Karınca türleri içerisinde tohum yiyen karınca kolonileri ile bal arısı kolonileri arasında çok ilginç benzerlikler mevcut. Bunda elbette her ikisinin de Hayvanlar Aleminin Böcekler Sınıfından Zarkanatlılar takımında bulunmaları etkili. Gelin hep beraber her an çevremizde görebileceğimiz bu iki farklı canlı türünün ne kadar da birbirlerine benzediklerine şahit olalım.
Bugün babam ve kardeşim arıyı kontrol ettiler. Tekrar bir ana arı memesi kontrolü ve verilen şerbetin etkilerini görmek üzere. Bu amaçla ballık kuluçkalık üzerinden alınarak ters çevrilmiş kovan kapağının üzerine konulmuş. Arı ekipmanlarını doğrudan toprak ile temas ettirmemek hijyen kuralları açısından önemli. Çoğu bakteri, mantar ve virüs bu yolla bulaşabilir.
Kardeşim körükte çam kozalağı kullanıyormuş. Çam kozalağının karton mukavvaya göre daha uzun süre duman sağladığını ifade etti.
Sağolsunlar benim görmem için çerçeveleri de fotoğraflamışlar. Babam "babasından kalan yöntemlerle" uzun yıllar arıcılık yapmış bir arıcı. Kendi arılığı varken babamı orada hiç bir zaman maske ve eldiven kullanırken görmedim. Her zaman maskesiz ve eldivensiz... Babam el demiri olarak "esiran" dediğimiz bir alet kullanırdı. İnternette "esiran" diye bir arama yaptığımda bu aletin görseline rastlayamadım. Ancak Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde, "Kazan ya da teknedeki hamuru kazımaya ve kesmeye yarayan bir çeşit araç." olarak tanımlanmakta. Aslına bakılırsa esiran, validenin mutfaktaki şöminede toprak sac üzerinde bazlama yaparken kullandığı bir aletti. Babamın yaptığı arıcılıkta, oğul mevsiminde, arıları bol bol oğul verirdi. Oğulları ağaçların dallarından toplamakta valideye düşerdi :) O da maske ve eldiven kullanmazdı. Ama o bir keresinde oğul alırken arıların saldırılarına maruz kalmış. Ve ölümden dönmüş.
Yukarıdaki çerçevenin göbeği kapalı gözlü yavrulu. Üst kısmında geçen yıldan kalma sırlı minik bir bal kemeri. Arta kalan az bir miktar alanda sırlanmamış bal mevcut. Bu balın kaynağı muhtemel ki verilen şerbet. Tabii nektar olma ihtimali de var. Yavrular hücreleri boşalttığında ana arının yumurta atmasına olanak bırakmamışlar.
Yukarıdaki çerçevenin çok büyük bir kısmı kapalı gözlü yavrulu. Ara ara sırlanmamış boşluklarda bal. Ve tek tük polen.
Bu çerçeve de yukarıdaki ile hemen hemen aynı. Alt kısmında erkek arı gözleri de görünüyor.
Bu çerçeve kuluçkalıktaki 5. ya da 9.çerçeve olmalı. Temel petekli olarak kuluçkalığa verdiğimiz ilk çerçeve 5.çerçeve idi. Daha sonra da 9.çerçeve verilmişti. Bu çerçevenin üst kısmında büyük bir bal kemeri var. Bal kemerinin altında ise açık gözlü yavrulu bir alan...
Göbekte çok geniş bir alan kapalı gözlü yavrulu. Ve bir miktar da açık gözlü yavrulu alan. Sağ alt köşe erkek arı gözleri. Üst kısımda bal kemeri olması gereken yerde sırlanmamış bir bal kemeri.
Göbekte çok geniş bir polen alanı. Ve köşelerde erkek yavru gözleri. Bu çerçeveyi polen deposu olarak adlandırabilirim.
Fotoğraftan pek belirgin olmasa da göbekte açık gözlü yavrulu bir alan. Bu alanın etrafında ise kapalı gözlü yavrulu bir alan. Üst köşelerde azıcık sırlanmış bal. Alt köşelerde erkek arı gözleri. Muhtemelen ortadaki alandan bir posta yavru çıkmış.
Yeşil işaretli ana arım. Bu renk onun 2014 yılında doğduğunu gösteriyor. Bu etiket veya boya arılara özel. Arıya bir zararı olsa modern arıcılıkta kullanılmazdı sanırım. Ana arı ana arı söyle bana "Neden bu kadar çok erkek arı gözü var?"
Yukarıdaki kapalı gözlü yavrulu çerçevelere benzer diğer bir çerçeve.
Çerçevelerde ana arı memesine rastlanmadı. Bu çok güzel bir haber. Şu an kuluçkalıkta 10 çerçeve arı ballıkta da 4 çerçeve arı var. Ve kuluçkalıkta bol miktarda yavru var. Bu yavrular çıktığında ballığın da tamamen arı dolacağı kesin. İkinci ballığı atmak gerekir mi bilemiyorum. Ballıktaki temel petekli çerçevelerin üçünü tam kabartmışlar ve verilen şerbeti buraya basmışlar. Şerbetin bir kısmı da kuluçkalıkta yavruların boşaltmış olduğu alanlarda depolanmış, sırlanmamış halde.
Kardeşime göre kuluçkalıkta sırlanmamış alanlarla beraber iki çerçeveye yakın bal stoğu oluşmuş. Ballıkta da 3 çerçeve sırlanmış bal.
Kuluçkalıkta ilk sıradaki kararmış peteği babam ballıktaki ballı çerçevenin yanına almış. Kuluçkalıkta boşalan yere de ballıktaki temel petekli çerçevelerden birini vermiş.
Babamın gözlemine göre kuluçkalıktaki erkek yavrulu alan nispeten azalmış. Genel olarak yavrulu alan da nispeten azalmış. Yavrulardan boşalmış alanın birine bal atmışlar.
Bugün son şerbeti vermeyi düşünüyoruz. Zira ballıktaki üç çerçeve şerbet balı ile kuluçkalıktaki iki çerçeveye yakın şerbet balı onlara yeter ya da yetmeli :) Daha fazla şerbet ballığı bloke ediyor. Bu da bizim aç kalmamıza sebebiyet verebilir :)
Yalancı ana arı oluşumu
Bir göze birden fazla yumurtlama yapabilir, düzensiz yumurtlar (petek üzerindeki düzen) ve dölsüz yumurtlar. Dölsüz yumurtladığından dolayı koloni zamanla erkekleşir. Böyle kolonide üretim gittikçe azalırken tüketim de gittikçe artar. En nihayetinde de koloni söner (ölür, yok olur). Böyle bir koloninin yok olmasını engellemek için kovanı mevcut yerinden yaklaşık 200 metre uzağa taşıyoruz. Burada erkek arı çerçevelerini (yumurtalı çerçeveler, açık ve kapalı gözlü yavrular da dahil) bertaraf ediyoruz (kovandan çıkarıyoruz). Daha sonra kovanı tekrar eski yerine taşıyoruz. Erkek arıların yön bulma duyusu çok gelişmediğinden dolayı bu mesafeden kovana tekrar geri dönemezler. Kovana dönen işçi arı da kısıtlı (işçi arı giderek azalmıştı zaten) olduğundan dolayı koloni miktarı iyice düşer. Şu halde bu koloniyi başka bir koloni ile birleştirebiliriz.
