Translate

propolis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
propolis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2014 Pazartesi

Arılarım 135.Gün - Gecikmiş Bakım


Son bakımda dip tahtasını temizlemeye vaktim olmamıştı.


Dip tahtası daha yakından. Burada varroalar daha net görülüyor.


Dip tahtası farklı bir görünüm. Burada ilave mum kırıntıları daha net görülüyor.


Dip tahtası farklı bir görünüm. Burada plastik cam kırıntıları daha net görülüyor.


Dip tahtası yıkandıktan sonra. Dip tahtasındaki kalıntıları bir yere yıkadım. Ancak arıdan da çok uzak değildi. Varroalar ayaklanıp kovanı basmasın tekrar! Dip tahtasının dibini el demiriyle kazıyarak çıkardım zira dipte bol miktarda propolis damlası vardı. Aslında düşünüyorum da propolis damlalarını bıraksaydım daha iyi olurdu. Zira antibakteriyel özelliği ile dip tahtasında bir koruma vazifesi de görürlerdi. Belki de o kadar kalıntının çok fazla mantarlaşmasını da engellemişlerdir. Bir dahaki sefere propolisleri kazımayacağım.


Arıda son kontrolüm esnasında gördüğüm kötü durumdan eser kalmamış sanki. Sihirli değnek değmişçesine ciddi bir hareketlilik var. Gelen arıların yarısı polenli. Polenler sarı renkli. Etrafta bol miktarda pembe renkli pürenler var ama sarı rengi nereden taşıyor olabilirler?


Uçuş deliğini çok mu kapatmışım acaba. Bir kısmını onlar içeriden kapatmıştı zaten. Yalnızca bir kaç arının geçebileceği bir delik bırakmışlardı. Ben de kapattıkları kısmı dışarıdan tamamen kapattım. Diğer kısmı da yarıya kadar kapattım.


Kovanın üsten görünümü. Son verdiğim iki litrelik şerbet bitmiş. Ertesi güne çıkmamıştır zaten.


10. sıradaki şerbetliği ve 9. sıradaki çerçeveyi çıkardıktan sonra.


8. sıradaki çerçeveyi çıkardıktan sonra. 8. sıradaki çerçevenin bir yüzünde önemli miktarda arı vardı. İçeri silkeledikten sonra son bakımda aldığım bir miktar ballı olan yeni çerçeve ile ballıktan aldığım eski çerçeveyi (büyük bal kemerleri olan) yerleştirdim. Yani 9. ve 8. sıradaki çerçeveleri çıkardım. Zira bunlar sadece kabartılmış petekliydi, bal kemeleri yoktu. 7. sıradaki çerçeve son bakımda ballıktan alıp verdiğim büyük bal kemerli eski çerçeve.


7. çerçevenin iki yüzü.


7. sıradaki çerçeveyi de kaldırıp uçuş deliğine yaptıkları tüneli görüntülemeye çalıştım. Görünen küçük bir parçası. Görülen kısım sadece bir dolgu değil içerisinde uçuş deliğine açılan ve içerisinden birkaç arının geçebileceği bir tünelin bir barçası. Ve tünel inşa malzemesi bal mumu değil propolis. Acaba neden?


6. çerçevenin bir yüzü. Diğer yüzü de buna benzer. Sırlanmış ballı alanın dışında kalan kısımda son baktığımda kapalı gözlü yavru doluydu. Yavrular çıkmış.


5.çerçevenin bir yüzü. Tüneli oluşturan propolis parçası sağ altta.


5. çerçevenin diğer yüzü. Tüneli oluşturan propolis parçası sol altta.


1., 2., 3., ve 4. çerçevelere hiç dokunmadım.


İki çerçeve arasında oluşturulan yapı.


Varroa zararlısına maruz kalmış bir arı.


