Translate

arılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Ballı Bayram



Bahar balımızın tadına bakabildik. Muhteşem bir koku ve muhteşem bir lezzet. Babam, erguvan ağırlıklı bir bal olduğunu söylüyor. Ve ekliyor "Şimdiye kadar böyle bir bal yememiştim."


Arı kestaneye götürülürken kovan kapağı olmaksızın arabaya konulmuştu. Bu sebeple örtü bezi olarak kullandığımız çuval kovana raptiyelenmiş.


Ballıktaki 10.çerçevenin bir yüzü boş. Diğer yüzünün 1/4'i sırlanmış. Sırlanmamış alanlarda da az miktarda bal.


Ballıktaki 9.çerçevenin iki yüzünün de 1/4'lik kısımları sırlanmış. Sırlanmamış alanlarda da çok miktarda bal.

Ballıktaki sondan 5 çerçeveyi kontrol ettim. İlk sıraya doğru gittikçe çerçevelerdeki bal miktarı artıyor. Ortalama olarak her çerçevede iki kg civarı bal mevcut.


Arının konulduğu yer beni şaşırttı. Daracık bir alana konulmuş. Ve yeri de pek hoş değil. Kestaneliğe uzak olması da cabası. Hemen yandaki mezarlıkta bol miktarda ıhlamur vardı. İlk konulduğunda onlardan faydalanmış olabilir.


Arı, misafir olduğu evin küçük bahçesinde. Arının bulunduğu yere 5 metre yaklaşsanız orada arı olduğunun farkına varamazsınız. Etrafı ağaç ve çalılarla çevrili. Yakın çevredeki çiçeklerde arı da göremedim. Kim bilir nereye uçuyorlar. Ağaç ve çalılar sebebiyle kovan girişinde dikine bir trafik oluşmuş.


Oldukça korunaklı olmuş :)


Yukarıdaki resimde görülen karton, strafor ve tahta; kovanın üzerinde idi. Yağışlı havalarda faydası olmuştur. Artık yağmur yağmayacağını düşünerek onları kaldırdım. Ancak babam, "Onlar arıyı güneşten de koruyacaklardı." dedi. Neyse ki arının bulunduğu yer fazla güneş alan bir yer değil.


Uçuş tahtasını 5 dakika kadar gözlemledim. Önemli ölçüde bir trafik var. Fakat polen yok. Yukarıdaki resimde beyaz ile işaretlediğim arıda çok az miktarda polen var. Dışarıdan gelen arıların ayaklarında polen yok, acaba midelerinde nektar var mı? Boşa çalışmıyorlardır sanırım. Arı polen getirmişse bunu görürsünüz, ancak nektar getirmişse... Bir yerde okumuştum, nektar yüklü arı uçuş tahtası üzerine belirli bir yükseklikten ani bir iniş yapar imiş. Bu bilgi ile gözlemlediğimde yaklaşık 4-5 cm yükseklikten ani bir iniş yaptıklarını gördüm. Umarım yanılmıyorumdur :)

Yukarıdaki resimde kırmızı ile işaretli arılar kovanı havalandırıyor. Onlara yardımcı olacağını düşünerek dip tahtasını kovandan aldım.


Dip tahtasının genel görünümü. Klasik kalıntıların küflenmiş hali...


Dip tahtasının sol köşesinde yavru gözlerine ait pupa sırları görünüyor. Gözden çıkacak yavrular bu sırları oldukça düzgün kesmişler zira sırlar bütünlüğünü korumuş. Bu sır parçaları henüz küflenmediğine göre son yavru çıkışı kuluçkalığın son çerçevelerinden olmuş.


Net olmamakla beraber tek tük varroa görülüyor.


Bal süzme makinesinin tabanı kenarlara doğru eğimli, bu güzel bir özellik. Fakat bal tahliye deliği tabandan biraz yüksekte kaldığından dolayı bir kısım bal kazanda kalıyor. Bal süzme işleminden sonra kazanda kalan bulaşık balın hijyenik bir ortam sağlayacağını belirterek temizlememelerini söylemiştim. Ancak bu kadar balın kazanda kalacağını düşünememiştim. Karıncaların istilası da cabası...


Çeşitli açılardan bal süzme makinesinin görünümü.


Makine tahminimden daha geniş ve ağır.

31 Ağustos 2014 Pazar

Ankara'nın Çiçekleri


İç Anadolu bölgesinin ve dolayısıyla da Ankara'nın tipik bitki örtüsü bozkır veya diğer adıyla da step. Bozkırın çiçekleri sert iklim koşullarına dayanıklı. Ilıman iklim kuşağının bitki örtüsünden çok farklı, kendi iklim koşullarına uygun bir yapıları var. Göze çarpan en önemli özellikleri dikenli ve sert kabuklu olmaları. Sıcak ve susuz geçen yaz günlerine dayanıklı. Yukarıdaki çiçeğin bilimsel adı Echinops sphaerocephalus olabilir. Zira Wikipedia'da bu isimle adlandırılmış. Türkçe yeterli bir kaynak bulamadım. Ancak "Eşek Dikeni" adıyla kullanımı oldukça yaygın. Bozkırımızda bu kadar yaygın olmasına rağmen bu çiçek hakkında Türkçe kaynak neden bu kadar az?