Normal şartlar altında her kolonide bir tane ana arı bulunur. Ana arı ve işçi arılar döllü yumurtadan gelişirler. İşçilerde yumurtalık gelişmemiştir. Bu sebeple çiftleşme uçuşuna çıkamaz yani döllenemezler. Bu sebeple de döllü yumurta yapamazlar.
Yavruların pupa döneminde (kapalı gözlü yavru durumda) ana arının feromon salgısı durur. Ana arı sakat olsa bile yavru arılar pupa dönemine geçene dek feromon salgılanır. Biz tam da bu sırada müdahale etmeliyiz-edebilmeliyiz. Aksi halde pupa dönemine geçildikten sonra günlük yumurta ana arı yüksüğüne dönüştürülerek yalancı ana oluşması sağlanır. Yaşlı larvalardan üretilen analardan da tombul, kısa, şişman yalancı ana oluşur. Bunların abdominal kısmı uzun değil dar ve kısadır.
Koloni anasını yitirir ve yenisini de yetiştiremez veya yenisi için arıcı tarafından bir müdahale olmazsa ana arının feromon etkisi koloniden kalkar. Ana arının salgıladığı feromonlar var olduğu sürece işçi arıların yumurtalıkları gelişmez. Bununla beraber yavru feromonlarının da işçi arıların yumurtalıklarının gelişmesini önleyici bir etkisi vardır. Yani anasız kalmış bir kolonide yumurta ve açık gözlü yavru olduğu sürece işçi arıların yumurtalıkları gelişmez. Bir süre sonra mevcut yavrular da ergin olduklarında feromon etkisi ortadan kalkar. Sonra bazı işçi arıların yumurtalıkları gelişir. Bunlar dölsüz yumurtlar. Bunlara yalancı ana denir. Bunu kabul etmiş koloniler saldırgandırlar. İşçi arı üretimi olmadığından dolayı erkek arı sayısı artar.
Yalancı ana düzensiz yumurtlar. Yeni çerçevenin bir ucuna sonra diğer ucuna şeklinde. Ayrıca gözlere birden fazla yumurta da atabilir. Yumurtaları küçüktür. Bunlardan da işçi arı görünümlü küçük erkek arılar oluşur.
Erkek arı gözü ayrımı ve işçi arı gözü ayrımı yapamazlar. İşçi arı gözlerine bırakılan yumurtalarda küçük yapılı erkek arılar gelişir. Bazen polenli gözlere bile yumurta bırakabilirler.
İşçi arılar küçük ana arı yüksükleri yaparlar. Fakat bu yüksükler erkek arı larvası taşıdığından dolayı yüksük içerisinde ölürler ve uçamazlar. Yalancı ana kabul eden bir koloni normal hale getirilimez. Eğer bu kolonideki işçi arıları kazanmak istiyorsak kovan 200 metre uzağa götürülüp boşaltılır. Boşaltılan kovandan sağlam işçiler eski yerine dönerler. Diğerleri dönemez. Dönen arılar mevcutlarına göre ya ana arı verilir ya da başka koloniyle birleştirilir.
Yağmacılık
(Bal mevsiminde)
Yağmacılığı engelleyebilmek için duman verilir, uçuş deliği daraltılır. Uçuş deliği-önüne çalı çırpı konur ve su serpilir.
Yağmacılık; arıların kendilerine ait olmayan kolonilerden bal çalmalarıdır. Nektar akımı döneminde oluşabilecek ani nektar kıtlığı dönemlerinde ve sonbaharda nektar akımının kesilmesinden sonra görülür. Genellikle arıcıların yanlış uygulamalarına bağlı olarak güçlü kolonilerin zayıf kolonilere saldırması şeklinde meydana gelir. Yağmacılığı önlemek için arılıkta zayıf koloni bulundurmamalı. Zayıflar birleştirilebilir. Hayatın kanunu güçlü her zaman zayıfı ezer. Yanlış uygulamalara bağlı olarak güçlü kolonilerin zayıflara saldırmasıdır. Bu nedenle arıcılar yanlış uygulamalardan kaçınmalıdır. Önleyici tedbirler almalı. Arılıkta gereğinden fazla koloni bulunmamalı. Kovanlar arasında yeterli mesafe bulunmalı. Kovanlar farklı renklerde olmalı. Arıların renk algısı gelişmiştir. Uçuş deliği tarafı farklı renkte boyanabilir. Bütün kolonilerin güçleri denk olmalı. Arı mevcudu ve iklim şartlarına göre uçuş deliğinin genişliği ayarlanmalı. Yağmacılık eğilimi fazla olan ırklarla çalışmamalı.
Seri çalışılmalı, kovan üzeri açık bırakılmamalı. Atıklar ortalığa atılmamalı. Yemlemeler akşam yapılmalı. Ortak kapla besleme yapılmamalı. Açıkta değil kovan içerisinde besleme yapılmalı. Hasat sabah erken saatte yapılmalı. Seri çalışılmalı. Bal süzme işlemi arılıktan uzakta arıların giremeyeceği yerlerde yapılmalı.
Rüzgarlı, bulutlu, şimşekli günlerde koloni kontrolü yapılmamalı. Zira böyle havalarda arılar gayet asabi olur.
Önlemlere rağmen koloniler arasında yağmacılık başlamışsa ekstra önlemler alınmalı. Yağmacılık kovan tamamen sönene dek sürer. Sönmeden durmaz. İçeride arılar arasında çatışma gerçekleşiyor, birbirlerini öldürüyorlar. Yağma edilenin uçuş deliği iyice daraltılmalı. Ya da geçici süreliğine tamamen kapatılmalı. Kovanın yönü değiştirilmeli. (Yan tarafa doğru değil tam olarak 180 derece).
Yağma durumunda uçuş deliğinin önü tamamen arı kaplıdır.
Arılıktaki yerinin tamamen değiştirilmesi de denenebilir. Bolca duman verilmeli, uçuş deliğine su püskürtmeli.
Hasat
Sabah erken saatte başlamalı. İki körük bulundurmak tavsiye olunur. Ballığın üzerine örtmek için nemli bir bez bulundurulmalı. Çerçeveler kovandan alındıkça çerçevedeki arılar fırça ile süpürülür. Fırçayı kullanırken ara ara suya batırmak icap ederse diye su bulundurulmalı. Ağzı kapalı bir kap mum fazlalıkları için kullanılmalı. 3/4'ü sırlı bal olan çerçeveleri almalı. Hazırlıklı olmak gerek. Kabartılmış dalak da bulundurmalı.
Bir bölgede bir kez hasat olur. Birden fazla hasat için başka bölgelere gitmek gerek.
Hasat bitimi erken sonbahardır. Bu dönemde arının sarmadığı çerçeveler alınır. Kışlatmadan önce kışlatma arıları üretilir. Kuluçkalıktan fazla bal alınmışsa şerbet verilip tekrar bal yapmaları sağlanır. Hasattan bir hafta sonra şuruplama yapılabilir. Sonbahar ilaçlaması da yapılmalı.