Bal hasadı için peteklerini kestiğim üç çerçevede bal kalıntıları kalmıştı. Çerçeveler yapış yapıştı. Zamanım kısıtlı olduğundan dolayı bu çerçeveleri bal kalıntılarını temizlemeleri için arılara geri verememiştim. Bunları ayrıca bir poşete koymuştum. Bu bakımda çerçeveleri arılara verdim. Yarım saat sonra çerçeveleri aldığımda en ufak bir bal kalıntısı kalmamıştı. Bal kalıntısından temizlenmiş çerçeveleri artık daha güvenli muhafaza edebilirdim.


Ormanda kocayemişler (dağ çileği) olmaya başlamış.


Ne güzel görünüyorlar.


Kocayemişleri görünce kardeşim gayet neşeli.


Ahlatlar da olmaya başlamış. Yenmesine rağmen henüz tam olarak tatlanmamışlar.


Kocayemiş, ahlat, yabani elma ve muşmula.


Pürenler...


Kış arılarının oluşumunu teşvik etmek amacıyla kek verdim. Ancak onlar çalışmalara çoktan başlamışlardı bile.


Gecikmiş varroa mücadelesine de formik asit jeli ile başladık. Her arılı çerçeve üzerine nohut tanesi büyüklüğünde...


Kovanı kapatmadan önceki son durum.


Formik asit jeli kullanımı formik asit kullanımı kadar tehlikeli olmamasına rağmen eldiven kullanmakta fayda var.

Aslında jel yerine formik asit kullanacaktım. Ancak malzemeleri toparlayamadım. Asiti koymak için şişe ve şişeyi sabitleyecek bir aparat bulamadım kısıtlı zamanda. Şişenin ağzına damlalık da bulamadım. Arıcılık malzemeleri satan yerlerde bulunan küçük kap da hoşuma gitmedi. Ben de jelde karar kıldım. Jelin referansları da beni ikna etti.

Jeli Ankara'da nerede bulabileceğimi de bilmiyordum. Biohayat firmasını aradım. Ve Ankara'da üç yerde satıldığını öğrendim. Biri Ulus'daki Balpazarı Arıcılık Evi, bir diğeri ise Kazan'da. Bu ikisi aynı zamanda arıcılık malzemeleri satan yerler. Bir diğeri ise Çankaya'da bir eczane idi sanırım.

Formik asiti eczanelerden bulmak güç. Bu tarz şeyler genelde medikal eczanelerde bulunuyormuş. Onlar da genellikle hastane yakınlarında oluyor.

Ankara'da arıcılık malzemeleri satan iki yerden birinin Kazan ilçesinde olması ilgimi çekti. TKV de Kazan'da. Türkiye'deki arı sütü üretiminin önemli bir kısmı da Kazan'da yapılıyormuş. Henüz gitmek kısmet olmadı.

Kullandığım jel Biohayat firmasının Forbeevar Jel adlı ürünü. Prospektüsünde yazanlar;

Bal arılarında Varoosis için Ektoparaziter (Akarisit)

Bileşimi: Forbeevar Jel; her 100 gramında 65 g formik asit içeren akışkan renksiz harici uygulamaya hazır kontrollü salınımlı jeldir.

Farmakolojik özellikleri: Forbeevar Jel’in içerdiği formik asit buharı, varroa parazitinin ve trachea bitinin solunum sistemindeki trachea kanallarında yakıcı ve öldürücü bir etki yapmaktadır. Bu etki sıcaklık arttıkça artmaktadır. Eğer kovan içi sıcaklığı 12 °C’nin altına düşerse buharlaşma minimum düzeyde kalmakta ve ilacın etkisi azalmaktadır.

Kullanım sahası ve endikasyonları: Forbeevar Jel bal arılarının yavru ve erginlerinde vücut sıvısını emerek ölümüne sebep olan Arı akarları Varroa jacobsoni ve Acarapis woodi dış parazitlerine karşı tedavi ve korunma amacıyla kullanılır.