Bu çiçek hakkında görüşlerini aldığım kimseler ne tesadüftür ki hep Yozgatlı idi. İsmini onlardan öğrendim. Dikenlerin bağlı olduğu ortadaki yumru yapıyı yediklerinden bahsettiler.


Yukarıda fotoğrafları görülen konu mankenini 4 Ağustos günü kopardım. Koparıldığı günden bu yana bir aya yakın zaman geçmesine rağmen canlılığından çok da bir şey kaybetmedi. Ne suyun içinde durdu ne de özenli bir yerde. İstanbul'da kopardığım bir çiçek eğer suya koymaz ve gerekli özeni göstermezsem bir kaç günde pörsür. Ama bu?


10 Ağustos'ta koparıldıktan 6 gün sonra bu şekilde görünüyordu.


Çiçeklerine daha yakından bakıldığında bu dikenli bitkideki zerafet ortaya çıkıyor. Çiçekler mora çalan parlak bir renge sahip. Çiçeklerinin üzerinde çiçek tozları görülüyor. Bu bozkırda arılar için önemli bir kaynak.


10 Ağustos tarihli aynı bitkiye ait diğer görüntüler.


Bitkinin ortasındaki yumruya bağlı her bir yapı yukarıda görüldüğü gibi. Çiçek ve onu mızrak gibi koruyan dikenleri... Çiçeğin ve dikenlerin birleştiği dip kısmı çevreleyen püsküllü bir yapı...


Bitkinin yaprağından bir kesit.


Bitkiden başka bir görünüm.


Çiçeğin yetiştiği coğrafya. Bozkır. Oturduğum binanın etrafında ekin tarlaları var. Bir ay öncesinde bu tarlalarda ekin balyaları vardı. Şimdi koyun sürüleri otluyor. Bu ekin tarlalarının çevresinde ve yol kenarlarında bu çiçeklere sıkça rastlanıyor.


Oturduğum yerden bir görünüm.


4 Ağustos 2014.


Centaurea solstitialis. Zerdali dikeni ve güneş çiçeği gibi isimleri var. Ballı bitkiler arasında yer alıyor. Sarı rengi yün halı ipliklerin boyanmasında da kullanılıyormuş. İstilacı bitkilerdenmiş. Eşek Dikeni'nin yetiştiği alanlarda bu bitkide yetişiyor. Ve genellikle daha yaygın. Arılar için bozkırda değerli bir bitki.


Çiçek ile çiçek tablası denen kısım arasında mumsu görünümde bir yapı.


Aynı zerdali dikeni üzerindeki çiçeklerden biri kurumaya yüz tutmuş.


Dikenlerin çevrelediği sarı çiçeği...


Dikenlerin tutunuş şekli. Dikenlerin tutunduğu yer yeşil ama dikenler tıpkı kurumuş gibi sarı bir renge sahip.


Gövde ve yapraklardan bir kesit.


Bozkırın ortasında bir yerleşim yeri.


Bir bozkır akşamında evine ekmek götüren amca.




29 Temmuz 2014 Salı

Arılarım 66.Gün - Ramazan Bayramı 2.Gün


Dip tahtasının görünümü. Olağan bir görünüm. Ancak 15 günlük bir birikim. Beklentimden daha temiz bir görünüm. Kontrolü sabah 8:00'de yaptım. Henüz bitki örtüsü üzerinde çiğ vardı. Ancak dip tahtası kuru.



Bu bir arı türü olabilir. Daha çok kanatlı karıncaya benziyor, ancak birazcık daha büyük.



Artıkların seyrek olduğu alandan detaylı bir görünüm. Bal mumu, propolis, polen, plastik ve ahşap kırıntıları.



Artıkların yoğun olduğu alandan detaylı bir görünüm. Bol miktarda polen ve biraz mum kırıntısı.



Kırmızı propolis damlası ne kadar da hoş görünüyor.



Dip tahtasından diğer bir kesit.



15 günlük bir birikim olduğundan çok katmanlı bir yapı oluşmuş. Yağmurlu ya da daha nemli günlerde oluştuğunu düşündüğüm küflü bir katman da oluşmuş. Yani yer yer küfler de var.



Artıkların seyrek olduğu alandan başka bir kesit.



Ballıktaki iki kapalı yavrulu çerçeveden biri. Yavrular çıkmış ve boş gözlere çok az bal koymuşlar.


Ballığa verdiğim temel petekler olduğu gibi duruyor. Hiçbir işlem yapılmamış. Ballıktaki arı miktarı da biraz azalmış. Oysaki ballıktaki iki kapalı gözlü yavrulu çerçeveden çıkan arılarla beraber bir artış beklentisi vardı bende. Demek ki ölüm miktarı doğum miktarından fazla olmuş.