Arıların doğadaki çeşitli nektar kaynaklarından elde ettikleri bal gözlerde depolanır. Arılar petek gözleri üzerinde kanat çırparak hava akımıyla balın suyunu uçurup olgunlaştırırlar. Balın nem oranı %17-21 aralığına çekilir. Petek gözleri mum ile kapatılır. Buna ise sırlama denir. Sırlama işlemini çerçevenin üst kısmından başlayarak yaparlar. Eğer bir çerçevenin 2/3'lik kısmı sırlanmış ise bal hasat edilebilir. Bütün peteklerin sırlanması beklenmeden balı olgunlaşan petekler kovandan alınmalıdır. Böylece hasat zamanı, kovan uzun süre açık kalmamış olur. Olgunlaşmış balların kovandan alınmasına bal hasatı denir. Balları taşımak için taşıma sandığı olmalı. Taşıma sandığı; üstü açık, içerisine çerçeve alabilen bir kutudur.
Örnek bir taşıma sandığı. Sandığın üzerini örtebilecek büyüklükte bir bez parçası sandığın muzun kenarı boyunca bir çıta ile sabitleştirilebilir. Belki bir kovan bile kullanılabilir taşıma sandığı olarak.
Hasat yapmanın en zor tarafı yağmacılığı engellemektir. Nektar akımının durmuş olması arıları yağmaya teşvik eder.
Ballıkta kolay çalışabilmek adına arı kaçıran kullanılabilir. Arı kaçıran; ballık ile kuluçkalık arasına konur. Arı kaçıran sayesinde ballıktan kuluçkalığa arı geçişi olurken; kuluçkalıktan ballığa ise arı geçişine izin vermez.
Hasat yapılmadan önce tüm hazırlıklar yapılmalıdır. Hasat sabahın erken saatlerinde yapılmaya başlanır. Taşıma sandığı kovanın arkasına konur. Ballı petekler ballıktan alınıp üzerindeki arılar temizlendikten sonra taşıma sandığına konur. Hasat esnasında hızlı ve olabildiğince sakin olunmalıdır. Sert hareketlerden kaçınılmalıdır. Arılar hasat zamanı hırçındırlar. Seri hareket edilmez ise yağmaya sebebiyet verilebilir. Kısmen yavrulu olan ballı petekler alınmayıp yavruların çıkması beklenir. Eğer ana arı ızgarası kullanılmamışsa o halde ana arı ballıkta da olabilir. Böyle bir durumda ballıktan çerçeveleri alırken ana arıya dikkat etmek icap eder.
Kuluçkalıktaki ballı çerçeveler arılara yem olarak bırakılmalı. Hasat sırasında arılıkta su bulundurmalı. Taşıma sandığının üzerini örtmekte kullanılan bezin nemli olması önerilir. Sıcaklık yükseldiğinde hasat işi bırakılır. Arı yanıp sönebilir. Bu sebeple hasat zamanı ballıkların hemen alınması önerilmez. Zira arı nüfusu halen fazladır. Ve sadece kuluçkalığa mahkum etmemek gerek. Ballıktaki çerçeveler alındıktan sonra bir iki tane boş petek ballığa konabilir. Yaklaşık bir haftalık bir süreçte kovandaki arı popülasyonu düşecektir zaten.
Ana arı Ana arının varlığı koloni için çok önemlidir. Ana arı ömründe iki kez kovandan çıkar. Oğul zamanında ve çiftleşme zamanında. Ana arı yüksükten çıktıktan bir hafta sonra çiftleşme uçuşuna çıkar. Ana arı petek gözünün büyüklüğüne göre yumurta bırakır. Göze kafasını sokarak gözün büyüklüğünü ölçer. Ve bu petek gözünün büyüklüğüne göre ya döllü yumurta bırakır (bundan dişi-işçi arı çıkar) ya da dölsüz yumurta bırakır (bundan da erkek arı çıkar). Larvanın erkek veya dişi olma durumu yumurtanın döllü veya dölsüz olmasına bağlıdır. Nektar miktarı ve sıcaklığa bağlı olarak yumurtlama teşvik edilir. Teşvik; işçi arıların ana arıyı daha fazla beslemesi demektir. Bizim ülkemizde iklim çeşitliliği fazla olduğundan dolayı bal üretim dönemleri çoktur. Bu sebeple işçi arıları da üreten ana arının önemi de daha fazladır. Genç ana arılarla yaklaşık iki misli bal üretilebilir. Bunun için de kendi arı ırkımızın devamlılığını sağlamaya ve kendi ana arımızı üretebilmeye ihtiyacımız var. Koloni sayımız belirli bir seviyenin üzerinde ise ana arı satın alma maliyetleri oldukça yükselir. Ülkemizde çoğu arıcılarımız kendi arılarının ırklarını dahi bilmiyor. Ve kendi arılarının iyi özelliklerini kaybediyorlar. Ana arımızı bir yaklaşık 1,5 sezonda bir değiştirmeliyiz. Bunun için de ana arımızı kendimizin üretmesi önemli bir husus. Ana arının kalitesi; genetik özelliklerine, yetiştirme şartlarına ve yaşına bağlıdır. Ana arı yetiştirme yöntemleri 1. Doğal (bizim yönlendirmemiz dışında olan) yüksüklerden ana arı elde edilmesi Koloni anasını kendi değiştirmeye hazır pozisyondadır. Oğul sebebiyle veya diğer sebeplerden (anası ölmüşse, yaşlanmışsa vs) ötürü ana arı değişimi için yapılan ana arı yüksükleri kalitelidir. Ana arı üretimi için hava koşulları önemlidir. Hem beslenme hem de çiftleşme uçuşu için. Doğal ana arı yüksükleri; 1. Oğul yüksükleri 2. Anası yaşlanmışlar için oluşturulan yüksükler 3. Anası ölen veya kaybolanlar için yapılan yüksükler Doğal yüksükler yapıldığında bir tane yapılmazlar. Birden fazla yapılırlar. Örneğin 6 tane veya daha fazla da olabilir. Bu durumda fazla olan yüksükleri ihtiyacı olan diğer kovanlarımız için de kullanabiliriz. İhtiyacı olan bir koloniye ana arı yüksüğü verirken yüksük; bal-polen kemeri olan yavrulu bir çerçevenin üst-orta kısmına (kemerin üstüne) tutturularak verilir. Fazla olan yüksükleri oğul kutusu oluşturup (toplama yöntemiyle) buna da yerleştirebiliriz. Oğul kutuları 5 çerçeveli kovanlardır. Daha sonraları anası olmayan bir koloni için bu oğul kutusundaki ana kullanılabilir. Çerçevenin alt kısmında yer alan yüksükler yeterli düzeyde beslenemediğinden (bal kemerine uzak) dolayı ya çerçevenin ortasındaki ya da yan taraflardaki yüksükler tercih edilmeli. En iyileri çerçevenin ortasındakilerdir (işçi arılar hep çevresinde dolandığından dolayı arı sütü ile iyi beslerler). Yani bir yüksüğü kullanıp kullanmamaya çerçevedeki konumuna göre karar veriyoruz. Bir ana arı yüksükten çıktıktan 5 ile 10 gün içinde çiftleşme uçuşuna çıkmalı. Sezonun başında (yani erken-orta ilkbahar / oğul zamanı) doğal olarak oluşturulabilecek memelerden (yüksük) faydalanabiliriz. Onları bir oğul kutusuna aktarabiliriz. Daha sonra ihtiyaç olduğunda bu oğul kutusundaki anayı kullanabiliriz. Ana arı oğul kutusunda döllenir. Ve ilk yumurtalarını da orada atar. Oğul kutusundan bunu takip edebiliriz. 2. Kontrollü ana arı yetiştirme yöntemleri En verimli iki koloni seçilir. Bu kolonilerden biri damızlık diğeri ise bakıcı koloniler olacaktır. Bakıcı koloninin anasını alır ve anasız bırakırız. Buradaki amaç bakıcı kolonide anasızlık hissi yaratmaktır. Bakıcı kolonide genç birey sayısı fazla olmalıdır. Yani ballık katına geçmiş birey sayısı fazla olacak derecede. Damızlık koloni de bu şekilde güçlü olmalı. Damızlık koloniden günlük yumurta alınır. Ve bakıcı koloniye verilir. Damızlık olacak ve bakıcı olacak kovanlar belirlendikten sonra ise yöntem (ana arı yetiştirme yöntemleri) belirlenmelidir. Miller yöntemi
