Translate

ilkbahar beslemesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilkbahar beslemesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2014 Cumartesi

Arıcılık Kursu 6.Gün

Arı beslemede kullandığımız besinlerin detayları, kek tarifleri, ilkbahar beslemesinin önemi, yemleme tarihinin tespiti, koloni birleştirme şekilleri, ana yenileme ve oğul işlediğimiz konular.

a. Balla besleme
Derse 10 dakika geç kalınca bu konuyu kaçırdım maalesef. Ancak bunun da şurupla beslemeye benzediğini ve şeker yerine bal kullanıldığını düşünüyorum.

b. Kuru şekerle besleme
Hocanın katı gıda ile besleme taraftarı olmadığını en başından belirtmeliyim. Hava şartları arıların serbestçe uçuş yapabileceği kovana su getirmelerine izin verdiği geç bahar döneminde (Mayıs ortaları) kuru şekerle besleme yapılabilir. Beslemede kullanılacak kuru şeker kovan içerisinde arıların rahatlıkla ulaşabileceği bir yere konulmalıdır. Yani kuluçka alanına. Kuru şekerle beslemede pudra şekeri veya kristal şeker kullanılır.

Suda eritilerek verilemez doğrudan verilir. Topak halinde de olabilir. Akide şekeri gibi şekerler önermiyoruz. Bu şekerler fazla kaynatıldığından dolayı yapısı bozulmuştur. Pudra şekeri olarak marketten aldığımız pudra şekerini kullanmıyoruz. Zira yapısında nişasta bulunuyor. Toz şeker alıp öğüttürebilirsiniz. Mayıs ortaları yani havanın sıcak olduğu dönem kuru şekerle besleme için uygundur zira arı şekeri çözebilmek için suya ihtiyacı olacaktır. Hava koşulları su temin etmelerine müsait olmalı. Güçlü kolonilere günde yarım kilo ya da bir kilo şeker yeterlidir.

Kuru şeker poşetle verilmez. Üst yemliğin üzerine dökülür. Bir haftalık veriyoruz. Her gün ya da günübirlik değil.

Şurup hep birden verildiğinde arılar bunu depoluyor. Mumu da düzgün örmüyorlar. Ve arı şerbet verildiği halde aç kalıyor. Arının nektarın sürekli geldiğini zannetmesi önemli. Az ama her gün. Sen bir saat gecik onlaı yemliklerin başında hazır beklerken görürsün. Çok verirsen gözlere basarlar. Balın kalitesi de bozulur. Analize gittiğinde şeker oranı yüksek çıkar.

Organik arıcılıkta şurup olarak bal verilir. Organik arıcılıkta kesinlikle şekerle besleme yoktur. Organik arıcılığın başka koşulları da vardır. Örneğin aynı arılığın içerisinde hem organik arıcılık hemde de normal arıcılık yapılamaz. En az 3 km uzakta olmalı. Aynı yerde olmaz.

c. Kekle besleme
Doğal şartlarda bir koloninin besin maddeleri bal ve polenden oluşur. Ancak erken ilkbaharda bu besinlerin stoğu azalır. Kolonilerin çoğalma eğiliminde olduğu bu dönemde ek besleme yapmak zorunluluğu doğar. Enerji ihtiyacı bal veya şeker şurubuyla; protein ihtiyacı ise polenli ve polensiz olarak hazırlanan yiyeceklerle sağlanır.

Hazırlanan yiyecekler vitamin ve minerallerce desteklenmelidir. İlkbaharda polen stoğu azlığının sebep olduğu protein ihtiyacını karşılamak üzere polenli ve polensiz olarak hazırlanan karışımlarla besleme yapılır. Yapılan araştırmalar polenli karışımların daha etkili olduğunu göstermiştir. Hazırlanan karışım akıcı değil ise arı keki adını alır. Arı kekleri bal, polen, yağsız süt tozu, şeker (pudra şekeri), yağsız soya fasulyesi unu, bira mayası, yumurta sarısı gibi belirli besin maddelerinin çeşitli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilir. Bu karışımın amacı taze ve doğal polenin besin değerine yakın yiyecek elde etmektir.

Kek yapımında öncelikli olarak katı maddeler konur. Asıl sıvı maddemiz bal; katı maddemiz ise polendir. Soya, yumurta sarısı vb. gibi ürünler polenimiz yoksa kullanılır. Kullanılacak su kaynatılmış ve soğutulmuş bir su olmalı. Ya da balın akıcılığını artırmak için benmari usulü (45 dereceyi geçmeyecek bir ısıda) ısıtılabilir.

Keke ilaç katılacaksa kekin arılara verileceği gün katılmalıdır. Daha önce olmaz. Zira kimyasal yapısı bozulur.

Kek formülleri
Bu formüller 100 koloniden daha fazla koloni sayısı düşünülerek hesaplanmış. Tam olarak kaç koloni bilemiyoruz! Az kolonisi olanlar için bu miktarlar üzerinden hesap yapmak zorlayıcı olabilir.

Kek karışımı elde edildikten sonra yarım kiloluk veya bir kiloluk miktarlarda paketlenebilir. Paketlenecek miktarı belirleyen şey arı miktarıdır. En doğrusu bunu göz önüne almak.

Kullanılacak polenler taze olmalıdır. Keçen yıldan derin dondurucuda muhafaza edilmiş polenler de olur.

