Translate

kestane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kestane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2019 Çarşamba

Anavatanı Türkiye Olan Meyveler - 2



Anavatanı Türkiye olan meyvelerden sert kabuklu meyveleri, akdeniz meyvelerini ve üzümsü meyveleri bu videomuzda bulabilirsiniz. Badem ve ceviz gibi çok bilinen meyvelerin yanı sıra melengiç ve yabani böğürtlen gibi daha az bilinen meyveler de var. Videomuzda çok daha az bilinen meyvelerimiz de var elbette. Anavatanı Anadolu olan ülkemizde yetişen bu meyveleri görmenizi öneririm.

► SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM Kanalına Ücretsiz ABONE Olmak İçin Tıklayın

15 Haziran 2015 Pazartesi

Kestanelik


Yukarıdaki fotoğraf 12 Haziran Cuma günü çekildi. Bu ağaç bizim eve ve sahile yakın bir konumda. Bu ağacı arıları götüreceğim kestanelikteki ağaçların çiçeklenme durumunu anlamak için referans olarak kullanıyorum.


Yukarıdaki fotoğrafta 19 günde ne kadar çiçeklendiği görülüyor.

Arıları kestane için Paşamandıra Köyü'ne götürmeyi düşünüyordum. Ancak arkadaş ile koordinasyonu sağlayamayınca kardeşim ve babam arıları bu akşam saat 22:00'de Alibahadır Köyü'ne götürdüler. Zira kardeşimin orada bir tanıdığı vardı. Ancak arıyı koydukları yer kestaneliğe bir kaç km uzaklıkta imiş. Kardeşimin arabası biraz alçak olduğundan iki katlı kovanın kapağını çıkarmışlar ve örtü tahtası olarak kullandığımız çuvalı kovana raptiye ile tutturarak nakliyeyi gerçekleştirmişler.

Alibahadır'daki kestanelerin ne durumda olduğunu bilmiyorum. Ayrıca kestaneler arının verimli çalışabileceği mesafeden epey uzaklar. Arılar 5 km uçabilmesine rağmen bu mesafe bal verimi için hiç uygun değil. 200 metre mesafe ile 400 metre mesafe arasında bile verim açısından fark olduğu düşünüldüğünde; ben arıları kestaneliğin içine koymayı tercih ederdim. Ama böyle bir yer bulmak da güç; arıların kestanelik içerisinde çalınma riski yüksek. Kestaneliğe uzak ama komşunun bahçesine yakın daha güvendeler :)

24 Mayıs 2015 Pazar

Yıldönümü


Bugün arılarımla beraberliğimizin birinci yıldönümü. Yola beraber çıktığımız arılardan yalnızca biri hayatta. Ana arı! O da varlığını hayatını tamamlayanlara borçlu!


Öğleden önce kovanın yanına oturup onları izledim. Onları polen getirirken izlemek büyük keyif.


Bahçedeki kiraz ağacı. Kirazlar pazara düştü, kilosu 10 TL. Kirazın kilosu pazarda 5 TL'ye düştüğünde bizimkiler de yenecek kıvama gelmiş olur.


Komşunun bahçesindeki acem borusu henüz çiçeklenmemiş.


Bizim sokaktaki böğürtlenler.


Pamukotu, böğürtlen, katırtırnağı... Arılarımın izini sürmeye çalıştım, acaba nereden polen getiriyorlar. Ama tespit edemedim. Bu fotoğraflar görülen çiçeklerde tek tük...


Ihlamurlar...


Çok yakındır olmaları...


Cami...


Kurtbağrı...


Bize en yakın kestane ağacı.


Kestanenin ne durumda olduğunu bu ağaçtan takip ediyorum.