Ham dalak (temel petek) yukarıdaki resimde görüldüğü gibi kesilerek çerçeveye takılır. Ve damızlık koloniye verilir. Damızlık koloni verilen ham dalağı kabartır ve ana arısı da yumurtalarını gözlere bırakır. Gözlere bırakılan yumurtalar günlük yumurta durumundayken (yani yumurta atıldıktan sonra çok geçmeden) çerçeve buradan alınır ve anasız bıraktığımız (anasını kafeslediğimiz veya tamamen kovandan çıkardığımız) bakıcı koloniye verilir. Göz kapanana kadar bakıcı koloni bakar. Yani larva dönemi boyunca-pupa dönemine geçene dek. Sonra her bir yüksük ayrı ayrı oğul kutularına verilir. Yüksükler çerçevelere bal mumuyla tutturulur. Ana arı burada çiftleşme uçuşuna çıkar. Yüksük oğul kutusuna verilmeden doğrudan doğruya ihtiyacı olan başka bir koloniye de verilebilir. Ana arı üretmek için birden fazla çerçeve kullanacaksak (çok sayıda üretmek için) tüm çerçeveler için tek bir damızlık koloni kullanabiliriz fakat her bir çerçeve için farklı bir bakıcı koloni olmalı. Ayrıca sürekli aynı koloni bakıcı koloni yapılmamalı. Zira ana arı için sürekli yüksük yapıp da anayı bir türlü görememek arıları strese sokar. Miller yöntemi; Dr.C.C. Miller tarafından 1912 yılında keşfedilmiştir. Az sayıda ana arı üretimi için kullanılan pratik bir yöntemdir. Üçgen veya V şeklinde 5 ila 8 cm genişliğinde 3 ila 4 petek kesilerek, uç kısımları çerçevenin aşağı kısmına gelecek şekilde yanyana yapıştırılırlar. Ve damızlık kovanda ana arının bulunduğu kuluçkalıklı-yavrulu çerçevelerin arasına konur. Sonra koloni şurupla beslenir. Şurup oranı 1-1 (bir su bir şeker)'dir. Bir hafta içerisinde petek işçi arılar tarafından kabartılır ve yumurta atılır. Daha sonra petek bu kovandan alınarak daha önceden anasız bırakılmış başka bir kovana verilir. Bu kovan bakıcı kovandır. 10 gün sonra da çerçeve bu bakıcı kovandan alınır. Ve ana arı yüksükleri uygun yerlerinden kesilerek çiftleştirme kovanlarına (ruşet kovan) verilir. Smith (Alley) yöntemi
Yukarıdaki resimde görülen ana arı üretim çerçevesi kullanılır. Çerçevede alttan üç paralel çıta sabit değildir. Kullanım kolaylığı açısından kendi ekseni etrafında dönebilmektedir. Günlük yumurtalı bir çerçeve damızlık koloniden alınır. Ve tek sıra bir hücre hattı boyunca kesilip bir dikdörtgen parça alınır. Bu parça üzerinde tek sıra halinde uzanan petek gözlerinde bulunan yumurtaların bazılarını çıkarıyoruz. Çıkarılıp iptal edilen yumurtalar rastgele değil bir sıra halinde çıkarılır. Hücre hattı boyunca şöyle bir bir yapı oluşmalı; yumurtalı, yumurtasız, yumurtasız, yumurtalı ... Bir düzen silsilesi içerisinde birtakım yumurtaları çıkarmamızın nedeni işçi arı hücresi ile ana arı hücresinin ölçülerinin farklı oluşudur. Ana arı hücresi daha büyüktür. Biz işçi arı hücresi üzerinde işlem yaptığımızdan dolayı bu hücrelerin ana arı yüksüğüne dönüştürülmesi sürecini göz önüne alıyoruz. Yani yüksük için alan açıyoruz. (Uyarı: Resimde görülen temel petektir. Sınıf ortamında kabartılmış yumurtalı çerçeve olmadığından dolayı konu mankeni olarak kullanılmıştır.) Daha sonra kestiğimiz her bir dikdörtgen parçayı ana arı üretim çerçevesi üzerindeki çıtaya bal mumuyla yapıştırıyoruz. Yani kestiğimiz her üç parçayı da bu üç çıtaya yapıştırıyoruz. Ana arı üretim çerçevesi üzerindeki çıtaların kendi ekseni etrafında dönebilmeleri kestiğimiz parçaları bu çıtalara kolaylıkla yapıştırmamızı sağlar. Çıtalara yapıştırılan parçalarda bulunan hücreler aşağı (dip tahtasına) doğru bakacak şekilde döndürülür. Ve bakıcı koloniye verilir. Bundan sonraki süreç diğer yöntemlerle aynıdır. Bu yöntemde Miller yöntemine göre daha fazla ana arı üretimi yapılabilir. Smith yöntemi (Alley yöntemi); Joy Smith, Alley yöntemini daha da geliştirmiş ve bu nedenle yöntem onun adıyla anılmaya başlanmış. Joy Smith'in yöntemiyle ilgili yazdığı kitap "Queen Rearing Simplified". Seçilen damızlık kovanın yumurtlama yerine (kuluçkalığına) kabartılmış bir çerçeve verilerek ana arının bu çerçeveye yumurtlaması sağlanır. Damızlık ana arı tarafından yumurtlanmış uygun yapıdaki larvalar petekten seçilen hücre genişliğinde şeritler halinde kesilir. Kesilen şeritteki larvalar 12 ila 24 saat yaştadır. Hücre duvar açıklığı 5,2 mm civarında olan işçi arı hücre temeli üzerindedirler. İkinci aşamada bu şeritler kendi ekseni etrafında dönebilen çıtaların üzerine yapıştırılırlar. Bu şeritlerde her üç larvadan ikisi alınıp biri bırakılır. Ve çerçeve bu şekilde anasız koloniye verilerek çok sayıda ana arı yüksüğü elde edilebilir. Ana arının çıkmasına yakın (pupa döneminde iken) yüksükler ruşet kovanlara verilir. Hopkins yöntemi Kendi adıyla anılan ve çok iyi kalitede ana arı yetiştirmek için geliştirilmiş bir metottur. Damızlık kovana verilen boş petek ana arının bıraktığı larvalar uygun yaşa geldiğinde alınır. Çerçevenin her iki yüzünden de