Translate

31 Ocak 2015 Cumartesi

İstanbul Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı/Festivali

İstanbul Bal Üreticileri Birliği'nin düzenlemiş olduğu İstanbul Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı/Festivali'ni ziyaret ettim. Fuar; Feshane Uluslararası Fuar, Kongre ve Kültür Merkezi'nde 30 Ocak ile 1 Şubat tarihleri arasında ziyaretçilerini bekliyor. Bu yıl fuarın dördüncü yılı. Fuar; üreticileri, tüketicileri ve imalatçıları buluşturuyor.

Adres: Eski Feshane Cad. Defterdar Durağı, Eyüp, İstanbul


Fuar'a sabah erken saatte Eyüp Sultan Camii'nde sabah namazını kılabilecek şekilde gittik.


Fuar alanına da saat 08:00'de gittik. Zira fuar programında fuarın ziyaretçilere açılış saati bu şekilde belirtilmiş. Ancak çoğu stand henüz açılmamıştı. Öğleye doğru fuar alanından ayrıldık.


Stand açacaklarla yapılan katılım sözleşmesinde "Arı ürünleri haricinde hiçbir şekilde yiyecek ve içecek satışı yapılmayacağını, kabul ve taahhüt ederim." şeklinde bir ibare var. Fakat Beypazarı köy ürünlerinin standı çok güzeldi. Ayrıca Silivri Belediyesi'nin yetiştirdiği adaçayları da harika görünüyordu.


Fuar alanının malzeme giriş kısmından bir görünüm. Kovansan büyük bir tırla gelmiş.


Fuar alanından bir görünüm. Erçika Plastik standına turnike koymuş. Stand alanlarının bir ucundan turnikeden giriyorsunuz tekrar aynı yerden çıkış yok. Diğer uçtan yani yazar kasanın olduğu bölümden çıkabiliyorsunuz ancak. Bu durum stand alanının kalabalık olmasına neden olmuş.

Oksalik asit (oksalik asit dihitrat) almayı düşünüyordum. Güner Kayral'ın standında oksalik asit vardı, 100 gramlık şişeler halinde. Şişesi 15 TL (Organik oksalik asit dihitrat). Balmumcu Kimya'da teknik kalite oksalik asit dihidrat'ın kilosu 7 TL. Bir de Sigma Aldrich marka oksalik asit dihidrat var. Onun kilosu da 28,40 EUR. Hangi oksalik asit dihidrat'ı almaya karar vermek oldukça güç. Ancak bunda belirleyici kriterlerden biri de oksalik asit dihidrat'ı uygulama şekli sanırım. Buhar şeklinde verilecekse oksalik asit buharlaştırma aparatında kalıntı bırakmaması ve yeterli buharı sağlaması bakımından organik olanlar tercih edilebilir. Ancak sıvı formda verilecekse organik olmasına gerek olmayabilir. (Ben denemedim ancak tecrübe edenler deneyimlerini bu şekilde paylaşıyorlar.)


Macahel A.Ş.'nin standında Kafkas Arıları sergileniyor. Arıları sergileme şekilleri çok güzeldi. Kutuların üzerindeki "örtü tahtaları" şeffaf. Ayrıca çeşitli yörelere ait ballar da sergileniyordu. Balları tatma imkanı bulduk (Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu yörelerine ait). Her yöre balının kendine özgü çok güzel bir tadı vardı.

Yolcular Yığılca... Düzce'nin Yığılca ilçesinden gelen Yolcular Gıda'nın standına uğradık. Ve Yığılca'nın kestane ve çiçek ballarının tadına da baktık.

Sarıçiçek Yayla Balı... Sarıçiçek yaylası Sivas'ın Divriği, Malatya'nın Arapgir-Arguvan ve Erzincan'ın Kemaliye ilçe sınırlarının kesiştiği noktada yer alan Türkiye'nin en büyük yaylalarından biriymiş.


Simecs Group Bursa'da yerleşik bir plastik üreticisi. Üstteki fotoğrafta plastik kovan tabanları ile kovan kapakları görülüyor. Bunlar iki farklı ölçüdeydi sanırım. Almadan önce kendi kovanlarınızın ölçülerini bilmeniz önemli. Aksi halde aldığınız ekipmanlar kovanlarınızla uyumlu olmayabilir. Kovan kapakları 20 TL.

