin erkek organında meydana gelir. Polenlerin olgunlaştıkları zaman bir çiçekten diğerine taşınmaları rüzgar veya böcekler yardımıyla gerçekleşir. Ergin ve yavru arıların başlıca besin kaynağı olan polenin birleşimi zengindir. Taze polenin değeri daha yüksektir. Polenin bileşimini ham protein (%22), eter (%5), şeker (%28), nişasta (%3), kül (%3) (yabancı madde/ne olduğu bilinmeyen), su (%11), bilinmeyen maddeler (%28) oluşturur. Üretilen polen miktarı bitkiye bağlıdır. Yapılan araştırmalara göre 3,2 mg nitrojen 1000 tane arının yetiştirilmesine yetmektedir. Bu da 100 mg polenden temin edilir. Böylece yaklaşık olarak 900 gr polen 9000 arının yetişmesine kafi gelmektedir.

Kek verme - yeni biretlerin oluşturulmasını teşvik amaçlıdır.

Polenin arı beslenmesindeki önemi son zamanlarda iyice anlaşıldığından bunun arı yemlemesinde kullanılması yoluna gidilmiştir.Bu nedenle polenin bol olduğu ilkbahar mevsiminde özel kapanlarla polen toplanır. Polen kapanları arının geçebileceği fakat bu esnada polenin döküleceği delikli sert bir plastik kısımla polenin toplanacağı bir kutudan ibarettir. Polen kapanları kovanın uçuş deliği önüne konulmak suretiyle kullanılırlar.

Polen kapanları ilkbaharda polen akımının bol olduğu zamanlarda sabah saat 10 sıralarında kuvvetli kovan önüne bir saat kadar konulur ve kaldırılır. Polen kapanları aynı kovanda devam olarak kullanılmaz aksi halde o kovan zayıf düşmüş olur. Kapanla toplanan polen açıkta gölge bir yerde veya kurutma odalarında 40 derecede kurutularak saklanır. Veya üstü bezle kapatılarak 7 gün içinde derin dondurucuya aktarılır.

Bir arının bir uçuşta topladığı polen miktarı 12 mg ila 30 mg arasında değişir. Kendi vücut ağırlığının 1/3 ü kadar polen taşıyabilir. Bir günde ortalama 5 ila 8 maksimum ise 11 ila 20 polen seferi yapar. Arı polen sepetini 6 ila 10 dakikada doldurur.

Yer tespiti ve haberleşme
Arılar oldukça ilginç bir haberleşme sistemi kullanırlar. Kovan dışında herhangi bir yerde yararlanabilecek bir besin kaynağı bulan arılar arı dansı denilen özel bir takım hareketlerle kaynağın yerini diğer arılara bildirir. Bu yöntemi Alman Karl von Frisch tarafından tespit edilmiştir.

Arılar tarafından yapılan dansların hızının ve türünün özel bir anlamı vardır. Arı yaptığı dans türü ve sayısı ile kaynağın hangi yönde ve ne kadar uzaklıkta olduğunu, zenginlik derecesini anlayabilmekte. Ve yapılan dansları izleyerek gerekli mesajı alan diğer arılar bazen kilometrelerce uzaklıkta olan kaynağı bulabilmektedirler.

En önemli dansları dairesel ve kuruk sallamadır. Bulunan kaynaklar 100 metreden daha yakın olduğu zaman dairesel dans 100 metreden uzak olduğunda ise kuyruk sallama dansı kullanılır. Kuyruk sallama; oğul verme zamanında yeni yerin tespiti için de kullanılır. Oğul yeri tespitinde dairesel dans kullanılmaz. Oğulun yerleşme yeri 100 metreden daha uzak olması istenirse başka danslar da yapılır. Alarm dansı, mesaj dansı, temizlik dansı gibi danslar yapılır. Yapılan dansı izleyen arılar ne kadar fazla ise ve dikkatli izlemişlerse mesajı o kadar iyi anlarlar ve kaynağı o kadar kolay bulabilirler. Bulamayanlar bulup da kovana dönenleri takip ederek ulaşırlar aksi halde yeniden bir dans olmaz. Dairesel dans ve kuyruk sallama dansı az bir değişiklikle farklı uzaklıklar için kullanılabilmektedir.