1. formül
90 kg toz şeker
15 lt soya unu
4,5 kg bal
2,5 kg bira mayası
2,5 lt yağsız süt tozu
0,375 lt sirke
20 lt su

2. formül
Sadece protein destekli bir formüldür.
3 birim soya unu
1 birim bira mayası
1 birim yağsız süt tozu

3. formül
2 kg polen
6 kg soya unu
1,5 lt 1/2'lik şeker şurubu
2,5 bardak su

4. formül
90 kg toz şeker
14 kg bal
10 lt su
0,250 lt sirke

Kendi kekinizi kendiniz yapın. Hazır almayın. Uzun süre bekleyebildikleri için koruyucu madde içermektedirler.

Koloni miktarının daha düşük olduğunu göz önüne alarak ölçekleri daha küçük olan şu formüller kullanılabilir. Ölçekler küçük olduğundan dolayı daha kolay hesap yapılabilir.

1. formül (önerilen formül)
3 kg bal
1 kg polen
6 kg pudra şekeri

2. formül
3 kg bal
1 kg yağsız süt tozu
6 kg pudra şekeri

3. formül
3 kg bal
6 kg pudra şekeri
400 gr yağsız süt tozu
20 gr polen yada arı vitamini önerilir (arıvit)

Arı vitamini diğer zamanlarda da şurup içerisine katılarak kullanılabilir.

Arının başında durulacaksa kek yerine şurup tercih edilebilir. Sürekli yağmur varsa veya florada yeterince polen yoksa o halde keki zorunlu olarak vermek gerekir.

d. Şurupla besleme
İlkbahar beslemesinde koloninin yeterli miktarda balı bulunsun veya bulunmasın şeker şurubuyla besleme yapmak esastır. Bu besleme ana arıyı yumurtlamaya teşviktir. Kolonilere ilaç verilmesi durumunda veya hava şartlarının arının uçuşuna izin vermediği günlerde koloninin su ve enerji ihtiyacını karşılamak için gereklidir. Yumurtlamaya teşvik için verilen şurubun şeker/su oranı düşük olmalıdır. Şurup hazırlarken enerji ihtiyacını karşılamak için çay şekeri ya da bal kullanılır. Şuruplar; katı, orta ve sıvı olarak yapılmaktadır.
Şeker su oranı;
Katı şuruplar 1 su 2 şeker (erken ilkbahar)
Orta şuruplar 1 su 1 şeker (ilkbahar)
Sıvı şuruplar 2 su 1 şeker (geç ilkbahar) (enerji ve su ihtiyacını karşılar)

Şerbet yapımı
Önce suyu 100 dereceye kadar kaynatırız. İçme suyunu.Bilmediğin suları kullanmamalısın. İçebileceğin suyu kullanmalısın. Kaynatılan suyun 50-60 dereceye soğuması beklenir. Sonra şeker eklenip tamamen eriyinceye kadar karıştırılır. Şerbeti hazırladığımız gün vermiyoruz. Ertesi gün veriyoruz. 24 saat geçmeli. Örneğin bugün öğlen hazırlayıp yarın akşam verebilirsiniz. Aksi halde arılar hasta olur. Ve sindirim sistemleri bozulabilir. Hava aşırı derecede soğuksa örneğin erken ilkbaharda o halde şurup ısıtılabilir. 25-30 derece civarında.

İlkbahar beslemesinin önemi
Bal özü akımı mevsimine girerken kolonilerde genç işçi arı kadrolarının kuvvetli olması bal verimi yönünden önemli değildir. Çünkü bu yaştaki işçi arılar henüz kovan içi görevlerini tamamlayıp kırda çalışma yeteneği kazanmamışlardır. Burada bal üretim yönünden önemli olan nokta 21 günlük kovan içi görevlerini tamamlayıp balözü ve polen toplama yeteneği kazanmış kadroların nektar akımı boyunca varlığıdır.

Florada çiçek yok ve nektar da yoksa tarlacı arının bir önemi yoktur. Ancak arıyı böleceksek erken besleme yapıp arı nüfusu çoğaltılabilir. Koloni bölünmeyecekse besleme zamanının tespiti çok önemlidir.

Bal özü akımının başlangıcından en az 5-6 hafta önce besleme başlamalı. İşçi arı meydana getirecek yumurta ana arı tarafından petek gözüne bırakılmalıdır, 42 gün önce. Nektar akımı zamanını tutturmak önemlidir. Erken olursa arı boşa bekler, geç olursa siz boşa beklersiniz.

Yemleme tarihinin tespiti
Yemleme tarihinin tespiti önemlidir. Nektar akımının bölgede hangi tarihte başladığı tecrübeli arıcılar tarafından bilinir. Beslemeye bu tarihten 5-6 hafta önce başlanırsa kuvvetli olarak bal özü akımının gelmesi sağlanmış olur.

Doğadaki bal özü akımı bilinen tarihten iki hafta erken ya da geç olabilir. Kestirmek güçtür. Kendi özel kayıtlarınızı meteoroloji bültenleriyle karşılaştırarak yaklaşık bir tarih belirleyebilirsiniz.


Aşağıdaki resimde çizmeye çalıştığım çizelge yukarıdaki resimde görünüyor. Telefonum bu kadar çekebildi. Çizelge en erken uygun teşvik beslemesi ile ilgili.


Pek sağlıklı çizemedim ama bu iki resimden bir şeyler çıkabilir ortaya :) Bence önemli bir çizelge.

D ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 1 hafta çalışabilir.
E ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 2 hafta çalışabilir.
F ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 4 hafta çalışabilir.
G ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 3 hafta çalışabilir.
H ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 2 hafta çalışabilir.
I ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 1 hafta çalışabilir.

Bu bilgilerin ışığı altında şu şekilde bir tarih tespit ederiz. Bölgedeki esas bal akımı döneminin Haziran ayının son iki haftası ile Temmuz'un ikinci haftası arasında olduğunu düşünürsek, bir işçi arı ömrünün son 3-4 haftasında tarlacı olarak görev yapabildiğine göre bir işçi arının bal akımı devresinde en az bir hafta bal toplayabilmesi için bu işçi arıyı meydana getirecek yumurtanın en erken 21 Nisan'da en geç 26 Mayıs'ta petek gözüne konulması gerekir. Böylece 21 Nisan'dan 26 Mayıs'a kadar yumurtadan meydana gelecek işçi arılar 1-4 haftalık bal akımı devresinde tarlacı arı olarak görev yapacaklardır. 28 Nisan ve 12 Mayıs tarihleri arasında bırakılan yumurtalardan gelişen işçi arılar esas bal akımı devresinde aktif tarlacı arı olarak nektar döneminden en fazla yararlanan arılar olacaktır.

Koloni birleştirme
Zayıf koloniler kendi aralarında birleştirilebileceği gibi güçlü koloniler de kendi aralarında birleştirilebilir. Ana arısı olmayan veya sakat olan koloniler için mevsim itibariyle şartlar yeni ana arı yetiştirmeye uygun değilse ana arılı bir koloniyle birleştirme yapılabilir.

Birleştirme ilkeleri
1. Hastalıklı koloniler sağlıklı kolonilerle birleştirilmemeli.
2. Birleştirmeden sonra kalan kovan parçaları ve petekler arılıktan uzaklaştırılmalı.
3. Ana arısı olan iki koloni birleştirilecekse ana arısı sakat olan ya da verimsiz olan ana arı koloniden alındıktan sonra birleştirme yapılmalı.
4. Nektar akışının az olduğu dönemlerde birleştirme yapılacak koloniler 1-2 gün önceden beslemeye tabi tutulmalı.
5. Birleştirilecek zayıf kolonilerin ana arıları genç ve verimli ise kolonilerden birinin ana arısı alınarak birleştirme yapılmalı. Daha genç olan ana arı kolonide bırakılmalı diğeri atılmalı.
6. Birleştirilecek kolonilerden ana arısız olan daha güçlü ise ana arı kafese alınarak birleştirme yapılmalı.

Birleştirme işlemi bütün arıların kovanda olduğu akşam saatinde bolca duman verilerek yapılır. 20-25 dakika sonra tekrar kontrol edilir. Eğer boğuşma varsa tekrar bolca duman verilir.

Yan yana iki koloni birleştirilecekse birleştirme işleminden sonra yeni koloni eski kolonilerin tam ortasına konmalı.


Birleştirme her zaman ballık katında yapılır. Ballık ve kuluçkalık arasına saman kağıda (gazete sağlıksız olduğundan) konur. Saman kağıdı konmadan önce kalemle birkaç tane delik açılır. Birleşme olurken arılar saman kağıdını kemirir. Her zaman için ana arısı olmayan koloniler ana arısı olan kolonilerin üzerine nakledilir. Yani ana arısı olan koloni kuluçkalıktadır diğeri ise ballıkta. 

- Birleştirme esnasında sprey yoksa gül suyu da tercih edilebilir.

Anasızlık ve ana yenileme
Bal arıları koloni adı verilen topluluklar halinde yaşarlar. Kolonide normal şartlarda bir tane ana arı bulunur. Ana arının verimi düşünce işçi arılar yeni bir ana arı yetiştirmeye başlarlar. İşçi arılar anasız kaldıklarında ya da oğul vermek istediklerinde yeni bir ana yaparlar. Oğul için üretilen ana yüksükleri peteğin yan kısımlarında ve alt kısımlarında olur. Ana arı değiştirmek istedikleri zaman ise yüksükler peteğin yan kısımlarında ve orta kısımlarında olur. En kaliteli yüksükler peteğin ortasında olanlardır.

Oğul için olan yüksükler 4, 6 veya 8 tane olabilir. Ana değiştirmek için yapılan yüksükler ise daha sınırlı sayıdadır. En fazla 4 veya 6 tane olabilir. İşçi arılar anayı değiştirmek için mevsimi baz alırlar. Mevsimin ananın döllenmek için uçabileceği ve nektar olabilecek sıcaklıkta olması gerekir.

Anasız bir koloniye ana kazandırma yöntemleri
1. Kafesle ana arı vermek
Ana verilecek koloni anasızlık hissine alıştırmak için bir kaç gün anasız bırakılır. Ana verilmeden önce yüksük yapılıp yapılmadığı kontrol edilir. Yumurta dönemini aşmış larvalardan bile yüksük yapabilirler. Bu nedenle yüksük varsa yüksükler bozulur. Yüksük yoksa yavrulama sahasının ortasındaki iki çerçevenin arasına sıkıştırılır, çıkış deliği dip tahtasına bakacak şekilde. Bundan sonra beslemeye alıyoruz. 2-3 gün sonra bir daha kontrol ediyoruz. Ana sağlam mı!