Festivale gelmeden önce Apimaye'nin plastik kovan kapaklarından almayı düşünüyordum. Ancak Apimaye'nin festivalde standı yoktu. Strafor kovan kapaklarını da inceledim. Hangi stanttı hatırlamıyorum ama strafor kovan kapakları oldukça ilginçti. Dikdörtgen straforlar kesilip bir yapıştırıcı ile yapıştırılarak imal edilmişti.

Alternatif enerji sistemlerinin satışını yapan Solarist'in standında, dalgıç pompasını simüle eden maket dikkat çekici. Standa ilgi çekmek için iyi bir fikir.

Har-bee; Arça Tarım'ın bir markası. Aydın merkezli bu firma, anlaşmalı olduğu arıcıların ürettiği her türlü doğal arı ürününü bu markasıyla tüketiciyle buluşturuyormuş. Polen; propolis sıvı ekstraktı; propolisli krem; mix adult ve mix kids isimli bal, polen, propolis ve arı sütü karışımı ürünleri mevcut. Ayrıca arı sağlığı için Ar-bee-wet; ar-bee-v-wet ve güve ile mücadele için ar-bee-g-wet gibi ürünleri mevcut.


Yıldız Baraka Aydın merkezli bir işletme. Arıcıların baraka ihtiyaçlarına yönelik baraka imal ediyorlar. Web sitelerinden barakalarının montaj aşamaları görülebilir.

Barakanın üzerindeki afişe göre bugün ve yarın saat 13:00'de Yüksek Ziraat Mühendisi Ahmet İnci'nin "Arıcılıkta Damızlık Ana Arı Sorunu ve Çözüm Yolları" konulu semineri varmış. Ayrıca 19 Mayıs Üniversitesi Araştırma Görevlisi Murat Emir'in saat 11:00'de "Arıcılıkta Ürün Pazarlama Sorunları Çözümü" konulu semineri varmış. Önceden haberim olsaydı ana arı ile ilgili olan seminere katılmak isterdim.

Barakaların yan tarafında çay içilebilecek bir alan vardı. Öğleye doğru oradaki masalar tıklım tıklım doldu. Sanırım birbirlerini tanıyan arıcılar için bir buluşma ve sohbet etme alanı gibi olmuş.


Kovanlardaki yemliklere şerbet vermenin ayrı bir yöntemi.

Festivalde arıcılık ekipmanlarına yönelik çok çeşitli ürünler vardı. En amatöründen en profesyoneline kadar. Böyle bir üretim azmini görmek sevindirici. Ancak ürün alırken iyi düşünmek gerek. Seçenekler çoğaldıkça hangisinin sizin için doğru ürün olduğuna karar verebilmek daha fazla araştırma, bilgi ve tecrübe gerektirebilir.

Bu festivalde dikkatimi çeken diğer bir şey de stand görevlilerinin ürünlerini tanıtmaktan ziyade onların satışlarına odaklanmış olmalarıydı. Bir ara kendimi semt pazarındaymışım gibi hissetmedim desem yalan olur.

Fuar alanı yerleşim planına göre fuarda standı bulunanlar, stand numarasına göre sırası ile şu şekilde;

Peynirci; Muğla Petek; Maranki; Har-bee; Saf Petek; Erçika; Hasmer; Çalcalar; Güner Kayral; Kovansan; Benka Arıcılık; Bergama Petek; Beveta; Ağrı Bal; Happybee; Civan Arıcılık; Biohayat; Mert Arıcılık; Mavi Kovan; Samsun Başarı Üniversitesi – 19 Mayıs Üniversitesi; Elif Havlu – Sabuncu Nuran; Bursa Taban; Maskeci Hamza; Probee41; Temiz İş; Nur El Eldiven; Bavet; Karadut – İksirke; Arı Evi; Arı Farma; Petekten; İstanbul Üniversitesi Arıcılık Kulübü; Konya Şeker; Kıbrıs Girne Amerikan Üniversitesi; Taşıma Sandığı; Suzen; Tellioğlu; Beeagra; Gümülcine Arıcılar Derneği; Solarist; Düzce Üniversitesi; Havran Bal Diyarı; Fenerköy Bal Çiftliği; Artvin Sarıçayır; Hemi Bee; Benka Arıcılık; İpek Petek; Meldiven; Ordu Arıcılık Araştırma İstasyonu Müdürlüğü; Sadri Demircioğlu; Zara Bal Üreticileri Birliği; Kulp Makine; Düzce Bal Üreticileri Birliği; Gürle Arıcılık; Yıldız Kovan; Machael Arıcılık; Kudret Arıcılık; Bayburt Arı Yetiştiricileri Birliği; Lüleburgaz Bal Üreticileri Birliği; Silivri Belediyesi; Batal Arıcılık; Machael Vakfı; Demka Arıcılık; Nehri Şemdinli; Çanakkale Arı Yetiştiricileri Birliği; Ustapetek; İstanbul Petek; Sarıçayır Şavşat; Dumanlı Tarım; Sarıçiçek Yayla Balı; Gebze Bal Üreticileri Birliği; Benka; Polenbee; İslam Dikbıyık; Kömeci Şenol; Balcı Aydın Dayı; Özipekliler; Yıldız Baraka; Ataköy Hastanesi