Bu fotoğraftan boş gözlerdeki bal durumu daha net görülüyor.


Kuluçkalığa ballığı kaldırmadan çıtaların arasından baktım. Ballıktan iki çerçeve çıkardım ve çerçeveleri kaydırarak kuluçkalığın tüm yüzeyine baktım. Son kontrolde gördüğüme benzer bir görüntü vardı. Hem çıtalarda hem de arı miktarında.


Kovanın çevresinde ölü arı göremedim. Gerçi yukarıdaki fotoğrafta canlısı da görünmüyor ama :)


Kovana gelen üç arıdan ikisinde polen vardı. Uçuş tahtası üzerinde önemli bir trafik yoktu. Ancak fotoğraflarda göründüğü kadar da kötü değildi. Sadece ben yakalayamadım. Kareyi aldığımda kovana girmiş oluyorlardı. Saat sabah 8:00. Bu saatlerde evin bahçesindeyken çok daha fazla trafik oluyordu. Şu anki trafiğin 10 katını bile gözlemlemiştim. Ama o dönem ıhlamur dönemiydi. Yine de arı trafiğinin çok daha fazla olması gerekirdi. Kuluçkalığa detaylıca bakmadan ve arı uçuşunu belirli bir süre gözlemlemeden neler olduğunu kestirmek güç, benim için.



Uçuş tahtası üzerinden aldığım fotoğraflar. Arıları 15 dakika kadar gözlemleyebildim.



Arının bulunduğu yer ve kovanın görünümü.


Arıların bulunduğu yerin karşı yamacındaki çam ormanı. Bu çamlar sonradan dikilmişti. Henüz benim boyumda oldukları zamanı hatırlıyorum. Ormanın içi gayet temizdi. Hem çöp hem de diken açısından. Pek girilmediği belli. Yer yer kocayemiş ve fundalıklar var. Körükte kullanmak üzere bir poşet kozalak topladık.


Ormanın içinden ormanın dışına doğru bir bakış...


Ormanın kıyısındaki evlerden birinin bahçesinden bir arılık.


Yol boyu uzanan meşe ağaçları.


Bol miktarda meşe ormanları var. Arılarım çatısı görünen evin yanında.


Çocukluğumun geçtiği ev.


Evimizin baktığı manzara. Karşıda görünen ve suyu bitme noktasına gelmiş (bu sene kurak geçtiğinden sanırım) baraj Elmalı Barajı.


23 sene önce. Babamın son arıları. Kovanları da kendi yapmıştı.


Burada bol miktarda funda yetişiyor. Bunlar boş arazide kendiliğinden büyümüş. Orman içlerindekiler daha büyük ve daha yaşlı.


Fundalar henüz çiçekleniyor.


Fundaya biraz daha detaylı bakalım.



Bu funda ormanın içerisindeydi. Çok daha büyük ve kart. Çiçekleri kurumuş.



Yukarıdaki fotoğrafları Nisan ayının son günlerinde Kemer'de çekmiştim. (28.04.2014) Bunların da funda olduğunu düşünüyorum.



Ancak burada Kemer'de tanıştığım amcalar bunlara püren diyor. Bu amcalardan biri burada yerleşik. Diğeri Mersin'den gelmiş. Kışı Kemer'de geçiriyormuş arıları için. Yazın ortasına doğru da Yozgat'a gidiyormuş. Gezginci arıcı yani. Ancak kışı neden Mersin'de değil de burada geçirdiğini anlayamadım. Yerleşik amca da o günlerde arılarını resimde görünen tepelerin ardına götürecekti, flora sebebiyle.



Çavuşbaşı Çiftlik Merkez Camii.


Ankara'da oturduğum yer bozkırın ortası. Etraf alabildiğince ekin tarlalarıyla dolu. Ekinler biçilip balya yapılmış. Altın sarısı balyalar öbek öbek dağılmış tarlalara. Burada, bozkırın ortasında nasıl arıcılık yapılır. Arı ne yer, ne içer :) Evimin hemen yanında yukarıdaki resimde görülen dikenlerin üzerinde 30-40 kadar arı vardı. Buradaki çiçekler iklim koşulları nedeniyle dikenli çiçekler.



Yukarıdaki resimde arı görülüyor. Sarı çiçekli olanlarda da arı var. Arıların bacaklarından görebildiğim kadarıyla polen toplamayı başarabilmişler.

Ankara; İstanbul'dan daha sıcak. Ancak havası çok kuru olduğundan dolayı rahatsız etmiyor. Yazın Ankara'nın havasını tercih ederim. Ancak burada ağaç yok, dolayısıyla gölgesi de.

Arılarımı Çavuşbaşı'na taşıdıktan sonra ben de Ankara'ya taşındım. Ben yokken arılarım beklediğim performansı gösterememişler. Ancak durum yine de fena sayılmaz. Kışlık bakımlarını bir dahaki sefere yapacağım. Bugün bayramın ikinci günü. İyi Bayramlar.