2. Ana arı memesi vermek
Bunun için kendi ürettiğimiz yüksüğü (Miller yöntemi ile, Smith yöntemi ile) veya doğal yollardan üretilen yüksüğü kullanırız. Yüksük verilmeden birkaç gün önce mevcut ana arı öldürülür. Yüksük bulunduğu yerden kesilerek alındıktan sonra verilecek kolonide çerçevenin üst kısmının ortasına mumla tutturulur.

Ana arının döllenme uçuşuna çıkması beklenir. Gözden çıktıktan sonraki 4-5 günde döllenme uçuşuna çıkması ve döllenmesi beklenir. Döllendikten sonraki gün yumurtlama görülmeli. (Gözden çıktıktan 6 gün sonra) Yumurtayı görene kadar besleme yapmıyoruz. Yoksa anayı keserler.

3. Yavrulu arıya genç larvalı çerçeve vermek
3 günü tamamlamamış, yoksa 4-5 günlük larvalı çerçeveler kullanılır. Başka bir analı kovandan günlük yumurtalı çerçeveler getirilip koyulur. Üzerinde arı varsa koyarken sprey kullanılabilir. Yüksüğe dönüştü mü, dönüştüyse kaç tane dönüştü kontrol edilir. Altta olan yüksükleri boz. 4 taneye kadar düşür. Analar çıktıktan sonra veya çıkmadan hemen önce alınır. İhtiyacı olan başka kovan varsa onlara verilebilir. İki tanesini kovanda bırakmak yeterlidir. İşçi arılar kendileri karar verip birini öldürürler. 20.gün bu kolonide yumurta görmeliyiz.

4. Analı başka bir koloniyle birleştirmek
Detayları yukarıda koloni birleştirme kısmında.

Oğul döneminde yapılacak çalışmalar
Mevcut tüm arılar soylarını sürdürebilmek için çoğalmak durumundadır. İşçi arılar ve erkek arıların bir kısmı içgüdüsel olarak yeni bir koloni meydana getirmek üzere bir veya birkaç ana arı ile kovanı terk ederler. Bu işleme "oğul verme" veya "doğal oğul" denir. Oğul mevsimi yöreden yöreye farklılık gösterir. Bir bölgede oğul mevsimi ana nektar akımından bir kaç hafta önceye rastlar. Yöreden yöreye değişse de genelde Mayıs-Temmuz aylarıdır. Bu dönemde bal üretmek istiyorsak oğul önleyici tedbirler almalıyız. Kuluçkalık kısmı sık sık kontrol edilmeli. Yüksük varsa boz veya alıp ihtiyaç olan başka bir kolonide kullan. Zira oğul yüksükleri güçlü olurlar.

Oğul vermede; ırk, kovan içindeki arı mevcudunun çok fazla artması, arıların çalışma alanı sıkıntısı çekmesi, havalandırmanın yetersiz olması, ananın yaşlı ve yetersiz olması gibi etmenler etkilidir.

Çoğalma içgüdüsüyle işçi arılar ana arıya rağmen yüksük oluştururlar. Böylece oğul hazırlığı başlamış olur. Eğer bu durumu arıcı fark edip yüksükleri bozarsa koloni vazgeçebilir. Vazgeçmezse işçi arılar yenisini yaparak ana arı ile daha az ilgilenir ve daha az beslerler. Bunun sonucunda da ana arı ağırlığının 1/3'ünü kaybederek uçma yeteneği kazanır.

8 gün sonra, göz mühürlendiğinde, mevcut ana kovanı terk eder. İşçi arılar keşif uçuşu yaparak çevrede en uygun yeri tespit ederler. Mevcut ana yeni ana çıkmadan bir hafta önce bir miktar işçi ve erkek arıyla beraber kovanı terk eder.

Eğer kolonideki mevcut ana sakatsa (mesela kanatları kesilmiş ise) yeni ana kovanı terk eder. Koloniden çıkan ilk oğul baş oğuldur. Bu da mevcut anadır. Yeni ana koloninin yeni sahibidir.

Kapalı gözlü yavruyla yeni oğul desteklenmelidir. Oğul veren koloni ise ana arı çıkıp döllendikten sonra şurup ile beslenir. Döllenmeden önce beslersek anayı keserler.

Önümüzdeki derste görülecek konular;
Oğulun kovana alınması
Oğul önleme yöntemleri
Ballıkların atılması
Oğul hangi saatlerde çıkar?




6 Haziran 2014 Cuma

Şerbet/Şurup Hazırlama

Şerbeti/şurubu nasıl yaptığımı anlatmak istiyorum. Belki bir yerlerde hata ya da eksiklik varsa bilen birilerinin uyarması faydalı olur. Ancak şunu da belirtmeliyim ki yaptığım şerbet ile ilgili arılar üzerinde bir yan etki görmedim ayrıca şerbetin tümünü silip süpürüyorlar.

Şimdilik 500 ml (1+1) şerbet hazırlıyorum. Yani bir ölçek su bir ölçek de şeker. "Ölçek" ifadesi ağırlığı değil hacmi ifade ediyor. 500 ml'lik su-şeker çözeltisi (şerbet) için 500 ml'lik su kullanılır. Aynı hacimde de şeker kullanılır. Şeker suyun içinde tamamen çözünür. 



Suyu ve şekeri ölçmek için ölçekli su sürahisi kullanıyorum. Su seviyesini 500 ml'nin biraz üzerinde tutuyorum. Zira suyu kaynatırken biraz buharlaşma olacak.