28 Aralık 2014 Pazar

Arılarım 218.Gün

Arılara kardeşim baktı. Uçuş tahtası üzerinde bir kaç ölü arı varmış. Kovan içerisindeki nemi artırma ihtimali sebebiyle kovan üzerindeki naylonu çıkarmış. Örtü tahtası niyetine kullandığımız çuvalı küçük bir miktar kaldırmış. Ve karanlıkta cep telefonunun ışığı vasıtasıyla örtünün altından bir anlık bakabilmiş. Son çerçevelerde arı miktarı az olmasına rağmen o kısımda arı görebilmiş. Bu da koloninin hayatta olduğunun göstergesi.

Vakit darlığı sebebiyle akşam karanlıkta cep telefonunun ışığı yardımıyla görebildiği kadarıyla, kovan içerisinde herhangi bir nem/rutubet izine rastlamamış. Hava sıcaklıkları 10 derecenin altına hiç düşmemişti ve son haftalarda da genellikle 15 derece civarında seyretmişti. Hava sıcaklığı bugün de 15 derece civarındaydı. Hava sıcaklıkları mevsim normallerinin biraz üzerinde seyretti. Eğer mevsim normallerinde veya biraz daha altında seyretseydi kovan içerisinde belki de nem oluşabilirdi.

23 Kasım 2014 Pazar

Arılarım 183.Gün - Varroa Raporu


Dip tahtasının görünümü. Biohayat firmasının Forbeevar formik asit jeli ile yapılan varroa mücadelesinin sonuçları. Dip tahtasında koyu kahverengi renge sahip döküntü kümesini varroalar oluşturuyor. Bu aynı zamanda arı nüfusunun kovandaki konumunu da ifade ediyor.


Dikdörtgen ile bir örneği gösterilen plastik parçası aylar önce kullandığım plastik cama ait olabilir mi, yoksa çerçevelerin üzerinde yem verirken kullandığım şeffaf plastik yemliğe mi ait? Daire içinde gösterilen varroalar daha açık renkli.Bunlar ergen olabilir mi? Olgunlaştıkça mı asıl renklerine kavuşuyorlar? Yoksa bu bir hastalık nedeni mi?


Yüzlerce varroa!


Bunları oturup da sayacak vaktim yok. Ancak varroa mücadelesinin başarılı olduğunu ispatlamaya yeterli olduğunu düşünüyorum.

Jel ilk olarak 6 Ekim tarihinde son olarak da 24 Ekim tarihinde olmak üzere 3 kez uygulandı. Son uygulamadan yaklaşık bir ay sonra da yukarıda görünen tablo oluştu. Jel etkin dolayısıyla mücadele de başarılı.


Kovanın yanına ilk gittiğimde karşılaştığım manzara. Uçuş tahtası üzerinde bir ölü sarıca olduğu halde bir avuç da arı ölü arı vardı.


Uçuş tahtasının hemen önünde yerde ise 50-100 kadar ölü arı vardı. Bu ölümlere bir anlam veremedim. Hava soğuk ve 10 derece civarında. Arı uçuşu yok. Kovana kulağımı dayayıp bir iki tıklattım. Bir uğultu duyamadım. Ancak uçuş deliğinde üç dört arı belirip uçuş tahtasındaki ölü sarıcayı taşımaya başladılar. Sarıcayı ellerinden alıp attım. Uçuş tahtası üzerindeki ölü arıları da uzaklaştırdım.