Kullanım şekli ve dozu: Forbeevar Jel Veteriner Hekim tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği taktirde; ilaçlamalar hava sıcaklığı 14-27 °C arasında iken erken ilkbahar ve geç sonbaharda akşama doğru yapılmalıdır. Hastalığın seyrine göre ilaç uygulaması birer hafta ara ile 2-3 defa yapılabilir. 3-5 çerçeveli kovana bölme tahtası ile bölündükten sonra 5-10 g Forbeevar Jel plastik bir kaba konularak çerçeveler üzerine bırakılır ve kovan kapağı kapatılır. Eğer kovanda 9-10 çerçeveli güçlü bir koloni varsa ve enfestasyonda yoğunsa 10-20 g Forbevar Jel plastik bir kaba konduktan sonra kovan kapağı kapatılır. Kovan uçuş deliği kapatılmamalıdır. Kullanmadan önce şişeyi lütfen iyice çalkalayınız.

Özel klinik uyarılar: Forbeevar Jel kovanın giriş deliğinden içeri atılmamalıdır. Zira formik asit buharı havadan ağır olduğu için ilaçlamadan etkili sonuç alınamaz. Hava sıcaklığı 14°C’nin altına düştüğü ve 27°C’nin üstüne çıktığı zaman ilaç uygulanmamalıdır. Kovanın giriş deliği ilaçlama sırasında açık tutulmalıdır. Forbeevar Jel uygun bir plastik kaba konulduktan hemen sonra kovana yerleştirilmelidir. Sırlanmış bal, formik asidi absorbe ettiğinden yaz aylarında Forbeevar Jel kullanılması tavsiye edilmez.
Yavruluk üzerinde ballık varsa ve bal tutumu başlamamış ise üst kata da ilave olarak 5-10 g Forbeevar Jel konulmalıdır.

Kovanlardan herhangi birinde Varroa ve Trachea akarı görüldüğünde bütün kovanların (erken ilkbahar ve geç sonbaharda) ilaçlanması gerekir. Bulaşmayı önlemek için de hastalıklı kovandaki arı kolonileri, kovanlar, petekler ve buralardan elde edilen balların sağlam kovanlarla teması kesilmelidir. Tüm kovanlar ve malzemeler temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.

Çok zayıf ve iyi beslenmeyen kolonilerde tedavi olumlu sonuç vermeyeceğinden gerekli önlemler alınmalı ve arıların doğal besinleri (bal, polen) ile beslenmesi sağlanmalıdır.

İstenmeyen ve yan etkiler: Bir kovana aynı zamanda 40 g’dan fazla Forbeevar Jel konulmamalıdır. Aksi halde arı ölümleri şekillenebilir.

Kontrendikasyonlar: 12 °C’nin altında soğuk havalarda arılar kış salkımı oluşturduğundan ilaçlama yapılması ana arının ölümüne neden olabilir.

Gıdalarda ilaç kalıntı uyarıları: İlaç Kalıntı Arınma Süresi (İ.K.A.S); Bal için “0” (sıfır) gündür.

Genel uyarılar: Kullanmadan önce ve beklenmeyen bir etki görüldüğünde veteriner hekime danışınız. Çocukların ulaşamayacağı yerde ve gıda maddelerinden uzakta bulundurunuz. Raf ömrü geçmiş ve ambalajı hasarlı ürünleri satın almayınız ve kullanmayınız.

Uygulayıcının alması gereken önlemler ve hekimler için uyarılar: İlaç kullanılırken sigara içilmemeli ve yemek vb. yenilmemelidir. İlaçla temastan kaçınınız ve kullandıktan sonra ellerinizi yıkayınız. Temas halinde ciltte kabarcıklar ve su toplama ile gözlerde yanma görülebilir. Deriye temas halinde bol su ile yıkanmalıdır. İlaçlı dumanı teneffüs etmeyiniz. Teneffüs edilmesi halinde öksürük, nefes darlığı, karın ağrısı, kusma ve yutkunamama şeklinde belirtiler görülebilir. İlaç buharını uzun süre teneffüs edenler temiz hava çıkartılmalıdır. Antidotu yoktur.