Önce suyu tencereye koyup kaynatıyorum. Kaynamaya başlayınca hemen altını kapatmıyorum bir kaç dakika daha kaynamasını bekliyorum. Sonra kaynamış suyun soğumasını bekliyorum, ta ki parmağımı yakmayacak sıcaklığa erişinceye dek.


Sonra su ile aynı hacimde olacak şekilde yine ölçekli su sürahisi ile şeker miktarını ölçüyorum.


Ölçtüğüm şekeri daha önceden kaynatmış olduğum ve soğumaya bıraktığım ılık suyu içeren tencereye döküyorum. Ve şeker suda iyice çözünene dek yemek kaşığı ile karıştırıyorum.


Şeker tamamen çözündüğünde şerbet servise hazır olmuş oluyor. Su ne kadar soğuk olursa şekerin çözünmesi de o kadar zor oluyor. Dikkat edilecek en önemli husus şekeri suyla birlikte kaynatmıyoruz.

Arılar yakında olduğundan dolayı tencerenin kapağını kapatıp götürüyorum. Aksi halde bir bidona ya da pet şişeye koyup götürmek daha kullanışlı olacaktır.

Bu arada şunu da belirtmek lazım ki bir ölçek suya bir ölçek şeker, mum örmeye teşviktir. Yani erken ilkbahardaki ilk beslemeden sonraki besleme şeklidir. Bu zaman diliminde polen gelişi vardır. Ancak nektar yetersizdir. Bu nedenle verdiğimiz (1+1)'lik şerbeti yiyebilir. Dışarıdan getirdiği nektarı ise depolayabilir.

Eğer hangi ölçekte şerbet yapacağınızı bilmiyorsanız Arıcılık Kursu - 5.Gün notları arasında "İlkbahar beslemesi" adlı konuyu okumanız faydalı olabilir.




31 Mayıs 2014 Cumartesi

Arıcılık Kursu 5.Gün

Arı ırkları, arı ırklarını birbirinden ayıran özellikler ve mevsimsel çalışmalar (Koloninin arılığa alınması, ilk kontrol ve ikinci kontrol) konularını işledik.

Her arıcının "kontrol fişi"ne sahip olması gerekiyor. Bu fiş a4 sayfa ebatlarında bir sayfa. Bir yüzünde kontrol esnasında edindiğimiz bilgileri detaylı bir şekilde işleyebileceğimiz bilgiler yer alıyor. Fotokopisini haftaya birisi dağıtacak.



3. İtalyan arısı:
Anavatanı Sicilya adasıdır. Türkiye'de özellikle batı bölgelerimizde Muğla yöresinde yetiştirilir. Kafkas ırkından sonra en uzun dile sahip ırktır. İnce bir karna ve orta uzunlukta bir dile sahiptir. Dil uzunluğu 6,3 mm - 6,6 mm arasındadır. Kitin rengi karın altında ve ilk iki ve dördüncü halkalarda daha parlaktır. Ön halkalarda sarı renkli şeritler bulunur. Anavatanları olan İtalya'da sarı renk çok büyük varyasyonlar (çeşitlilik - yani sarı rengi bir çok tonu) gösterir. Bu arıların kılları sarımtırak renkte olup bu durum erkek arılarda daha belirgindir. Genelde uysal ve sokma eğilimleri az olan bir ırktır.

Çoğalma yetenekleri üstün olup ilkbaharda güçlü kolonilerle başlayıp sonbahara dek gelişimlerini sürdürürler. Oğul eğilimleri düşüktür. Kışa sağlam kadrolarla girdikleri için kışın bal tüketimi fazladır. Bu durum uzun süren kışlarda çeşitli zorluklara sebebiyet vermektedir. Kışa girerken iyi beslenmeleri gerek, kovanda bol miktarda bal bırakılmalı. Zira ilkbaharda aç kalıp ölebilirler. Nektar gelişinin fazla olmadığı yerlerde çok bal tüketmeleri ve obur olmaları nedeniyle açlık problemiyle karşı karşıya kalırlar.

Dil uzunlukları uygun olduğundan tüplü yonca çiçeklerinden yeterince faydalanırlar. Hızlı petek örme yeteneği İtalyan arısını en iyi petek balı üreten arı yapar. Petek gözlerinin beyaz sırla kapladıkları için petekler çekicilik kazanır. Az propolis kullanırlar. Diğer ırklara nazaran şaşırma ve yağmalama eğilimleri fazladır. İtalyan arıları kışları kısa süren, ılıman ve nektar akışının iyi olduğu ve yazların kurak geçtiği özellikle Akdeniz sahil bölgelerinde çok iyi sonuç verirler. Fakat kışların uzun ve sert geçtiği, ilkbaharın geç geldiği ve nektar akımının kısa sürdüğü bölgelerde başarısız olurlar. Örneğin bu arı ile Erzurum'da arıcılık yapılamaz. Ana yenileme daha toleranslıdır. Anayı kolaylıkla kabul ederler. Hastalıklara karşı özellikle akariyoz, mum güvesi ve Amerikan Yavru Çürüklüğüne karşı dayanıklıdırlar.

4. Esmer arı:
Seralarda döllenme için kullanılan, dili kısa ve bal verimi düşük arı ırkıdır. Bombus benzeridir. Esmer arının anavatanı Orta Avrupa Alpleri'nin batısı ile orta ve kuzey Rusya'dır. Ekonomik değeri az olduğundan son yıllarda arılık sayısı da azaldı. İspanya, Polonya ve Rusya'da bazı bölgelerde hala yetiştirilir.