dikeyde ve yatayda her bir üç sıra gözden ikisindeki yumurta alınır. (Yumurtaların bu şekilde alınma nedeni yukarıdaki metotlarda açıklanmıştı) Daha sonra bu çerçeve bakıcı koloniye verilir. Sonrası malum... Doolittle (Aşılama) yöntemi Damızlık kolonilerden alınan peteklerdeki işçi arı gözlerinde bulunan günlük larvalar (yumurta değil) larva cımbızı (veya larva transfer kaşığı) ile alınarak önceden hazırlanmış olan temel yüksüklere aktarılır. Bakıcı koloni masrafını azaltmak adına bir kovan (koloni) üçe bölünür. Yani üç tane bakıcı koloni vazifesi görecek şekilde. Bölme işlemi bölme tahtaları ile yapılabilir ve bölme tahtaları tam dibe dayanmalı. Altında geçiş olmamalı. Yani bölmeleri birbirinden tamamen izole etmeli. Her bir bölümde üç çerçeve bulunur. Ballı-polenli çerçeve, kapalı yavrulu çerçeve ve günlük yumurtalı çerçeve. Kovandaki bölmelerden ortadaki uçuş deliği olarak kovanın önündeki uçuş deliğini kullanır. Yanlarındaki bölmeler ise kovanın sağ ve sol taraflarına açılan uçuş deliklerini kullanırlar. Bu yöntem aynı zamanda koloniyi oğuldan vazgeçirir. Ayrıca bu şekilde değiştirilen bir kovan sürekli olarak üretim kovanı olarak kullanılabilir. Yüksük üretme ve larva aşılama Yüksük üretme ve larva transferi ile alakalı bir video Larva transferi ile alakalı bir video Larva transferi ile alakalı bir video Bu yöntemle alakalı türkçe bilgi
Arı beslemede kullandığımız besinlerin detayları, kek tarifleri, ilkbahar beslemesinin önemi, yemleme tarihinin tespiti, koloni birleştirme şekilleri, ana yenileme ve oğul işlediğimiz konular. a. Balla besleme Derse 10 dakika geç kalınca bu konuyu kaçırdım maalesef. Ancak bunun da şurupla beslemeye benzediğini ve şeker yerine bal kullanıldığını düşünüyorum. b. Kuru şekerle besleme
Hocanın katı gıda ile besleme taraftarı olmadığını en başından belirtmeliyim. Hava şartları arıların serbestçe uçuş yapabileceği kovana su getirmelerine izin verdiği geç bahar döneminde (Mayıs ortaları) kuru şekerle besleme yapılabilir. Beslemede kullanılacak kuru şeker kovan içerisinde arıların rahatlıkla ulaşabileceği bir yere konulmalıdır. Yani kuluçka alanına. Kuru şekerle beslemede pudra şekeri veya kristal şeker kullanılır.
Suda eritilerek verilemez doğrudan verilir. Topak halinde de olabilir. Akide şekeri gibi şekerler önermiyoruz. Bu şekerler fazla kaynatıldığından dolayı yapısı bozulmuştur. Pudra şekeri olarak marketten aldığımız pudra şekerini kullanmıyoruz. Zira yapısında nişasta bulunuyor. Toz şeker alıp öğüttürebilirsiniz. Mayıs ortaları yani havanın sıcak olduğu dönem kuru şekerle besleme için uygundur zira arı şekeri çözebilmek için suya ihtiyacı olacaktır. Hava koşulları su temin etmelerine müsait olmalı. Güçlü kolonilere günde yarım kilo ya da bir kilo şeker yeterlidir.
Kuru şeker poşetle verilmez. Üst yemliğin üzerine dökülür. Bir haftalık veriyoruz. Her gün ya da günübirlik değil.
Şurup hep birden verildiğinde arılar bunu depoluyor. Mumu da düzgün örmüyorlar. Ve arı şerbet verildiği halde aç kalıyor. Arının nektarın sürekli geldiğini zannetmesi önemli. Az ama her gün. Sen bir saat gecik onlaı yemliklerin başında hazır beklerken görürsün. Çok verirsen gözlere basarlar. Balın kalitesi de bozulur. Analize gittiğinde şeker oranı yüksek çıkar. Organik arıcılıkta şurup olarak bal verilir. Organik arıcılıkta kesinlikle şekerle besleme yoktur. Organik arıcılığın başka koşulları da vardır. Örneğin aynı arılığın içerisinde hem organik arıcılık hemde de normal arıcılık yapılamaz. En az 3 km uzakta olmalı. Aynı yerde olmaz.
c. Kekle besleme
Doğal şartlarda bir koloninin besin maddeleri bal ve polenden oluşur. Ancak erken ilkbaharda bu besinlerin stoğu azalır. Kolonilerin çoğalma eğiliminde olduğu bu dönemde ek besleme yapmak zorunluluğu doğar. Enerji ihtiyacı bal veya şeker şurubuyla; protein ihtiyacı ise polenli ve polensiz olarak hazırlanan yiyeceklerle sağlanır.
Hazırlanan yiyecekler vitamin ve minerallerce desteklenmelidir. İlkbaharda polen stoğu azlığının sebep olduğu protein ihtiyacını karşılamak üzere polenli ve polensiz olarak hazırlanan karışımlarla besleme yapılır. Yapılan araştırmalar polenli karışımların daha etkili olduğunu göstermiştir. Hazırlanan karışım akıcı değil ise arı keki adını alır. Arı kekleri bal, polen, yağsız süt tozu, şeker (pudra şekeri), yağsız soya fasulyesi unu, bira mayası, yumurta sarısı gibi belirli besin maddelerinin çeşitli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilir. Bu karışımın amacı taze ve doğal polenin besin değerine yakın yiyecek elde etmektir.
Kek yapımında öncelikli olarak katı maddeler konur. Asıl sıvı maddemiz bal; katı maddemiz ise polendir. Soya, yumurta sarısı vb. gibi ürünler polenimiz yoksa kullanılır. Kullanılacak su kaynatılmış ve soğutulmuş bir su olmalı. Ya da balın akıcılığını artırmak için benmari usulü (45 dereceyi geçmeyecek bir ısıda) ısıtılabilir.
Keke ilaç katılacaksa kekin arılara verileceği gün katılmalıdır. Daha önce olmaz. Zira kimyasal yapısı bozulur.
Kek formülleri Bu formüller 100 koloniden daha fazla koloni sayısı düşünülerek hesaplanmış. Tam olarak kaç koloni bilemiyoruz! Az kolonisi olanlar için bu miktarlar üzerinden hesap yapmak zorlayıcı olabilir. Kek karışımı elde edildikten sonra yarım kiloluk veya bir kiloluk miktarlarda paketlenebilir. Paketlenecek miktarı belirleyen şey arı miktarıdır. En doğrusu bunu göz önüne almak. Kullanılacak polenler taze olmalıdır. Keçen yıldan derin dondurucuda muhafaza edilmiş polenler de olur. 1. formül
90 kg toz şeker
15 lt soya unu
4,5 kg bal
2,5 kg bira mayası
2,5 lt yağsız süt tozu
0,375 lt sirke
20 lt su
2. formül Sadece protein destekli bir formüldür.