Kullanım sonu imha ve hedef olmayan türler için uyarılar: Raf ömrü dolmuş, açılmış veya saklama şartlarına uyulmadan uzun süre bekletilmiş olan ilaç iç ambalajı ile birlikte imha edilmelidir.

Muhafaza şartları ve raf ömrü: Işıktan koruyunuz. Kendi ambalajı içinde, 25 °C’yi aşmayan oda ısısında (15-25 °C) muhafaza ediniz. Raf ömrü imal tarihinden itibaren 2 yıldır.

Ticari takdim şekli: Karton kutularda 100 g’lık özel kahverengi PET plastik şişe ambalajlarda; 12 li karton kutularda 200 g ve 1000 g’lık özel kahverengi PET plastik şişe ambalajlarda piyasaya sunulmuştur.

Satış yeri ve şartları: Veteriner hekim reçetesiyle veteriner muayenehanelerinde, özel hayvan hastanelerinde ve eczanelerde satılır (VHR).

Prospektüsün onay tarihi: 14.05.2007

29 Temmuz 2014 Salı

Arılarım 66.Gün - Ramazan Bayramı 2.Gün


Dip tahtasının görünümü. Olağan bir görünüm. Ancak 15 günlük bir birikim. Beklentimden daha temiz bir görünüm. Kontrolü sabah 8:00'de yaptım. Henüz bitki örtüsü üzerinde çiğ vardı. Ancak dip tahtası kuru.



Bu bir arı türü olabilir. Daha çok kanatlı karıncaya benziyor, ancak birazcık daha büyük.



Artıkların seyrek olduğu alandan detaylı bir görünüm. Bal mumu, propolis, polen, plastik ve ahşap kırıntıları.



Artıkların yoğun olduğu alandan detaylı bir görünüm. Bol miktarda polen ve biraz mum kırıntısı.



Kırmızı propolis damlası ne kadar da hoş görünüyor.



Dip tahtasından diğer bir kesit.



15 günlük bir birikim olduğundan çok katmanlı bir yapı oluşmuş. Yağmurlu ya da daha nemli günlerde oluştuğunu düşündüğüm küflü bir katman da oluşmuş. Yani yer yer küfler de var.



Artıkların seyrek olduğu alandan başka bir kesit.



Ballıktaki iki kapalı yavrulu çerçeveden biri. Yavrular çıkmış ve boş gözlere çok az bal koymuşlar.


Ballığa verdiğim temel petekler olduğu gibi duruyor. Hiçbir işlem yapılmamış. Ballıktaki arı miktarı da biraz azalmış. Oysaki ballıktaki iki kapalı gözlü yavrulu çerçeveden çıkan arılarla beraber bir artış beklentisi vardı bende. Demek ki ölüm miktarı doğum miktarından fazla olmuş.



Bu fotoğraftan boş gözlerdeki bal durumu daha net görülüyor.


Kuluçkalığa ballığı kaldırmadan çıtaların arasından baktım. Ballıktan iki çerçeve çıkardım ve çerçeveleri kaydırarak kuluçkalığın tüm yüzeyine baktım. Son kontrolde gördüğüme benzer bir görüntü vardı. Hem çıtalarda hem de arı miktarında.


Kovanın çevresinde ölü arı göremedim. Gerçi yukarıdaki fotoğrafta canlısı da görünmüyor ama :)


Kovana gelen üç arıdan ikisinde polen vardı. Uçuş tahtası üzerinde önemli bir trafik yoktu. Ancak fotoğraflarda göründüğü kadar da kötü değildi. Sadece ben yakalayamadım. Kareyi aldığımda kovana girmiş oluyorlardı. Saat sabah 8:00. Bu saatlerde evin bahçesindeyken çok daha fazla trafik oluyordu. Şu anki trafiğin 10 katını bile gözlemlemiştim. Ama o dönem ıhlamur dönemiydi. Yine de arı trafiğinin çok daha fazla olması gerekirdi. Kuluçkalığa detaylıca bakmadan ve arı uçuşunu belirli bir süre gözlemlemeden neler olduğunu kestirmek güç, benim için.