Kısa dillidir. Dil uzunluğu 5,7 mm - 6,4 mm arasındadır. İri vücutlu arılardır. Vücutları uzun ve seyrek kıllarla kaplıdır. Erkek arıların göğüs kılları koyu kahverengi ve bazen de siyahtır. Vücut renkleri genelde siyah renkli olup 2. ve 3. abdominal segmentlerinde siyah noktalar bulunur. Karınları daha geniştir. Hırçındırlar ve kovan açıldığında çerçevelerin üzerinde hızlı hareket ederler, heran çerçeveyi terkedecekmişçesine. Oğul eğilimleri fazladır. Ağır kışlarda bile üstün bir kışlatma yeteneği vardır. İlkbaharda yavaş gelişirler. Yaz ve kış orta güçtedirler. Çok çalışkandırlar fakat dilleri kısa olduğundan dolayı derin tüplü çiçeklerden yeterince faydalanamazlar. Yavru hastalıklarına, mum güvesine ve akariyoza karşı aşırı duyarlıdırlar.

5. Afrika arıları:
Tellian arısı, Mısır arısı, Kape arısı, Afrika arısı

Fas'tan Mırsır'a dek Akdeniz bölgesinde; Türkiye'de ise Adana ve özellikle de Suriye'sınır hattında bulunur. Bal verimi iyidir fakat istenmeyen özellikleri de çoktur. Açık renkli bir arıdır. Nil vadisi yayılma alanıdır.

Kape arısı: Batı Afrika'da bulunur. İşçi arılar da tıpkı ana arı gibi döllü yumurtlama yeteneğine sahiptir ve bu en iyi özelliğidir.

Afrika arısı: Büyük Sahra - Kahire arasında bulunurlar.

Geçiş bölgelerindeki yöresel ekotipler
Kıbrıs arısı: İtalyan arısına benzer.
Suriye arısı: İtalyan ve Kıbrıs arısı karışımıdır ve çok çalışkandırlar.
Makedonya arısı: Yugoslavya ve Yunanistan civarlarında bulunur.

Anadolu Arı Irkı
Bütün ülkelerde o ülke şartlarına uyum sağlamış yöresel ekotipler mevcuttur. Türkiye coğrafi konum açısından kafkas, suriye, kıbrıs, italyan ve karniyol arılarının çerçevelediği ve bu ırkların doğal yaşam alanı olan bölgede bulunmaktadır. Bu yüzden ülkemizde çeşitli bölgelerdeki arı popülasyonları bunların etkisi altında oluşmaktadır. Doğu Anadolu'da Kafkas, Ege Bölgesi'nde İtalyan, Karadeniz Bölgesi'nde Karniyol, güney bölgelerimizde ise Suriye ve Kıbrıs arıları saf melez olarak yetiştirilmektedir.

Anadolu birçok ırkın birbirine karışmış ekotiplerini bulunduran bir yarımada durumundadır. Bir ırkın baskın olarak bulunduğu bir bölgede başka ırklara rastlamak da mümkündür. Günümüzde Anadolu'da bulunan arıların bazı farklı özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. İngiliz araştırmacı Brother Adam Anadolu arı ırkını Apis Mellifera Anatoliaca ismiyle tanımlamıştır. Buna göre; Dili uzundur. Esmer renklidir. Uysal, sakin ve iyi huyludur. Kışlama kabiliyeti iyidir. Çalışkandır. Yağmacılık azdır. Polen toplama yeteneği, tutumluluğu, kışlama yeteneği diğer arılarla karşılaştırılmayacak kadar üstündür. Kuluçka sezonu dışında yavru yetiştirme aktiviteleri çok düşüktür. Uygun şartlar sağlandığında yoğun bir yavru faaliyetine geçer. Bu özelliği ile İtalyan arısı gibidir.

İlkbaharın olumsuz şartlarında (nektar akımı az olduğunda) bal stoklarını kafkas arısı gibi idareli kullanır. Bu özellik hiçbir arıda yoktur.

Anadolu arılarının yavrulama yeteneği üstündür. Ana arılar diğer ırklara göre damızlık değerini daha uzun süre korur. Yön belirleme ve ortama uyum sağlama özellikleri üstündür.

Döllenme uçuşuna çıkıp da dönmeyen arı çoktur. Bu ırkta döllenme uçuşunda ana kaybı %5'dir. Diğer ırklarda ise %10'dur.

Irkları tanımada kullandığımız özellikler
Morfolojik özellikler, Fizyolojik özellikler ve Davranışsal özellikler

Morfolojik özellikler: Vücut büyüklüğü, Renk, Kıl örtüsü, Kanat damarları ve Dil uzunluğu

Fizyolojik özellikler: Bal verimi, Yumurtlama hızı, Petek kabartma, Uçuş etkinliği ve Yaşam gücü

Örneğin yumurtlama hızına göre ırklardaki farklılıklar;
Kafkas: 1100-1500 / Karniyol: 1400-2000 / İtalyan: 1500-3000

Örneğin petek kabartma durumlarına göre ırklardaki farklılıklar;
Kafkas: İçbükey / Karniyol: Düz / İtalyan: Dışa doğru (dışbükey)
(Bal-petek gözü arası hava boşluğu oluşup aluşmaması durumu)

Birim zamanda uçuşa çıkan arı sayısı nektarlanmayla doğru orantılıdır.