Daha sonra kovana bir iki kez daha tıklattım. Uğultu duymaya çalıştım, ama duyamadım. Buna rağmen uçuş deliğinde beliren arı sayısı arttı. Birkaçı kovanın önüne doğru bir iki metre uçup beni yokladılar ve hemen geri döndüler. Kovandaki tek hayat belirtisi yukarıda görülen arılar.

Kovanı açmak istemedim, zira hava soğuktu. Arıların salkım yapıp yapmadığından da emin değildim. Velhasıl arıları rahatsız etmek istemedim. Bu olumsuz gözüken durumu onlar için daha da kötüleştirebilirdi. Ancak bu arı ölümlerinin nedeni cevaplanması gereken kocaman bir soru olarak karşımda duruyor. Buna cevap bulmaya çalıştım.

Senaryo 1
"Havalar aniden soğudu. Kovan dışındaki arı aktivitesi bitti, kovan içinde de oldukça azaldı. Arılar tam bir salkım oluşturmasa da bir araya toplanmaya başladılar. Kovanın içinde ve dışındaki bu sukunet ortamını fırsat bilen sarıcalar kovana saldırdı. Bu saldırıya hazırlıksız yakalanan arılar büyük kayıplar verdi. Daha sonra sağ kalanlar içerideki ölü arıları uçuş tahtası üzerinde bir noktaya taşıyıp kümelemeye başladılar. Rüzgar, uçuş tahtası üzerinde kümelenen bu ölü arıları kovanın önüne savurdu."

Senaryo 2
"Yavru uçuşuna denk gelen şiddetli bir yağmur yağdı. Yavru arılar çok zarar gördüler."

Senaryo 3
"Varroa mücadelesi için kullandığımız formik asit jel, bir kısım arının ölümüne neden oldu."

Senaryo 4
"Havalar iyi gidiyordu. Az veya çok, kovana polen geliyordu. Öncesinde kek de verilmişti. Çerçevelerde yeterince bal kemeri ve polen stoğu da vardı. Bu olumlu koşullar nedeniyle yoğun bir yavru faaliyeti vardı. Sonra birden hava soğudu. Kovan dışı faaliyetler durdu, polen akımı kesildi. Kovan içindeki yavru bakım faaliyetleri bile etkilenmeye başladı. Arılar kışın geldiğini hissettiler ve son posta yavruların bakımının mümkün olamayacağını görüp onları gözden çıkardılar."

Uçuş tahtası üzerinde yalnızca bir ölü sarıca gördüm. Birinci senaryonun olabilmesi için daha fazla sayıda ölü sarıca olması gerekirdi. Ayrıca sarıcalar soğuk havadan bal arıları kadar etkilenmiyorlar mı? Kovanın alt köşesinde bir sarıca vardı. Hareketsiz ve uyuşuk. Ölü olabileceğini bile düşündüm. Ancak ben öldürene dek ölü değildi.

Formik asit jel ilk uygulandıktan 18 gün sonra kontrol edildiğinde arı ölümü görülmemişti. Şimdi bu kadar çok ölümün bu sebepten dolayı olması da makul görünmüyor.

İlk üç senaryo içerisinde en makulü ikinci senaryo. Çünkü daha evvel buna benzer bir şey yaşandı. (Bakınız "Arılarım 32.Gün")

Dördüncü senaryoyu kendi bilgilerim ışığında düşünemedim. Ali Bey'in son yazısını gördükten sonra düşündüm. Kendisi de aynı gün bir kovanında benzer durumu yaşamış. Ve neden olabileceğini de belirtmiş.

Ali Bey'in bugünkü yazısını okuduktan sonra kovan kapağını açıp da arıya bakmadığıma pişman oldum. Kovan içindeki duruma ait gözlemim bir ay öncesine dayanıyor. O vakit durumları gayet iyiydi. Ancak bu arı ölümlerinden sonra kovan içindeki durum bir muamma.


Kovan kapağı yazın yağan yağmurlardan sonra rutubet yapmıştı. Kapağın ek yerlerini silikonlamayı düşünmüştüm ama buna fırsatım olmamıştı. Ben de evden bulduğum şeffaf naylonu iki kat yaparak kovan kapağını içine alacak şekilde sarmaladım. Yağmur izolasyonu için bir tedbir olmuş oldu ama kovan kapağındaki iki havalandırma deliğini de kapatmış oldum. Bu durum rutubete neden olabilir.


En güzeli arıyı korunaklı bir yere almak olabilirdi ama buna da fırsatım olmadı.