Kestane için daha vaktimizin olduğu görülüyor. Sahile yakın bu kadar olmuşken Paşamandıra'da yani daha iç kesimde ve daha yüksekte olan bir yerde biraz daha geç olurlar diye düşünüyorum. Beş gün gerimizde olsalar çiçeklerin olgunlaşmasına da 10 gün olsa, nerden baksan acelem yok :) Şu an arının bu ağaçtan polen alabileceği bir durum göremiyorum. Acaba çiçeklenmenin ilk hangi evresinde nektar ve polen gelmeye başlıyor.

Kestanenin geçen yıl 19 Haziran'daki durumu ve 28 Haziran'daki durumu. Ama o tarihler çiçeklenmenin ortalarına tekabül ediyor sanırım. Bu sene kışın uzun sürdüğünü de hesaba katarsak 15 Haziran bile geç bir tarih olmayabilir.


Park...


Kaplumbağa...


Merhaba!

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Arılarım 364.Gün


Dip tahtasında menü zengin yine. Fakat küflenmiş. Dip tahtası en son 9 Mayıs'ta temizlenmişti. İki haftada bu hale gelmiş.


Arıya ne zaman ki şerbet veriliyor. O vakit karıncalar ziyaret etmeye başlıyor.


Bu plastik kırıntıları halen nereden kaynaklanıyor. Yoksa onlar kristalleşmiş şeker mi? Cam parçacıkları gibi de görünüyorlar.


Dip tahtasındaki kırıntıların büyük bir bölümü küflenmiş. Küflenmemiş alandan başka bir kesit.


Dip tahtasının küflenmiş alanından bir kesit.


Küflenmiş alandan başka bir kesit. Sağ üst köşeye doğru toplu karınca ölüleri görülüyor. Bu karıncalar neden ölmüş olabilir acaba? Yediklerinden mi zehirlendiler? Yediklerinden zehirlenmiş olmaları kuvvetle muhtemel, zira kaçamadan ya da dip tahtasından ayrılamadan burada mefta olmuşlar. Yedikten sonra ani bir baş dönmesi olmuş olabilir :) Eğer gıda zehirlenmesinden öldülerse bu çok düşündürücü bir durum. Dip tahtasında genellikle kovan atıklarının bulunduğu bir yerde onları zehirleyecek ne olabilir. Acaba küf ve mantardan dolayı zehirlenmiş olabilirler mi? Kovanda hiç bir ilaç kullanılmamıştı. Dip tahtası kontrolden sonra temizlendi.


Akşam saat 19:00 gibi bakabildim arıya. Kovanın hemen yanı başında salutlar büyümüş. Valide mantarla karışık yemeğini yapmış, harikaydı. Salut'ta da mantar tadı olur ama yabani mantar tadı. Bu sebeple yemeğin tadı kırdan toplanmış mantarlarla yapılmış gibi, enfesti.


Ballığın üstten görünümü. Kuluçkalığa bakmadım ama ballıktaki tüm çerçevelere teker teker baktım. Son sıradaki yemliğin yerine de temel petekli çerçeve takmış babam. Son sıradaki 3 çerçeve kabartılmamış. Diğerleri kabartılmış. Ballığın birinci çerçevesi de kabartılmış yeni bir çerçeve. İkinci ve üçüncü sıradakiler eski esmer çerçeve. Ballıktaki kabartılmış hemen hemen tüm çerçevelerde sırlanmamış bal var ama az miktarda. Toplasan ballıkta iki çerçeve bal stoğu yapar. Arılara aşağıdaki tarihlerde olmak üzere toplamda 5 defa 1/1 oranında 1 litrelik şerbet verilmişti.
  • 10 Mayıs 2015, Pazar
  • 11 Mayıs 2015, Pazartesi
  • 13 Mayıs 2015, Çarşamba
  • 15 Mayıs 2015, Cuma
  • 17 Mayıs 2015, Pazar


Kardeşim körükte çam kozalağı kullanıyor. İlk önce körüğün dibine karton mukavva parçaları koyuyor. Körükleyerek onları iyice tutuşturduktan sonra çam kozalağını koyuyor. Çam kozalağını da tutuşturmak için iyice körüklüyor. Çam kozalağının ürettiği duman hoş kokulu, karton mukavva gibi genizi yakmıyor. Ve mukavvaya göre hemen yanıp geçmediğinden dolayı daha uzun süre duman sağlayabiliyor.