Davranışsal özellikler: Hırçınlık, Yağmacılık, Oğul eğilimi ve Oğul eğilimi

Şaşırma eğilimi ile yağmacılık eğilimi arasında doğru bir orantı vardır.
En çok oğul veren karniyoldur en az oğul veren ise kafkasdır.

Mevsimsel Çalışmalar
Arıcılıkta yıl boyunca yapılacak çalışmalar
Ve bahar boyunca yapılacak çalışmalar

Kolonilerin arılığa alınması
Kış aylarının sona ermesi ve havaların ısınmasıyla birlikte yeni bir sezona başlanmış demektir. Eğer kışlatma kapalı bir ortamda yapılmış ise koloniler arılık olarak belirlenen yere alınır. Bunun için arılık olarak belirlenen yer temizlenmiş ve kuru bir zemine sahip olmalı. Kolonilerin yeni yerine taşınması esnasında sarılmamalıdırlar zira kış salkımında olabilirler. Dış ortam sıcaklığı 7 derecenin altındayken salkım oluşur. Taşıma işlemi sabah veya akşam arı uçuşunun olmadığı saatlerde yapılabilir.

İlk kontrol
Dip tahtası temizliği
Arılar arılığa alındıktan sonra uçuş yapabilecekleri rüzgarsız ve güneşli bir günde (15 derece üzeri) -yavruları üşütmemek ve yavru hastalıklarına sebep olmamak için- ilk işlem yapılır. Bu işlem kış ayı boyunca dip tahtası üzerinde birikmiş petek kırıntılarını, arı ölülerini ve varsa küflerin temizlenmesini sağlar.

Temizlik esnasında kovan kapağı kaldırılmaz. Çalışma sabah erken saatte iki kişi tarafından yapılır. Temiz bir dip tahtası hazırda olmalıdır. Kovanın yanında bir adet kovan kapağı ters çevriler konur. Arı ürünleri toprakla kesinlikle temas ettirilmemelidir. Zira toprakta mantar sporları bulunabileceğinden dolayı bu sporların bulaşması ve kovanda aktif hale gelmelerine neden olabilir. Kovan gövdesi dip tahtasından ayrılarak kapak üzerine konur. Ve dip tahtası temiz olanıyla değiştirilir. Dip tahtası değiştirme işlemi tamamlandıktan sonra uçuş delikleri daraltılır. Zira kovanda meydana gelen ısı azalmasını dengelemek gerek.

Dip tahtası değişim işleminde kuluçkalık yerinden kaldırıldığında kovan kapağını henüz açmamışken bile üo koloni hakkında bazı bilgileri edinmiş oluruz. Kovanın ağırlığından bal miktarı ve kolonideki arı miktarı hakkında fikir sahibi olunur ve bu bilgiler kontrol fişine kaydedilir.

Büyük kontrol
Havanın sıcak ve rüzgarsız olduğun bir gün sabah erkenden yapılır. Bu kontrol ile günlük yumurta durumu; kapalı ve açık gözlü yavru durumu; besin durumu; ana arı durumu görülür ve kontrol fişine işlenir. Bundan sonra artık arılar beslenmeye başlanır. 18 derece üzerinde işçi arılar anayı daha çok besler. Bu şekilde erken ilkbaharda nektar yokken ve polen gelişi varken kuluçka faaliyetlerine başlanabilir.

Bu kontrol esnasında her çerçeve tek tek kontrol edilir.

Birinci çerçeve; ballı-polenli besleme çerçevesidir ve en dışta bulunur.
İkinci çerçeve; kapalı gözlü yavrulu çerçevedir. Bal-polen kemeri üstte hilal şeklindedir.
Üçüncü çerçeve; günlük yumurtalı ve açık gözlü yavrulu çerçevedir.
Dördüncü çerçeve; kapalı gözlü yavruludur.
Beşinci çerçeve; Ballı-polenlidir veya kabartılmış boş petektir.
En sonda bölme tahtalı bir şurupluk bulunur.

Yeni bir koloni veya yeni bir bölme veya kışa girerken de düzen bu şekilde ilkbahardaki gibidir.

Koloni genişletirken ise şurupluk yine en sondadır ve ondan önce de ballı-polenli bir çerçeve vardır. Temel petek verirken bu ballı-polenli çerçeveden önce yani araya verilir. Temel petek en dışa konmaz. Burada amaç kabartılacak petek için besinin bireylere yakın olmasıdır. Bu durum çok önemlidir. Dalak işlendikçe temel petekte böyle bir düzende verilir. Koloni ya sağa doğru ya da sola doğru genişler. Bir öyle bir böyle değil. Yeni temel petek önceki kabartılmış temel peteğin sağına veya soluna konabilir. Sonuç itibariyle genişleme ya sağ tarafa doğru olacaktır ya da sol tarafa doğru.

Temel peteğin araya konma nedenlerinden biri de arıların üşütmemesidir zira iç taraf daha sıcaktır. Üşüten arılar nosemaya yakalanabilir. Petek kabartma esnasında sıcaklık 33 derece olmalıdır.

Normal koşullarda temel petek üç günde gelişir ve bir günde işlenir!!!(?)

İlkbaharda yaptığımız genişletme düzeni ve çalışması sonbaharda yerini daraltma çalışmalarına bırakacaktır.