3 birim soya unu
1 birim bira mayası
1 birim yağsız süt tozu
3. formül
2 kg polen
6 kg soya unu
1,5 lt 1/2'lik şeker şurubu
2,5 bardak su
4. formül
90 kg toz şeker
14 kg bal
10 lt su
0,250 lt sirke
Kendi kekinizi kendiniz yapın. Hazır almayın. Uzun süre bekleyebildikleri için koruyucu madde içermektedirler.
Koloni miktarının daha düşük olduğunu göz önüne alarak ölçekleri daha küçük olan şu formüller kullanılabilir. Ölçekler küçük olduğundan dolayı daha kolay hesap yapılabilir.
1. formül (önerilen formül)
3 kg bal
1 kg polen
6 kg pudra şekeri
2. formül
3 kg bal
1 kg yağsız süt tozu
6 kg pudra şekeri
3. formül
3 kg bal
6 kg pudra şekeri
400 gr yağsız süt tozu
20 gr polen yada arı vitamini önerilir (arıvit)
Arı vitamini diğer zamanlarda da şurup içerisine katılarak kullanılabilir.
Arının başında durulacaksa kek yerine şurup tercih edilebilir. Sürekli yağmur varsa veya florada yeterince polen yoksa o halde keki zorunlu olarak vermek gerekir.
d. Şurupla besleme
İlkbahar beslemesinde koloninin yeterli miktarda balı bulunsun veya bulunmasın şeker şurubuyla besleme yapmak esastır. Bu besleme ana arıyı yumurtlamaya teşviktir. Kolonilere ilaç verilmesi durumunda veya hava şartlarının arının uçuşuna izin vermediği günlerde koloninin su ve enerji ihtiyacını karşılamak için gereklidir. Yumurtlamaya teşvik için verilen şurubun şeker/su oranı düşük olmalıdır. Şurup hazırlarken enerji ihtiyacını karşılamak için çay şekeri ya da bal kullanılır. Şuruplar; katı, orta ve sıvı olarak yapılmaktadır.
Şeker su oranı;
Katı şuruplar 1 su 2 şeker (erken ilkbahar)
Orta şuruplar 1 su 1 şeker (ilkbahar)
Sıvı şuruplar 2 su 1 şeker (geç ilkbahar) (enerji ve su ihtiyacını karşılar)
Şerbet yapımı
Önce suyu 100 dereceye kadar kaynatırız. İçme suyunu.Bilmediğin suları kullanmamalısın. İçebileceğin suyu kullanmalısın. Kaynatılan suyun 50-60 dereceye soğuması beklenir. Sonra şeker eklenip tamamen eriyinceye kadar karıştırılır. Şerbeti hazırladığımız gün vermiyoruz. Ertesi gün veriyoruz. 24 saat geçmeli. Örneğin bugün öğlen hazırlayıp yarın akşam verebilirsiniz. Aksi halde arılar hasta olur. Ve sindirim sistemleri bozulabilir. Hava aşırı derecede soğuksa örneğin erken ilkbaharda o halde şurup ısıtılabilir. 25-30 derece civarında.
İlkbahar beslemesinin önemi Bal özü akımı mevsimine girerken kolonilerde genç işçi arı kadrolarının kuvvetli olması bal verimi yönünden önemli değildir. Çünkü bu yaştaki işçi arılar henüz kovan içi görevlerini tamamlayıp kırda çalışma yeteneği kazanmamışlardır. Burada bal üretim yönünden önemli olan nokta 21 günlük kovan içi görevlerini tamamlayıp balözü ve polen toplama yeteneği kazanmış kadroların nektar akımı boyunca varlığıdır.
Florada çiçek yok ve nektar da yoksa tarlacı arının bir önemi yoktur. Ancak arıyı böleceksek erken besleme yapıp arı nüfusu çoğaltılabilir. Koloni bölünmeyecekse besleme zamanının tespiti çok önemlidir.
Bal özü akımının başlangıcından en az 5-6 hafta önce besleme başlamalı. İşçi arı meydana getirecek yumurta ana arı tarafından petek gözüne bırakılmalıdır, 42 gün önce. Nektar akımı zamanını tutturmak önemlidir. Erken olursa arı boşa bekler, geç olursa siz boşa beklersiniz.
Yemleme tarihinin tespiti
Yemleme tarihinin tespiti önemlidir. Nektar akımının bölgede hangi tarihte başladığı tecrübeli arıcılar tarafından bilinir. Beslemeye bu tarihten 5-6 hafta önce başlanırsa kuvvetli olarak bal özü akımının gelmesi sağlanmış olur.
Doğadaki bal özü akımı bilinen tarihten iki hafta erken ya da geç olabilir. Kestirmek güçtür. Kendi özel kayıtlarınızı meteoroloji bültenleriyle karşılaştırarak yaklaşık bir tarih belirleyebilirsiniz.
Aşağıdaki resimde çizmeye çalıştığım çizelge yukarıdaki resimde görünüyor. Telefonum bu kadar çekebildi. Çizelge en erken uygun teşvik beslemesi ile ilgili.
Pek sağlıklı çizemedim ama bu iki resimden bir şeyler çıkabilir ortaya :) Bence önemli bir çizelge.
D ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 1 hafta çalışabilir.
E ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 2 hafta çalışabilir.
F ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 4 hafta çalışabilir.
G ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 3 hafta çalışabilir.
H ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 2 hafta çalışabilir.
I ile gösterilen tarihte başlanırsa; bal akımı devresinde 1 hafta çalışabilir.
Bu bilgilerin ışığı altında şu şekilde bir tarih tespit ederiz. Bölgedeki esas bal akımı döneminin Haziran ayının son iki haftası ile Temmuz'un ikinci haftası arasında olduğunu düşünürsek, bir işçi arı ömrünün son 3-4 haftasında tarlacı olarak görev yapabildiğine göre bir işçi arının bal akımı devresinde en az bir hafta bal toplayabilmesi için bu işçi arıyı meydana getirecek yumurtanın en erken 21 Nisan'da en geç 26 Mayıs'ta petek gözüne konulması gerekir. Böylece 21 Nisan'dan 26 Mayıs'a kadar yumurtadan meydana gelecek işçi arılar 1-4 haftalık bal akımı devresinde tarlacı arı olarak görev yapacaklardır. 28 Nisan ve 12 Mayıs tarihleri arasında bırakılan yumurtalardan gelişen işçi arılar esas bal akımı devresinde aktif tarlacı arı olarak nektar döneminden en fazla yararlanan arılar olacaktır.
Koloni birleştirme
Zayıf koloniler kendi aralarında birleştirilebileceği gibi güçlü koloniler de kendi aralarında birleştirilebilir. Ana arısı olmayan veya sakat olan koloniler için mevsim itibariyle şartlar yeni ana arı yetiştirmeye uygun değilse ana arılı bir koloniyle birleştirme yapılabilir.
Birleştirme ilkeleri
1. Hastalıklı koloniler sağlıklı kolonilerle birleştirilmemeli.
2. Birleştirmeden sonra kalan kovan parçaları ve petekler arılıktan uzaklaştırılmalı.
3. Ana arısı olan iki koloni birleştirilecekse ana arısı sakat olan ya da verimsiz olan ana arı koloniden alındıktan sonra birleştirme yapılmalı.
4. Nektar akışının az olduğu dönemlerde birleştirme yapılacak koloniler 1-2 gün önceden beslemeye tabi tutulmalı.
5. Birleştirilecek zayıf kolonilerin ana arıları genç ve verimli ise kolonilerden birinin ana arısı alınarak birleştirme yapılmalı. Daha genç olan ana arı kolonide bırakılmalı diğeri atılmalı.