Arıları kestaneliğe götürmek istiyordum. Bu amaçla bir kaç yere baktık. Bize en yakın kestane ormanı Zerzavatçı Köyü'nde. Ancak Polonezköy'de oturan arkadaşım orayı pek önermedi. Hem kestane miktarı az hem de arıları koyacak yer problem olabilir, dedi. Polonezköy'de baktığımız yer ise Polonezköy Geyik ve Karaca İstasyonu alanının içerisindeydi. Bu özel alanın içerisine koymak da pek mümkün görünmüyordu. Yeri tespit etmek için kısıtlı zamanım vardı. Arkadaşımın Paşamandıra Köyü'nde bir tanıdığı vardı. Bir de oraya baktık. Yukarıdaki fotoğraf Paşamandıra Köyü'nde baktığımız yer. Şu an en ideali orası görünüyor. Ancak kestane ağaçlarına ne kadar yakın, bilemiyorum.


Polonezköy'den dönerken karar verdik Paşamandıra'ya gitmeye. Riva yolu üzerinden gittik. Yol; virajı, kasisi olmayan güzel bir yoldu. Bu yol üzerinden Zerzavatçı'ya, Mahmutşevketpaşa'ya, Alibahadır'a ve Paşamandıra'ya ulaşmak mümkün. Zerzavatçı-Mahmutşevketpaşa arası yaklaşık 5 km; Mahmutşevketpaşa-Alibahadır arası yaklaşık 7 km; Alibahadır-Paşamandıra arası yaklaşık 5km. Alibahadır'da da kardeşimin bir tanıdığı vardı ama oraya bakmaya fırsatımız olmadı. Akbaba ve Dereseki civarına da konulabilir ama oralarda bir tanıdığımız yok.

28 Haziran 2014 Cumartesi

Arılarım 36.Gün


Dip tahtası genel görünüm. Polen, mum, plastik cam, propolis, bir adet kulağakaçan (kıskaç) ve varroa. 



Kolonimde varroa ile ilk kez karşılaşıyorum. Demek ki popülasyonları artmış.



Bunun ne olduğunu anlayamadım. Bir böcek larvası olabilir. Böcek doğrudan buraya yumurtlamış olabileceği gibi polen toplayan arılar üzerinde de kovana gelmiş olabilir.



Dip tahtası yıkandıktan sonra.



Örtü tahtası olarak kullandığım plastik cam üzerinden çektiğim bir fotoğraf. Tavanda yani burada plastik cam üzerinde yürüyen arı. Karın halkaları çok ilginç. Bunlardan birinden mum salgılama yeteneği var. Ayakları da vantuz gibi cama tutunmuş, camı nasıl kavradığı görülüyor.


Üstten bir görünüm. Sağ taraf yavru aktivitesinin olduğu taraf. Sol taraf ise bala çalıştıkları taraf. Özgün bir düzen kurmuşum :) Acemelik ...



Uçuş tahtası üzerinden bir görünüm. Arıyı ilk aldığımda 5 çerçeveydi. O zaman uçuş deliğinin bir tarafı açıktı. Kovana 10. çerçeveyi verdikten sonra (o zaman yaklaşık 8 çerçevelik arı vardı) diğer uçuş deliğini de açtım. Ancak orada halen beklediğim trafik oluşmadı. İlk kısmın 1/10'u bile trafik yok. Bu ilginç bir durum!



Kestanenin çiçekleri sararmaya yüz tutmuş. Bir kısım kuruyanlar dökülmüş. Meyveler ise henüz çok yeni.