Uçuş tahtası üzerinden aldığım fotoğraflar. Arıları 15 dakika kadar gözlemleyebildim.



Arının bulunduğu yer ve kovanın görünümü.


Arıların bulunduğu yerin karşı yamacındaki çam ormanı. Bu çamlar sonradan dikilmişti. Henüz benim boyumda oldukları zamanı hatırlıyorum. Ormanın içi gayet temizdi. Hem çöp hem de diken açısından. Pek girilmediği belli. Yer yer kocayemiş ve fundalıklar var. Körükte kullanmak üzere bir poşet kozalak topladık.


Ormanın içinden ormanın dışına doğru bir bakış...


Ormanın kıyısındaki evlerden birinin bahçesinden bir arılık.


Yol boyu uzanan meşe ağaçları.


Bol miktarda meşe ormanları var. Arılarım çatısı görünen evin yanında.


Çocukluğumun geçtiği ev.


Evimizin baktığı manzara. Karşıda görünen ve suyu bitme noktasına gelmiş (bu sene kurak geçtiğinden sanırım) baraj Elmalı Barajı.


23 sene önce. Babamın son arıları. Kovanları da kendi yapmıştı.


Burada bol miktarda funda yetişiyor. Bunlar boş arazide kendiliğinden büyümüş. Orman içlerindekiler daha büyük ve daha yaşlı.


Fundalar henüz çiçekleniyor.


Fundaya biraz daha detaylı bakalım.



Bu funda ormanın içerisindeydi. Çok daha büyük ve kart. Çiçekleri kurumuş.



Yukarıdaki fotoğrafları Nisan ayının son günlerinde Kemer'de çekmiştim. (28.04.2014) Bunların da funda olduğunu düşünüyorum.



Ancak burada Kemer'de tanıştığım amcalar bunlara püren diyor. Bu amcalardan biri burada yerleşik. Diğeri Mersin'den gelmiş. Kışı Kemer'de geçiriyormuş arıları için. Yazın ortasına doğru da Yozgat'a gidiyormuş. Gezginci arıcı yani. Ancak kışı neden Mersin'de değil de burada geçirdiğini anlayamadım. Yerleşik amca da o günlerde arılarını resimde görünen tepelerin ardına götürecekti, flora sebebiyle.



Çavuşbaşı Çiftlik Merkez Camii.


Ankara'da oturduğum yer bozkırın ortası. Etraf alabildiğince ekin tarlalarıyla dolu. Ekinler biçilip balya yapılmış. Altın sarısı balyalar öbek öbek dağılmış tarlalara. Burada, bozkırın ortasında nasıl arıcılık yapılır. Arı ne yer, ne içer :) Evimin hemen yanında yukarıdaki resimde görülen dikenlerin üzerinde 30-40 kadar arı vardı. Buradaki çiçekler iklim koşulları nedeniyle dikenli çiçekler.



Yukarıdaki resimde arı görülüyor. Sarı çiçekli olanlarda da arı var. Arıların bacaklarından görebildiğim kadarıyla polen toplamayı başarabilmişler.

Ankara; İstanbul'dan daha sıcak. Ancak havası çok kuru olduğundan dolayı rahatsız etmiyor. Yazın Ankara'nın havasını tercih ederim. Ancak burada ağaç yok, dolayısıyla gölgesi de.

Arılarımı Çavuşbaşı'na taşıdıktan sonra ben de Ankara'ya taşındım. Ben yokken arılarım beklediğim performansı gösterememişler. Ancak durum yine de fena sayılmaz. Kışlık bakımlarını bir dahaki sefere yapacağım. Bugün bayramın ikinci günü. İyi Bayramlar.