6. Birleştirilecek kolonilerden ana arısız olan daha güçlü ise ana arı kafese alınarak birleştirme yapılmalı.
Birleştirme işlemi bütün arıların kovanda olduğu akşam saatinde bolca duman verilerek yapılır. 20-25 dakika sonra tekrar kontrol edilir. Eğer boğuşma varsa tekrar bolca duman verilir.
Yan yana iki koloni birleştirilecekse birleştirme işleminden sonra yeni koloni eski kolonilerin tam ortasına konmalı.
Birleştirme her zaman ballık katında yapılır. Ballık ve kuluçkalık arasına saman kağıda (gazete sağlıksız olduğundan) konur. Saman kağıdı konmadan önce kalemle birkaç tane delik açılır. Birleşme olurken arılar saman kağıdını kemirir. Her zaman için ana arısı olmayan koloniler ana arısı olan kolonilerin üzerine nakledilir. Yani ana arısı olan koloni kuluçkalıktadır diğeri ise ballıkta.
- Birleştirme esnasında sprey yoksa gül suyu da tercih edilebilir.
Anasızlık ve ana yenileme
Bal arıları koloni adı verilen topluluklar halinde yaşarlar. Kolonide normal şartlarda bir tane ana arı bulunur. Ana arının verimi düşünce işçi arılar yeni bir ana arı yetiştirmeye başlarlar. İşçi arılar anasız kaldıklarında ya da oğul vermek istediklerinde yeni bir ana yaparlar. Oğul için üretilen ana yüksükleri peteğin yan kısımlarında ve alt kısımlarında olur. Ana arı değiştirmek istedikleri zaman ise yüksükler peteğin yan kısımlarında ve orta kısımlarında olur. En kaliteli yüksükler peteğin ortasında olanlardır.
Oğul için olan yüksükler 4, 6 veya 8 tane olabilir. Ana değiştirmek için yapılan yüksükler ise daha sınırlı sayıdadır. En fazla 4 veya 6 tane olabilir. İşçi arılar anayı değiştirmek için mevsimi baz alırlar. Mevsimin ananın döllenmek için uçabileceği ve nektar olabilecek sıcaklıkta olması gerekir.
Anasız bir koloniye ana kazandırma yöntemleri 1. Kafesle ana arı vermek Ana verilecek koloni anasızlık hissine alıştırmak için bir kaç gün anasız bırakılır. Ana verilmeden önce yüksük yapılıp yapılmadığı kontrol edilir. Yumurta dönemini aşmış larvalardan bile yüksük yapabilirler. Bu nedenle yüksük varsa yüksükler bozulur. Yüksük yoksa yavrulama sahasının ortasındaki iki çerçevenin arasına sıkıştırılır, çıkış deliği dip tahtasına bakacak şekilde. Bundan sonra beslemeye alıyoruz. 2-3 gün sonra bir daha kontrol ediyoruz. Ana sağlam mı! 2. Ana arı memesi vermek Bunun için kendi ürettiğimiz yüksüğü (Miller yöntemi ile, Smith yöntemi ile) veya doğal yollardan üretilen yüksüğü kullanırız. Yüksük verilmeden birkaç gün önce mevcut ana arı öldürülür. Yüksük bulunduğu yerden kesilerek alındıktan sonra verilecek kolonide çerçevenin üst kısmının ortasına mumla tutturulur. Ana arının döllenme uçuşuna çıkması beklenir. Gözden çıktıktan sonraki 4-5 günde döllenme uçuşuna çıkması ve döllenmesi beklenir. Döllendikten sonraki gün yumurtlama görülmeli. (Gözden çıktıktan 6 gün sonra) Yumurtayı görene kadar besleme yapmıyoruz. Yoksa anayı keserler. 3. Yavrulu arıya genç larvalı çerçeve vermek 3 günü tamamlamamış, yoksa 4-5 günlük larvalı çerçeveler kullanılır. Başka bir analı kovandan günlük yumurtalı çerçeveler getirilip koyulur. Üzerinde arı varsa koyarken sprey kullanılabilir. Yüksüğe dönüştü mü, dönüştüyse kaç tane dönüştü kontrol edilir. Altta olan yüksükleri boz. 4 taneye kadar düşür. Analar çıktıktan sonra veya çıkmadan hemen önce alınır. İhtiyacı olan başka kovan varsa onlara verilebilir. İki tanesini kovanda bırakmak yeterlidir. İşçi arılar kendileri karar verip birini öldürürler. 20.gün bu kolonide yumurta görmeliyiz. 4. Analı başka bir koloniyle birleştirmek Detayları yukarıda koloni birleştirme kısmında.
Oğul döneminde yapılacak çalışmalar
Mevcut tüm arılar soylarını sürdürebilmek için çoğalmak durumundadır. İşçi arılar ve erkek arıların bir kısmı içgüdüsel olarak yeni bir koloni meydana getirmek üzere bir veya birkaç ana arı ile kovanı terk ederler. Bu işleme "oğul verme" veya "doğal oğul" denir. Oğul mevsimi yöreden yöreye farklılık gösterir. Bir bölgede oğul mevsimi ana nektar akımından bir kaç hafta önceye rastlar. Yöreden yöreye değişse de genelde Mayıs-Temmuz aylarıdır. Bu dönemde bal üretmek istiyorsak oğul önleyici tedbirler almalıyız. Kuluçkalık kısmı sık sık kontrol edilmeli. Yüksük varsa boz veya alıp ihtiyaç olan başka bir kolonide kullan. Zira oğul yüksükleri güçlü olurlar.
Oğul vermede; ırk, kovan içindeki arı mevcudunun çok fazla artması, arıların çalışma alanı sıkıntısı çekmesi, havalandırmanın yetersiz olması, ananın yaşlı ve yetersiz olması gibi etmenler etkilidir.
Çoğalma içgüdüsüyle işçi arılar ana arıya rağmen yüksük oluştururlar. Böylece oğul hazırlığı başlamış olur. Eğer bu durumu arıcı fark edip yüksükleri bozarsa koloni vazgeçebilir. Vazgeçmezse işçi arılar yenisini yaparak ana arı ile daha az ilgilenir ve daha az beslerler. Bunun sonucunda da ana arı ağırlığının 1/3'ünü kaybederek uçma yeteneği kazanır.
8 gün sonra, göz mühürlendiğinde, mevcut ana kovanı terk eder. İşçi arılar keşif uçuşu yaparak çevrede en uygun yeri tespit ederler. Mevcut ana yeni ana çıkmadan bir hafta önce bir miktar işçi ve erkek arıyla beraber kovanı terk eder.
Eğer kolonideki mevcut ana sakatsa (mesela kanatları kesilmiş ise) yeni ana kovanı terk eder. Koloniden çıkan ilk oğul baş oğuldur. Bu da mevcut anadır. Yeni ana koloninin yeni sahibidir.
Kapalı gözlü yavruyla yeni oğul desteklenmelidir. Oğul veren koloni ise ana arı çıkıp döllendikten sonra şurup ile beslenir. Döllenmeden önce beslersek anayı keserler.