Tanımlanmaya çalışılan kaynak 5 metrelik bir alan içindeyse sürüklenme dansı; 8-10 metre arasındaysa orak dansı; 10 ila 100 metre arasındaki kaynaklar için orak dansı ile kuyruk sallama dansı arasında geçiş dansları kullanılır. Geçiş danslarındaki açı daraldıkça kaynağın uzaklığı 100 metreye daha yakın demektir.

Dairesel dans; kovana uzaklığı çapı 100 metre olan daire içinde olan besin kaynağını tanımlamak içindir. Kuyruk sallama dansı kovana uzaklığı 100 metreden daha uzak olan kaynağı tanımlamak için kullanılır.

Erkek Arı
Erkek arılar döllenmemiş yumurtadan gelişir. Uzunluğu ana arıdan kısa olmasına rağmen vücut genişliği ana arıdan ve işçi arıdan daha geniştir. Çevre şartlarına ve koloninin gücüne bağlı olarak Nisan, Mayıs aylarından itibaren kolonide görülmeye başlanır. Sayının en yoğun olduğu dönem oğul dönemidir.

Başı hemen hemen tamamen kapatan birleşik gözlere sahiptir. Dillerinin çok kısa olması sebebiyle çiçeklerden nektar alamazlar fakat işçi arılardan ve petek gözlerinden gıda alabilirler. İşçi arılardan farklı olarak Nasanof bezi (koku bezi), mum salgı bezi, polen sepetçikleri, süt salgı bezi yoktur. Bu nedenle mum salgılayıp petek üretemez. Yavruların bakımını yapamaz. Tarlada işçi arılar gibi çalışamaz. Erkek arıların arı zehiri ve iğneleri yoktur. Bu nedenle kendilerini savunamazlar.

Bir kolonide erkek arı sayısı sezona ve kolonideki besine bağlıdır. Oğul verme zamanında sayıları 500-2000 arasındadır. Koloniler ilkbahar ve yaz başlarında erkek arı yetiştirmeye başlar. Bunun için çerçevenin yan kısımlarını veya alt kısımlarını kullanırlar. Kuluçka sıcaklığına ihtiyaç duymazlar bu nedenle varroa erkek arı hücrelerini tercih eder. Sonbaharın sonlarında ve kış aylarında normal şartlar altında kolonide erkek arı bulunmaz. Koloninin tembel obur bireyleri olan erkek arıların tek görevi anayı döllemektir. Yaşam süreleri tam olarak tespit edilememiş olmasına rağmen 30-60 gün arası kabul edilir.

Erkek arı üretimine ana arı değil işçi arılar karar verir. Oğul vermeye karar verme süreciyle ilintili bir durumdur. Ana arı petek gözüne öncelikle kafasını sokup hücrenin büyüklüğünü tespit eder ve ona göre yumurtayı döllü veya dölsüz yapar. İşçi arılar petek gözünü büyüterek ana arının dölsüz yumurtlamasını sağlarlar. İşçi arının döllenme yeteneği yoktur. Yalancı ana durumunda yaptığı erkekler de çok daha kalitesizdir. Ana arı varlığıyla koloniye iç huzuru verir. Ana arı motivasyon kaynağıdır. İşçi arılar oğul verme döneminde anayı az beslerler. Bunun sonucunda ana zayıflar ve uçma yeteneği kazanır.

Erkek arı kapanı kullanıldığında erkek arı kovan dışına çıkabilir fakat içeri giremez.

İşçi arılar erkek arı gözlü petek yapım miktarını sınırlayarak erkek arı miktarını düzenlerler. Ergin erkek arıları ise koloniden atmak suretiyle erkek arı miktarını ayarlarlar. Kolonide erkek arı gözlü peteklerin varlığı erkek arı üretimini ifade eder. Ana arı üretimi yapan yerler de erkek arı gözlü temel petek kullanırlar. Veya peteğin büyük bir kısmı kesilip üst tarafta küçük bir şerit bırakıldığında da erkek gözüne dönüştürülerek örülür. Karakovan petekleri bu sebeple erkek gözlüdür.