Kestaneden bir görünüm.



Meyveler büyümeye başlamış. Meyvenin yeşil dikenli kısmı tüy gibi yumuşak, beyaz dikenli kısmı ise gayet sert. Neredeyse ele batacak.



Çiçek kısmı gittikçe kahverengi bir hal alıyor. Önemli bir kısmı da ağacın dibine dökülmeye başlamış.



Çiçeğin yakından görünümü.



Meyvesi.



Pamuk otları ve böğürtlenler. Pamuk otlarında pek arı göremiyorum. Böğürtlenler önemli ölçüde meyvelenmeye başladı ama bir taraftan da çiçeklenen sürgünler var.



Meyve veren böğürtlenler.



Ne güzel görünüyorlar. Önce çiçekti, sonra yeşerdi, sonra kızardı ve en sonunda da karardı. Hamdım, piştim, oldum :)



Ihlamurlar tohumda. Sararmış, kurumuş çiçekleri yerlerde.



Ihlamurların durumu.



Sararmış çiçekleri döküldü dökülecek.



Biraz daha detay.



Arılar şimdi bu çiçeklerde (Acem Borusu). Bu bitki hemen yan komşunun bahçesinde. Üzeri arı doluydu. Arılar için kaynaklar artık azaldı. Bu bitkinin çiçek tüpleri oldukça derin.

Acem Borusu (Campsis radicans): Borazan ve Trompet Çiçeği olarak da bilinen bu bitkiler, yaz ortasına doğru çiçeklenir ve uzun süre çiçekli kalırlarmış. Çiçeklerin dış yüzü portakal, içerisi sarı renkte. Çiçekler boru şeklinde. Anavatanı Amerika olmasına rağmen ülkemize İran'dan geldiği için Acem Borusu ismi verilmiş. Park ve bahçe düzenlemelerinde örtücü bitki olarak tercih ediliyormuş. Tırmanabilen odunsu bir sarmaşıkmış.


Bahçemizden bir gül.



Akşam 21:00 gibi hava kararıyor. Ve bu saatlerde de son tarlacılar dönmüş oluyor. Yukarıdaki fotoğrafı gece 24:00'de çektim. Dikkatli bakıldığında uçuş tahtası üzerindeki arılar görülebiliyor. En azından bir karaltı şeklinde. 15-20 kadar arı orada dolanıyor, bekleşiyor. Bu durumu tesadüfen fark ettim. Bu olağan bir durum mudur? Bekcilik yapıyorlar sanırım. Ya da gün ağarsa da tekrar uçuşa çıksak diye bekleşen sabırsızlar mı :)

Kovan bahçede evin dibinde. Bahçe küçük. Kovanın bulunduğu yerin, ikinci katında mutfağımız var. Mutfakta da akşam yatana dek ışık oluyor ve pencereleri de açık oluyor. Yaklaşık 15 gündür saat 22:00 sularında mutfağa bir kaç tane arı giriyor, bu pencerelerden. Ampul etrafında dönüp duruyorlar. Lambayı kapatıyoruz. Beş dakika sonra açtığımızda çoğunlukla göremediğimiz bir yerlere konmuş oluyor. Bir kez sabah ezdiğimde fark ettim. Bir kez sabah kafama düştü, mutfaktaki sarmaşığa konmuş sanırım. Bir kez ekmeğin üzerinde gördüm. Gördüklerimi bir iki sefer kovana götürdüm. Genelde de pencereden aşağı attım. Attıklarım acaba kovana ulaşabilmiş midir gece karanlıkta, 3-4 metre mesafeden?

Mutfağa arı girmesi ve olur olmadık yerlere konması beni çok ürkütüyor. Birinde gömleğin içine girmiş, sabah gömleği giyerken parmağın ucundan soktu. Bu çok önemli değil ama görmeden yersek o kötü. Beni yedin diye dilimizi sokma ihtimali var :)