Önümüzdeki derste görülecek konular; Oğulun kovana alınması Oğul önleme yöntemleri Ballıkların atılması Oğul hangi saatlerde çıkar?
Arıcılığa gönül vermiş ve bu konudaki deneyimlerini blog siteleri vasıtasıyla paylaşan arıcılar var. Onların bloglarını takip etmek hem çok bilgilendirici hem de eğlenceli. Arı almak için ilk olarak onlara müracaat etmek daha faydalı olabilir. Ayrıca sahibinden.com gibi sitelerde arı ve arı ekipmanlarının satışına yönelik bir çok ilan var. Onlarlarla da bağlantıya geçip arılıklarını ziyaret etmekte fayda var. Bunlar arıcılığa yönelik deneyim kazandırıcı şeyler.
Ben edindiğim bilgiler ışığında bana en uygun arı ırkının Karniyol olduğunu düşündüm. İlk arılarım daha ziyade eğitim amaçlı ve kendimi geliştirmeye yönelik olacağından dolayı arıları bana yakın bir yere koymalıydım. Yaşadığım çevreyi araştırdığımda en uygun yerin bahçemiz olduğunu gördüm. Amacıma ve mekanıma bu ırkın uygun olduğuna karar verdim.
Sahibinden.com sitesinden satış yapanlarla öncelikli olarak telefonda görüştüm. Aslında bazı konularda görüşlerini de almak istiyordum. Örneğin bizim mahallede ve dolayısı ile sokakta belediye araçları yazın sivrisinek için ilaçlama yapıyorlar. Bunlar arılara ne ölçüde zarar verirler? sorusunu yanıtlamaya çalıştım. İlaçlama genelde akşama doğru oluyor ve akşam da arılar kovanlarında oluyor, gibi bir cevap gayet tatmin edici olabilir ancak bunu deneyimleyen bir satıcıyla da tesadüfen konuştum. Kendisinin de ilaçlama yapılan bir sokağa komşu bahçesi varmış. Ve orada arıları varmış. Ve bir sorun yaşamamış. Ben de bahçemizdeki sokağa en uzak noktayı arılık olarak düşleyerek tatmin oldum.
4 Mayıs 2014 Pazar günü ilanlardan birinde tesadüfen hem arı hem de kovan satan ayrıca oturduğum muhite de oldukça yakın bir satıcı gördüm. Ve kendisiyle bağlantıya geçerek hem marangoz dükkanındaki kovanları hem de dükkanına çok yakın yerde bulunan arılığındaki arıları inceledim.
Kovanı aldığım marangozhane. Sahibi Şakir Usta. Yeri Rüzgarlıbahçe Mahallesi'nin hemen çıkışında Çavuşbaşı Beldesi yolu üzerinde. Kendisi uzun yıllardır hem kovan imal ediyormuş hem de arıcılık yapıyormuş. Beykoz Belediyesi'nin geçtiğimiz bir kaç yıl içerisinde arıcılara hibe ettiği 500 kovan kendisinin imalatı imiş. Ben bir adet altı apimaye olan kovanlardan aldım. Apimaye altlıklı kuluçkalık, ballık ve kovan kapağı 135 TL. Çerçeveler, kovan üst tahtası ve bölme tahtası hariç.
Arılığı da hemen yakında idi. Orman işletmesinden ormanın içerisinde arılık için bir yer edinmiş. Bir kaç arıya baktık. Baktığımız kovanlar içerisinde biri hoşuma gitti. 10 çerçeveli idi. Ve çerçeveler de yavrulu idi. Tam olarak sezona hazır. Ballığı hemen atabilecek durumda. Fiyatı 350 TL. Oğul olan kovanlar da vardı. 4 çerçeve seviyesinde. Onların fiyatı 250 TL. Sattığı arıları genelde Trakya'dan alıyormuş. Bu sebeple arılarının Karniyol olduğunu belirtti. Ana arılar için arının kaç yaşında olduğunu ifade eden renk skalasını kullanmıyormuş.
Yine aynı gün Zerzavatçı Köyü'ndeki başka bir satıcının arılığına gittim. Burada da birkaç kovan baktım. Ancak baktığım koloniler yeni oluşturulmuş ve yavrusuz kolonilerdi. İlk gittiğim arılıkta maskesizdim iki arı soktu. İkinci arılıkta maskeliydim, kovanlara bakma işimiz bitip de maskeyi çıkardığımda bir arı soktu. Buradaki kovanlar 250 TL. Ve 4 çerçeve seviyesindeydi.
Beklentilerimi karşılayacak arılarla henüz karşılaşmadığımdan dolayı bu arada arılığımı yapmaya karar verdim. Ve yukarıdaki resimde görülen mühendislik harikasını 6 Mayıs 2014 Salı günü yaptım :)
Bu arada akasyalar çevremizde açmıştı. Bu çevrede ne kadar çok akasya varmış meğerse. Sağıma bakıyorum akasya soluma bakıyorum ... Akasyanın nektar oranı diğer bitkilere göre %63 oranında. Yani çok yüksek bir oran. Ve arılar için nektar kaynağı olarak çok değerli bir ağaç.
7 Mayıs 2014 Çarşamba günü farkettim ki at kestaneleri de akasya ile aynı dönemde çiçekleniyor. Ancak bunun arılar için pek bir anlamı yok, nektar ve polen olarak.
8 Mayıs 2014 Perşembe günü ...
Sonra bloğunu takip ettiğim ve arılarının karniyol olduğuna emin olduğumu zannettiğim bir arıcıyla 8 Mayısta temasa geçtim.
Sonra yağmurlar yağdı, fırtınalar esti... Akasyalar yıkandı, yaprakları döküldü... Havaların kötü gitmesi arılarıma kavuşmamı biraz geciktirdi.
Sonra bana verilecek kovanda ana arı değişimi yapıldı. Kovanın ana arıyı kabul etmesi derken...24 Mayıs için sözleştik.
Arıyı aldığım kişiler Ali Bey ve Enes Bey. Normalde önceden sipariş vermek kaydıyla ana arı satışları var. Fakat koloni satışları yok. Buna rağmen neden bilmiyorum ama bana koloni satışı yaptılar. Belki de arıcılığa yeni başlayan birinin hevesini kırmak istemediler.
Ali Bey bloğunu takip ettiğim kadarıyla arıcılık konusunda tam bir uzman. Yenlikçi ve inovatif çalışmaları olan birisi. Modern arıcılık konusunda Türk arıcılığı için çok önemli katkıları olduğunu düşünüyorum. Bloğunu takip etmenizi öneririm.
Kolonim ana arısı ve diğer bireyleri de karniyol ırkı olan bir koloni. Ana arısı bu yılın. Koloni 5 çerçeve. 5. çerçevenin bir yüzü boş. Diğer yüzünde ise az miktarda açık gözlü yavrusu var. İlk dört çerçeve kapalı gözlü yavrulu. İlk ikisinde yavru sayısı daha yoğun. Koloninin polen miktarı çok yetersiz geldi bana. Neredeyse yok gibiydi. Bal miktarı da yetersiz geldi bana. Sırlanmış bal hiç yoktu. Çerçevelerin üzerinde bir miktar kek vardı. Aldığım koloninin fiyatı 250 TL.
Sonra karniyol ile tanıştım, vesile olanlara tekrar teşekkürler. Arılarla hemen kaynaştık zaten :)