İşçi arıların kolonideki erkek arı varlığını sınırlandırmaları mümkündür. Erkek arı yumurtalarını, larvalarını ve pupalarını imha etmek suretiyle bu işlemi gerçekleştirirler. Erkek arı yumurtalarının ancak %50-56'lık kısmı ergin arı olur.

Ana arı üretiminden önce erkek arı üretilir. Sonra günlük yumurtadan ana arı yapılır. Sonra ana arı döllenme uçuşuna çıkar.

Örneğin sezon iyi gitmedi, nektar akımı iyiyken birden kötü oldu, nektar yağmurdan dolayı yıkandı ... bu gibi hallerde kovandan ilk feda edilen arılar erkek arılardır. Hasat sonrası da erkek arı imha edilebilir.

Erkek arılar 4 günlük olduklarında uçuş faaliyetine başlarlar. Genel olarak uçuşu 5-7 gün yaparlar. Çoğu farklı bölgelerde öğleden sonra günün belirli saatlerinde toplama bölgesi denilen bir yere uçarlar. Sıcaklık 18-20 derecelere çıkınca uçuşa çıkmazlar. Uçuş amaçları çevreyi tanıma, dışkılama, ana arıyla çiftleşmedir. Çiftleşme uçuşu 20-30 dakika sürer. Günde ortalama iki uçuşa çıkarlar. Bu sayının 17'ye kadar çıktığı da tespit edilmiştir. Kovandan 7 km kadar uzaklaşıp tekrar kendi kovanlarına dönebilirler. Uçuşa çıkmadıkları zaman kovan içi hizmetlerde çalışan işçi arılar onları da beslesinler diye larvalı çerçeveler üzerinde bulunurlar.

Bir kolonide erkek arı sayısı 1000'i aşmamalıdır. 1000 erkek arının bir sezonda tüketeceği bal miktarı 7 kg'dır. Erkek arı sayısı belirli bir sınırda tutulur. Erkek arılar 8 günlük olduklarında cinsel olgunluğa ulaşırlar. 25 günlük erkek arıların spermleri suni tohumlamada kullanılmaz. 12-8 günlük erkek arılar tercih edilir. Erkek arı üretim tesislerinde suni döllemede bu tercih edilir. Normal şartlarda bir ana arı 8-10 erkekle çiftleşir. Her erkek arıdan 10.000 sperm alır. Aldığı spermler 4-5 milyon olur. Sperması dolana kadar.

Muğla arısı; İtalyan arısı ile Anadolu karşımı karma (esmer arı) bir arıdır.

Irklar
Bal arısı türleri; apis dorsata (dev bal arısı), apis florea (cüce arı), apis karena, apis mellifera.

Apis Dorsata; İri cüsseli dev arı. Örneğin bombus; seralarda tozlaşma için kullanılan ve bal yapmayan arı.

Eşek arıları yuvarlak; bal arıları ise dikine tek parça petek yaparlar.

Apis florea; Cüce arı, çok sakin ve iyi huyludur. Ortalama bir kg bal yaparlar. Bu nedenle ticari olarak kullanılmazlar.

Apis karena; İyi huyludur ancak bal verimi düşüktür. 4-5 kg. Mellifera ile melezlenerek sıcak ülke arılarını oluşturmuştur. Suriye arısı gibi.

Apis mellifera; Ticari değeri olan arılardır.

1. Karniyol: Anavatanı Avusturya Alpleri'nin güney kıyıları ile Kuzey Balkanlar, Tuna boyları olan karniyol arısı bu yayılma alanı dışında Makedonya da vardır. Deneyimli arıcılar karniyol arı ırkı üzerinde çalışarak, uyguladıkları düzenli bir seleksiyonla uniform bir materyal ortaya koymuşlardır.

Yapılan bu seleksiyon bal üretiminin artmasını sağlamıştır. Karniyol arısı; en sakin, iyi huylu arı olarak bilinir. Siyah renkli bir kitine sahiptir. Genellikle 2. veya 3. abdominal segmentler üzerinde kahverengi noktalar ve çizgiler bulunur. Esmer gür kılları onları esmer bir görünüme kavuşturur. Tüy örtüsü kısa ve sık yapılıdır. İnce yapılı uzun dilli bir arı olan karniyol arısındaki dil uzunluğu 6,4-6,8 mm'dir. Almanya'ya doğru giderken renk koyulaşırken Adriyatik kıyılarına doğru sarı arılarla birleşerek melez tipler meydana getirir ve renk açılır.