Kovanda stres çok önemlidir.Şurup saat dörtten sonra verilir. Zira bu saatte tarlacı arılar dönmeye başlar. İlkbaharda verilen şerbet 2 şeker + 1 su şeklindedir. Kural olarak arılara verilen şerbet miktarında 750 ml sınırı vardır.

Bu büyük kontrol esnasında; anası olmayan koloniler, ilk yumurtanın görüldüğü zaman, ilkbahar uçuşuna ne zaman çıkıldığı, polenin ilk toplandığı zaman ... gibi kapsamlı bilgiler kontrol fişindeki ilgili alanlara kaydedilir.

Kontrol esnasında arı varlığı; kuluçka alanı gelişimi; ana arının durumu; yiyecek ihtiyacının olup olmadığı; hastalık ve zararlılar; genel temizlik dikkatle incelenir. Küflü çerçeveler kovandan alınıp ballı-polenli çerçeve veya kabartılmış petek verilir. Eski kararmış çerçevelere ana arı az yumurta atar yenisine ise daha çok. Ana arı koloninin merkezinde aranır zira orası daha sıcaktır. Bu sebeple dış çerçevelere yumurta atmaz.

Küflü çerçeveler imha edilmeli, küfsüz çerçeveler ise eritilip tekrar kullanıma sokulabilir. İlk kontrol yapıldıktan sonra -ana yumurtlamadan önce- varsa hastalıklar için ilaçlama yapılır. Nektarın az depolandığı, üretimin başlamadığı, ananın ilk yumurta atmaya başladığı bir dönemdir bu dönem.

Ananın yumurtlamasıyla doğru orantılı olarak varroa miktarı da artar.

Hava hala serin (25-30 derecenin altındadır hala) olduğundan dolayı bu kontrol işlemi oldukça hızlı bir şekilde yapılmalı. Genel temizlik için dikkatle incelenir. Örtü tahtası üzerinde eğer varsa mum kalıntıları temizlenir. Kovanın bir tarafından başlanılarak petek kontrolü yapılır. Küflenmiş veya petek gözleri bozulmuş (ana arı bu tarz peteklere yumurtlamaz) çerçeveler kovandan çıkarılır. Petekler üzerindeki bal ve polen stoku incelenir. Kuluçka durumu incelenerek ana arının olup olmadığı tespit edilir. Dışarı doğru açık yavrular, polenli-ballı petekler birbirini izler.

Anasız koloniler anası olan başka kolonilerle birleştirilir. Arılı çerçevesi üç veya daha az olan güçsüz koloniler başka bir güçlü koloniyle birleştirilmelidir. Arı varlığı 4-6 çerçeve arası olan normal güçteki koloniler ise kuluçka alanı bölme tahtasıyla daraltılmalıdır. Hastalıklı kolonilerde hastalıkla mücadele edilmeli. Gürültüsüz bir şekilde çalışılmaya dikkat edilmeli. Kovan birkaç dakikadan fazla açık tutulmamalı. Eski küflü petekler kovandan alınıp yakılarak ya da gömülerek imha edilmelidir.

İlkbahar beslemesi

İlk besleme: 2 şeker + 1 su
Polen geliri var ama nektar geliri yeterli değil. Sen verdiğim şerbetle yumurtlamaya başla -teşvik.

Daha ileri tarihli besleme: 1 şeker + 1 su
Balmumuna başla. Benim verdiğim şerbeti ye, dışarıdan geleni ise depola.

Daha ileri tarihli besleme: 1 şeker + 2 su
Balmumu, kendi besinini ve yavrunun besinini üret.

Hasattan 6 hafta önce besleme yapılmaz.

Şerbetin özellikle ilkbaharın ilk yarısında şerbetliğe değil de buzdolabına koyup çerçevelerin üzerine altından 3-4 delik açılarak konması önerilir. Burası daha sıcak ve daha ulaşılabilirdir.

Genel beslenme ilkeleri

1. Herhangi bir zorunluluk varsa ek besleme yapılmalı. Arıların doğal besini nektar ve polendir. Esas olan arıların doğal besin ortamından, floradan faydalanarak beslenmeleridir.

2. Hazırlanan besinler akşam üzeri verilir. Uçuş delikleri daraltılır. Arılıkta kovan dışında, açıkta besleme yapılmaz. Kovan dışındaki balmumu atıkları yağmaya teşviktir. Bu durumdan kaçınılmalı.

3. Az az ama sık aralıklarla besleme yapılmalı.

4. Verilen besin kovan içinde arıların rahatça ulaşabileceği bir yerde olmalı.

5. Özellikle erken ilkbaharda yapılan beslemelerde kovan kapağı uzun süre açık bırakılmamalı.

6. Yoğun bir besleme programı uygulayıp zayıf kolonileri birleştirip güçlü koloni oluşturulmalı.

7. Bir kovanın tüketemediği şurup artıkları diğer kovanlara verilmemeli. Şurup 2-3 günde bozulur ve ekşir. Bu da dizanteriye neden olabilir.

8. Açıkta ve toplu besleme yapılmamalı. Herbir kovan için yapılmalı.

9. İlkbahar beslemesine nektar akımından 6-8 hafta önce başlanmalı ve akıma 2-3 hafta kala bırakılmalı.

Arı beslemede kullandığımız besinler

a. Balla besleme
b. Kuru şekerle (çay şekeri) besleme
c. Kekle besleme
d. Şurupla besleme

Not: 6. Gün dersleri ertelendi. Haftaya saat 10:30 da...