İlkbaharda polen gelmeye başlar başlamaz hızla gelişir ve yavru yapar. Kısa sürede geniş popülasyonlar oluştururlar. Sonbaharda polen gelişi azaldıkça kovandaki arı sayısı hızla düşer. Kışlatma yetenekleri azdır. Soğuğa çok dayanıklı değildirler. Küçük aileler halinde kışladıkları için kış süresince az miktarda gıdaya ihtiyaç duyarlar. Yaşam yetenekleri oldukça iyi ve hızlı bir gelişim gösterdikleri için oğul eğilimleri yüksektir. Petek üzerinde oldukça sakin ve uysaldırlar. Bazı kolonilerde petekler körük dumanında uzun süre tutulsa bile peteği terketmezler.

Şaşırma eğilimleri düşük, yön bulma kabiliyetleri çok iyi, yağmacılık eğilimleri düşüktür. Az propolis kullanırlar. Yonca çiçeğinden iyi faydalanırlar. Bu nedenle yonca döllenmesinde kullanılırlar. Yeni anayı kolay kabul ederler. Ana arı işçi arılardan biraz daha koyu renklidir. Erkek arıda kurşuni şeritler bulunur. Kovandaki eşek arısı ve mum güvesine karşı oldukça iyi bir şekilde koloniyi korurlar. Az propolis kullanırlar ve bu yüzden yavru hastalıklarına karşı hassastırlar. Uzun ve sert kışlara kısa bir bahara sahip zor iklim şartlarına uyum sağlamış varyasyona uğramış yetenekli üstün bir arı ırkıdır. Erken nektarda (az miktarda) olsa da faaliyetlere başlar.

2. Kafkas:
Anavatanı Kafkasların yüksek vadileriyle dağlık arazilerinde; ülkemizde ise özellikle Doğu Anadolu'nun yüksek yaylalarında, Kafkas sınır bölgelerinde saf ve melez olarak yetiştirilir. Dağlı ve Ovalı olmak üzere iki tipi vardır.

Ovalı tipi; aşırı hırçınlık, aşırı oğul verme, değişik hava şartlarından aşırı derecede etkilenir.

Dağlı tipi arılar gri renkli olup karniyol arılarına benzer. Dağlı kafkas koyu bir kitine sahiptir. Birinci abdominal segment üzerinde kahverengi noktalar görülür. Kıl örtüsü daha gridir. Erkek arıların göğüs kılları siyahtır. En uzun dilli arı ırkıdır. 7-7,5 mm. Bu nedenle nektarı derinde olan çiçeklerden iyi yararlanır. Sakin, iyi huylu, koloni kontrolünden sonra çok kısa zamanda (1-2 saat) oluşan yeni düzene uyum sağlarlar.

Nektar akımı döneminde sabahleyin farklı öğleden sonra farklı çiçeklere çalışabilirler. Çiçeklerdeki nektar şeker oranı %10-11 olduğunda faaliyetlere başlarlar. Diğer arı ırklarında bu oran %18 oluncaya dek çalışılmaz. Bu kafkas ırkının en iyi özelliğidir. İyi bir yavru yetiştiriciliği yapar. Güçlü koloniler yetiştirir. Gelişmelerini tam olarak yazın tamamlarlar. Gelişim yavaş ama istikrarlıdır. Sezona geç hazır olur ama olur. Gelişimlerini tam olarak yazın tamamlarlar bu nedenle oğul verme kapasitesi düşüktür. Fazla propolis toplarlar. Şaşırma yüksek, yağmacılık eğilimi yüksektir. Kışa zayıf kadrolarla girdikleri için fazla besin stoğuna ihtiyaç duymazlar. İhtiyaç duyduklarından daha çok bal depolarlar.

Petek balı içbükey ya da dışbükey değil düzdür bu nedenle daha güzel görünür.

Kafkas ırkları melezleme çalışmalarına en uygun arı ırklarından biridir.

3. İtalyan arısı:
Sonraki derste...